Afyon escort Tekirdağ masaj salonu

escort istanbul istanbul escort istanbul escort bayan

Bugun...

Beceri eğitimi çocukluktan başlar

 Tarih: 23-05-2019 23:38:00
Fahrettin Gülener

1991 yılında Japonya’nın kültür ve Arge merkezlerinin çoğunlukta olduğu Osaka kentinde 5/7 yaş grubu için eğitim veren okullardan birini ziyaret etmiştik… Sabah okula gidecek çocuk, evinin bulunduğu sokağın cadde kısmına kadar yürüyerek gidiyor. Sırt çantası ile durakta kendine ait kaldırımdaki boyalı işaretin üzerinde beklemeye başlıyor. Devletin tahsis ettiği servis otobüsü gelip kapılar açıldığında o minik çocukların, sırtındaki çantalarıyla ve kendi gayretiyle otobüse bindiklerine şahit olduk…

Biz de; aynı otobüste gösterilen misafir koltuğuna oturup 10 dakika sonra okula vardık. Sınıfların 12 kişilik olduğunu ve aşırı bir temizlik pırıltısını gördük. Bu sınıfın çocuklarından birisi sınıfın duvar dibinde, yerden biraz yüksekteki çeşmeden çaydanlığa suyu dolduruyor. Hemen yanındaki zemin üstü ocağı elindeki çakmak ile ateşliyor. Çaydanlıktaki suyun kaynaması için hiç kimseden yardım almadan ocağın üzerine koyuyor. 6 dakika içinde kaynamış suyun bulunduğu çaydanlık ile arkadaşlarının sırası üzerinde Japon kültüründeki geniş ağızlı çay kâsesini ustalıkla dolduruyor. Bu işlem hergün sırayla bir başka çocuk tarafından neşe ve sevinç içerisinde yapılıyor.

Acaba bu yaştaki çocuğa ülkemizde hangi anne ve baba buradaki gibi bir çay kaynatma ve servis etme işlemini yaptırır? Veya; bizdeki yasal gerekçeler böyle bir riske izin verir mi? İkisinin de cevabı hayır! olamaz!! Şeklindedir… Japon kültüründeki bu çaydanlık modeliyle, çocuğun tehlikelerle en erken çağda tanışması ve tedbirlerini alması hakkındaki eğitim modeli gaye edinilmiştir. Yine de risk var mıdır? evet vardır.. Kendilerine kaza olup olmadığını sorduk; kesinlikle herhangi bir kaza ile karşılaşmadıklarını söylediler. (Japonlar asla yalan söylemez!!)

1975’te büyük oğlum 1 yaşında odanın içinde koşarken, evi ısıtan kömür sobamızın kapağından görünen alevlere doğru sevinç çığlıkları ile atılıyor ve bizler yanmasın diye peşinden jet hızı gibi koşarak yakalıyorduk! Bir gün aklıma gelen şeyi denemek istedim. Annesi odada yokken; çocuğumun bir elinden tutarak sobaya yaklaştırdım. Kontrollü bir şekilde elini ateşe doğru yaklaştırdığımda birden elinin tehlikede olduğunu anlayıp kendisi çekti. Bu eylemi birkaç kez denemeye kalmadan hayatının ilk dersini alıp bir daha sobaya yaklaşmadı. Hayatın her evresinde, seyahat yollarında, vazife başında ve ummadık anda daima tehlike vardır ama; bizlerin aşırı korumacılık kültürüne sahip olmayan toplumların neden bizlerden çok daha ileride olduğunu böylece anlamış oluyoruz…

Demem o ki; şimdiki olumlu gelişmelerle ülkemiz genelindeki okulların bünyesinde kurulmakta olan beceri sınıflarının hızla çoğalmasına Milli Eğitim Bakanlığımızın olumlu bakış açıları ve yasal düzenlemeleri olağanüstü bir takdir konusudur. Erken yaşta bileğiyle iş yapmayı öğrenen çocuklarımıza kafası ve kalbi itaat eder… İş dünyasındaki özdeyişlerimizden birisi şöyledir, “kafası, kalbi ve elleriyle iş yaptığı halde; beş duyusunun tamamını ve hücrelerini de katarak iş yapan kişiler “ÜSTAT” olur..”

Erken yaştaki beceri eğitimlerinin sonunda çok iyi beyin cerrahı, çok iyi diş doktoru, çok iyi estetisyen, çok iyi müzik enstrüman üstadı ve çok iyi düşünen devlet adamları mutlak gelişecektir. Ne kadar geç kalmış olsak da; bugünden başlarsak, öncü gözlemlerimizle birkaç yıl içinde olağanüstü farkları hep beraber izleyeceğimize inanmamak mümkün mü?

YUKARI