Bugun...

Geleceğimiz makine alanı eğitimindedir

 Tarih: 18-03-2019 23:22:00
Fahrettin Gülener
Aslında dünya çapında yarışabilmek için zaman bitti ama, bunu kim anlıyor? desem bana kızmayınız lütfen.! 1945 tarihli yeni dünya düzenine merdiven dayayıp 1960 yılından itibaren teknolojik zıplamayı sağlayan 20 civarında ülkenin izlediği rotayı bizler keşke liselerde ve fakültelerde ülkesel kalkınma bilgileri dersi adı altında alabilseydik!? Dünyada bu benzerlikte eğitim biçimi birbirinden az farkla halen mevcut. Benim bir tekerlemem var;” kim, nerede ne yapıyor? Neden, niçin, nasıl? Kiminle nereye kadar?”
 
Ben niye kişisel olarak bu konunun alt yapısına sahibim diye soracak olunursa cevabım şudur; Yurtdışı gezilerimin yüzde doksanı teknoloji fuarlarıdır. İlgisi olanın bilgisi sağlamdır. Fikirler bu şekilde sağlam gelişir ve proje yapma yürekliliğini getirir. Bu çabaların sonunda projesi olan kişiler uygulamaya yönelir. Yani; üretim için gerekeni yapar. Bütün bu çabaların sonunda Kâr oluşur. Böylelikle varlığını geliştirme ve sürdürme kitlesel eylemi gelişme şansı bulur.
 
1958 Formoza adası savaşlarında Çin ve Tayvan halkından karşılıklı dörder milyon insan öldü. Savaş bitti Tayvan Çin’e teslim olmadı. Hayatta kalabilmek için dünyanın en etkili ve zor işlerini yapmaya başladı. 1- Akü endüstrisine yöneldi ve ABD’ninbu sektördeki kimyasal çöplüğü olmayı kabul etti. Fakat 5 yıl içinde koruyucu tedbirler ve teknolojik çareler bularak bu pislikten dolayı ne çevresini kirletti ne de insanını öldürdü. 
 
2- Yine çok zor ve ağır bir iş olan dökümcülük sektörünü kabul edip tüm dünyadan siparişler aldı. Leadwell öncü markası ile kocaman makine gövdelerinin dökümünü yaparak çok kirli ortamda üretim yapan Tayvanlı vatandaşların sağlığını koruma programları geliştirip iş ve hayat standardını yükselttiler. Daha sonra makine gövdelerinin dökümü yapılmışken, işçiliksiz kütleler halinde satmak tatmin etmediği için bu makinelerin tamamını üreterek katma değerli endüstriyel geçişi başardılar. Şu anda Tayvan Kökenli 250 civarında  makine üreticileri dünya geneline sadece bu sektörde 200 milyar dolarlık makine ihracat yapmaktadırlar.
 
 3- Dünyadaki en güçlü hurdacı ülkeler kapsamında Kore’den sonra ikinci sıradalar. Alüminyum bakır ve plastik hurdaları devasa gemilerle değişik merkezlerden satın alarak ülkesindeki fabrikaya getirirken gemideki ayıklama işlemleri yapılarak sınıflandırılmış hurda balyaları Tayvan limanına geldiğinde hazırlanmış olarak ergitme fabrikalarına gitmekte…
 
4- Tayvan artık patron sınıfına erişmiş olduğundan; dünya Bankalarında 3,5 Trilyon dolar nakit stoku olduğunu bir makaleden öğrendim. Bu kadar parası olan 26 Milyon nüfusa sahip; yüz ölçümü 11.000 km² olup dağlık bir araziden yüksek katma değeri elde edebilen bu insanların haftada 60 saat çalışmaya devam ettiklerini bilelim.. (Tayvan=Bursa arazisi) 5- Tayvan malları Japon ve Alman mallarına kafa tutacak düzeyde olduğunu bilmemiz gerekir ki; bizim ülkemize belki bir rol model edinme aklı gelişebilir…? Kısacası, prensipli başlangıçlar disiplinli yürüyüşlere döndüğünde kitlesel yarışın en arkasındakinin dahi ciddi bir şansı doğacaktır.. Tayvan’dan kesitler çizdim ve değerli okuyucularımın düşüncelerinde deprem yarattım. Peki; Kore ve Malezya ne durumdadır? Ne yapar; ne yer, ne içer? Bunları da sizlere bırakıyorum dostlarım… “Hayatta en kolay şey otlanmaktır” diyen babamı hatırladım… Acaba ne demek istemişti hala düşünüyorum…
  YAZARIN DİĞER YAZILARI