Bugun...

Vatan; nasıl, en iyi korunur?

 Tarih: 09-02-2018 22:45:00  -   Güncelleme: 06-04-2018 14:55:00
Fahrettin Gülener

 Vatan nedir? sorusunun karşılığında çok sayıda tarifler ve yorumlar yapılabilinir. Daha kısa bir cevap vermek gerekirse; bence, VATAN HİSSETMEKTİR..! Kendine ait bir emanet olduğunu, bırakmakla yükümlü yüce bir miras olduğunu, gelecekteki sonsuz zamanlara uzanan nesillerimizin hür yaşayacağı toprak bütünü ve nefes alıp, doyabileceğimiz, çoğalabileceğimiz özgürlük alanı olduğunu bilmekle işe başlayabiliriz..

Her milletin barındığı vatanı, kendisinin mücadelesiyle çizdiği sınırlar içeresindeki en kutsal varlığıdır. Vatan; özgürce, korkmadan, çekinmeden, kimsenin hakkına tecavüz etmeden ve başka bir tecavüz korkusu olmadan, tüm insanların saygısını sunduğu ve koruduğu devasa bir platform gibidir. Bu söylediklerimin hepsi (hazarda) yani barış zamanındaki huzurlu yaşayış biçimini ifade eder.

Barışı tehdit eden dış etkenler ise; tarihten beri her millet ve vatanı için olagelen çekinceli olayların başında gelir.. Tecavüzkâr komşular olabileceği gibi; uzak mesafelerden saldırganlık emelleri taşıyan onlarca millet/devlet politikalarına dayalı gizlenmiş emeller karşısında asla zayıf düşmemek birinci vazifemizdir.

Allah etmesin; bir saldırıya karşı koca bir orduyu daima hazır tutmaktayız! “Su uyur, düşman uyumaz” diyen bir atasözümüz bize en anlamlı öğüdünü daima vermektedir. İllaki bir tehlike üzerimize geliyorsa; cephelerde hep beraber savaş içinde olmamız gerekebilir? Bu mücadeleden hiçbir vatandaşın geri duracağını hiçbirimiz aklımıza dahi getiremeyiz. Bu uğurda can verir, can alırız, fakat; muhakkak vatanımızı (atalarımızın yaptığı gibi) koruruz...

Vatanın, korunup yüceltilebilmesi ifadesini kullanmayı alışkanlık edinebilirsek eğer; maksat ve mana çok daha doyurucu bir düzey kazanacaktır bence.. Vatanı korumakla ilgili birçok tedbir/harcama yapmak zorunda olmak ne kadar gerekliyse; o vatanın gelişmiş milletler seviyesine ulaşması aynı şekilde gereklilik ve zorunluluktur.. Düşman tecavüzüne karşı hepimiz birden ölümü göze alarak cepheye koşuyor ve şehit/gazi olabiliyorsak; buna yüksek bilinç, yüksek ahlâk ve onurlu millet özellikleri diyebiliriz.

Böyle bir vatan koruma modelinin; kaçınılmaz bir şekilde, çok pahalı bir bedeli olduğu açıktır. Peki; başka bir çare var mı ki yapalım? Dersek, evet var..! Güçlü ekonomiyi oluşturabilmenin ilk şartı güvenli bir vatan zemini değil midir? Elbette ki öyledir ama; yetmez!! Bu güvenli zeminde her türlü yeni ve yüksek teknolojinin kullanımını öteden beri kullanabilmemiz (olmazsa olmaz) bir mutlak gerekliliktir. Kendi ihtiyaçlarımızı (olabildiğince) başka ülkelerden ithal etme yoluna gitmeden; kendimizce üretebilmek gerekir! Mümkünse; başka ülkelere karşı her türlü mal ve hizmeti rekabetçi şartlar dâhilinde (ve barışta yarış prensibinde) üretip satabilme becerisini sağlayabilmemiz döviz tasarrufu ve müthiş bir döviz zenginliği getirir.

Zenginleşebildiğimiz oranda; altın, döviz, hammadde, ara madde, toprak altı hâkimiyetimizi vs. arttırmaya devam ederiz.. Daha güçlü bir savunma düzeyine eriştiğimizde, bize karşı kötü emeller besleyenleri caydırıcı olmamız, bizim; cephe savaşına gerek kalmadan iki yönlü kazanç kapımız olacaktır. İşte bu uzun ifadeyi içeren (vatanın korunması meselesi) aslında gelişmiş milletlerin yapabildikleri bir vatan koruma şeklidir. Kendimce bir cümleyle, en kısa anlatımını sunmaya çalışayım.. “Hiç kimse vatanını korumak için cephede ölmeye dek beklentilerde kalmasın! Fakat; Her fert vatanı için (cephedeymiş gibi) ölürcesine çalışmayı seçebilsin..!!”

Hepimiz etrafımıza bir bakalım; bizi tehdit eden/etmeyen gelişmiş milletlerin kasaları dolu, dövizleri çok, teknolojileri yüksek!! Kişi başı GSMH (milli gelirimiz) en az 20.000$ düzeyini aşmadıkça hiçbir varlık gösteremeyeceğimizi haykırabilirim..! Demek ki Dünyanın önde gelenlerinin vatandaşları “ Vatanı için cephedeymiş gibi ölürcesine çalışıyorlar”…. mış!!

 

 

  Bu yazı 2067 defa okunmuştur.
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI