Bugun...

Krizi yaratan kim?

 Tarih: 23-11-2018 18:55:00
Fahrettin Gülener

Bu sorunun cevabı Dış güçler, Yöneticilerimiz ve gizli düşmanlarımız dersek çok rahatlarız. Ama, benim düşünceme göre kendimiz yarattık dersem bana nasıl bakarsınız? İnsanın hayatının başlangıcı nasıl geçiyorsa geleceği ona göre şekillenmiş olacaktır. Çalışmak, üretmek ve Dünya pazarlarında var olmak için kendimize soru soralım, dürüstçe cevaplar verelim dersek, hep birlikte utanacağımızı tahmin ediyorum!

Dünyada en çok kriz yaşayan ülkeler bize benzeyen “gelişmesini tamamlayamamış” ülkelerdir. 50-60 yıl öncesinde Kore, Taiwan, Malezya gibi doğu ülkelerinde; İspanya, İtalya, Portekiz ve Finlandiya gibi Avrupa ülkeleri kendilerinin gelişmişliğinin ne olup olmadığını anlamak için 3-4 yıllarını alan araştırmalar yapmışlar. Reçete hazır dediklerinde düğmeye basıp önce planlı ve düzenli eğitim sistemlerinin geliştirerek daima daha yükseğe çıkaracak şekilde iyileştirmişlerdir. Bu saydığım ülkelere Türkiye’nin o günkü denkliği aynı idi. Şimdi bu ülkeler dünyanın Efendileri sınıfında olup; bizler birbirimizi yemekle uğraşıyoruz?

Kendimizi yerden yere vurmanın bir anlamı yok! Son pişmanlık fayda vermiyor çünkü.. Ancak; bugün ve hemen çocuklarımızın küçük yaştan itibaren becerilerinin geliştirilmesi için acilen yapılacaklar nedir ona bakalım!? Ah vah demeye bile zamanımızın olmadığını çok iyi bilmemiz lâzım artık! Bu düşünceleri paylaşabileceğimizi sanıyorum, çünkü durum ortada!! Hiç kimse bizim yararımıza olan geçerli reçeteyi bize vermez! Bu reçeteyi biz yazacağız! Yazamazsak sonumuzun imzasını attığımızın bilincine dayanarak!..

Bu krizin önceki  8-10 tanesini yaşamış eski bir sanayici olarak yakın birkaç yılda bile bu krizden nasıl çıkabiliriz hiç bilmiyorum!! “ÇÜNKÜ ÜRETMİYORUZ”!! Hazır mal almaya öylesine alıştık ki; bize çalışkanlık yaklaşırmı bunuda bilemiyorum? Bu satırlardaki özeleştirilerin bizi sarsması ve aklımızı başımıza toplaması mümkün olursa eğer, en azından yakındaki 10-15 yılımızda meyve toplamak için anlamlı bir harekete kararlılıkla start vermekten başka çare bilmiyorum ne yazık ki.

Not: Endüstri Meslek Liselerimizin eğitim verimliliğinin Fen Liselerimiz seviyesine çıkarılabilmesi halinde 5-10 yıl içinde ihracatımızın “kıymetli endüstriyel ürünler kapsamında” ( 8- 12$ / kg değeriyle) ciddi artış göstereceği fikrini ortaya atıyorum. Sana ne, ona ne, bana ne demeni öğretenler ne kadar kendimiz öğrenmeye hazırmışız nedense? Düşünelim, irkilelim, ayağa kalkıp çalışalım artık…

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR