Bugun...

Herkes ağa, inekleri kim sağa?

 Tarih: 15-07-2019 17:36:00
Fahrettin Gülener

Böylesi bir halk sözünü genç nesil duymamış olabilir ama taşıdığı ifadenin önemini ve gereğini satırlara aktarmayı uygun buldum. Tam 36 yıl önce; 1983 yılında “Liberalizm” diye bir kapitalist düzen uzantısı ile birdenbire buluşturulduk! Dönemin insanları yorucu 70’li yıllar sonrasında, (yaz ortasında serin sulara atlar gibi) Liberalizm denizine balıklama daldırıldı. Peki Liberalizm neydi? Bilen yok. Komünizm ve kapitalizm savunucularının kavgasının ülkemizi yorduğu 70’li yıllar sonrasında “iyi bir şeydir” diyerek sarıldık Liberal ekonomi kavramına..

Sonraki yıllarda; bize 8açık, açık anlatılmayıp) direkt dayatılan ve aslında pozitif bir ekonomi modelini hep beraber yüzümüze gözümüze bulaştırıp haksız kazanç, yasaları esnetmek, çalışanın haklarını görmezden gelmek ve yasaları yok sayarak hızlı zenginleşme modeline birden bire geçiverdik. 88-91-94-2001 krizlerini yaratan sebebin Liberalizmi anlamadan uygulatan yönetim modeli sahiplerinin pişkin tavırları hem ekonomiyi dur-kalk exantriğine çevirdi, hem de; lümpen, tembel, haksız kazanç özentisi ve pişkin toplum oluşumu gerekçelerini başımıza belâ etti.

Bizler X kuşağındanmışız!! Y kuşağı epey tembel imiş!! Z kuşağı ise iyice fırsatçı ve çıkarcı  imiş!! Peki insanımız kendi başına mı bu hale geldi? Hayır! Yetersiz ve içi boş siyasi vaatlerle insanımız heyecanlandırıldı, girişimciliğe özendirildi… Ama Liberal ekonominin ne menem bir şey olduğu ne anlatıldı, nede öğretildi..!! Anlamadan, öğrenmeden, hazmetmeden hedeflediğimiz bir ekonomi modelini 30-40 sene devamında inatla ve hiç aksatmadan sürdürebilmemiz çok ciddi bir talihsizliktir…?

Her yeni gelen hükümet temsilcileri daima Liberalizm esaslı programları  (içi boş olsa da) halkımıza iyi bir şey olarak dayatıp sözde ekonomik zıplamaya yönlendirdi.. oldu mu? Hayır! Neden olmadı öyleyse? “ Pişmedik aş, ya karın ağrıtır ya baş..” Anadolu sözüne göre hiçbir tedbir alınmadan “saldım çayıra, mevlâm kayıra” misali girişimcilik modeli beraberinde herkes sahaya çıktı. Sonuç; ihracatın iki katı ithalât yoluyla dünyaya çalım atma, kafa tutma modelini icâd ediverdik!

Böbürlenmek, aşırı havalara girmek, hesapsız yatırımlar yapmak ve borçlarımızın altında ezilmek kimin kabahatidir? Bence “Her fert istemedikçe ülke kalkınamaz” prensibini anlayamayan kişisel tedbirsizlikler bizim bu günkü sıkıntılı halimizi hazırlamıştır. Çalışacak adam bulamıyoruz; yapılacak dağlar kadar işimiz var iken? Mülteciler dört elle bize ait işleri daha ucuza yapıyor diye diye ekonomiyi ihmal ettiğimizi henüz yeni yeni anlamaya başladık.

İşte bu ve benzeri sebeplerle yazımın başlığını bu şekilde yazmayı seçtim. Üstelik kriz denen büyük dert henüz % 20/25 aralığında enflasyona ulaşmışken geriye dönüşü vadeden bazı ekonomistlerin hangi akla hizmet ettiğini anlayan var mı acaba?

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI