Bugun...

Aşırı istekler = Bitmeyen krizler

 Tarih: 24-02-2019 18:39:00
Fahrettin Gülener

Kişisel taleplerin sınır tanımadığı bir dünya görgüsüzlüğü fırtınası son 50 yılın en zorlu dönemecine girmiştir. Dünya nüfusu arttıkça fakirlerin zenginlere göre ezici çoğunluğa ulaştığını kim bilmez? Savurganlık yoluyla dünya kaynaklarını tüketen genel kültürsüzlük, fakir-zengin ayırt etmeksizin tüm taraflarca vahşi bir iştah ile büyütülmektedir.

Farkındalık bilimsel bir kazanımdır. Tahsil seviyesi orta düzeylerde olan kişiler bile farkındalık erdemini yakalamalıdır. Yanlış giden milyon sayıdaki hataların sonsuza kadar bizleri taşımayacağını anlayabilmek ise; tek başına bir farkındalık sebebidir. Farkına varmakla insanlar yeni bir rota düzeltmesi yaparak pozitif anlamda kişisel ve toplumsal gelişmelere yol açarlar.

Huzursuz toplumların huzursuz yöneticisi ve sosyal liderleri olacağı açık bir gerçektir. Eğer birde görgüsüzlük genetiğine sahip ise; yandıkça yanacak olan bir alt katman, ülkelerine ait tüm huzuru alıp götüreceklerdir.. Ailelerin ortalama pozitif kültür seviyeleri son yıllarda neden dibe vurmuştur? Açıkça savurganlık yarışlarının azgınlığı önlenemez boyutlara ulaştığındandır! AVM tuzak merkezleri durmak bilmeden halen çoğalmakta ve buna dur diyecek bir otorite görülmemektedir.

Tükettiğimiz, cebimizdeki para değildir sadece! Doğanın verdiklerini evlerimize yığdıkça evlerin dolapları, odaları, kilerleri ve bodrumları bile bir kere kullanıp kenara atılmış eşyalarla doludur. Zenginler azgınca, fakirlerde az miktarda olmak üzere; topyekün insanoğlu neyin yarışında olduğunu anlamadan; huzurunu ve geleceğini kaybettiğinde 50’li yaşlarını aştığını ve geriye dönüşü olmadığını üzülerek görecektir…

İnsanoğlu neden böyle bir hataya düştüğünü daima geç anlar. Ego, insana verilmiş bir gizli düşman kardeş gibidir.. Şiştikçe şişen egolar yenilerini getirir ve sahibi çevreye olan davranışlarıyla hem kötü örnek olur, hem de düşmanlık yaratır. Büyüklerin sözleri dinlenmez olur çünkü; televizyon dizilerindeki aşırıcılık yarışları evlerin içindeki izleyenleri şeytanın fitne fırtınasına daha süratli iter.

Ne yapalım peki? Önce “durumumuz gerçekten böylemi” diye anlamaya çalışarak belki biraz frenleme olacaktır. Ancak, topyekün kültürel paylaşım dayanışması için temiz yürekle elimizi uzatacak eller bulmaya çalışmalıyız. Ülkemizin kalkınması için çocuklarımızın küçük yaştan itibaren pozitif üretim anlayış ve davranışına yönlendirilmesini sağlamalıyız.

Harcamanın sonu yoktur!

Sefaletin de madalyası yoktur!..

YUKARI