Bugun...

Ya üretim ya ölüm!

 Tarih: 25-09-2018 12:29:00  -   Güncelleme: 25-09-2018 12:34:00
Fahrettin Gülener

Ağır endüstri kenti Bursa’nın “ekonomiye metrik yaklaşımını” 18 yıldan beri yılmadan yorulmadan ciddi ve tutarlı olarak ölçen EKOMETRE gazetemizin doldurduğu yerin ölçülmesi oldukça zor olsa gerekir.. Sanayici, iş ve meslek adamlarının ağır sorunlarla ve zevkli uğraşlarla ortaya koydukları performansını da ayrıca ölçtüğü için gazetemize özel teşekkürler.

  • Böyle bir başlıkla yazıya girilir mi deseler; “hayır” derdim. Ama Milletçe anlamamız gereken esas konu üretimsizlik iken; sorumlu tutulan filân, falan mazeretlere sığınmaktaki sıradanlık beni hayrete düşürüyor.. Hiçbir yazar çizer (üstat iken bile…) “olmazsa olmaz; üretim” diyerek haykırmıyor! Neden? Cevabını bildiği halde doğruyu söyleyip, yazamamayı bir takım korku odaklarına bağlamayı seçmek, yersiz korkuların yeni kapılarını açmak anlamına gelmez mi? Ekonominin selâmeti için (ve Allah rızası için) gereğini efendice ve bilgece yazmaya kim, ne zaman karşı çıkmıştır?
  • 1998 yılında Güney Kore’de derin bir kriz var iken; Bursa’nın kardeş kenti TEGU’ya işbirliği heyeti olarak kentimizin 3 Resmi  kurum temsilcileri sıfatıyla 10 günlüğüne ziyarette bulunduk.. Daha ilk günü henüz sağı solu tanımaya çalışırken sokaklarda orta ölçekli kalabalık gruplar pankartlar ve sesli yürüyüşlerle bir şeyi protesto ediyorlardı! Bize hizmet veren rehberimizden konuyu aydınlatmasını istedik.. Cevap; ”Fabrikaların çalışanlarından 2-3 kişilik temsilcilerden oluşan bu kalabalık, ülkedeki Tv kanal sayısının çokluğunu protesto ediyorlar” dedi. Bravo dedik! O günü bizim Tv kanal sayımızın ülke genelinde 100’ü aştığını bildiğimiz için!. Fakat; sonradan anladığımız şekliyle şok yaşadık!. Meğer Kore’de toplam 3 Tv kanalı var iken; o yılın başında iki Tv kanalı daha eklenmiş! Protesto edilen şey; ülkenin Tv kanal sayısının %65 oranında artırılmış olması imiş!. “İnsanları televizyonlarla oyalarsanız çalışma tempomuz ve ihracatımız düşer” diye protesto ediyorlar…
  • Ülke çalışanlarını savunan organizasyonlar hemen ilgili bakanlığa başvuruda bulunuyor; “Sizler ihracatı desteklemek adına %20 oranında fiyat indirimi için fabrika yönetimlerini ikna ettiniz; bizlerde  dört yıl süreyle her gün 3 saat fazla çalışarak katkı koymak istiyoruz. Paramızı 4 yıl sonrasında Whon (ülke parası) olarak faizsiz olmak şartı ile talep ediyoruz” diyorlar.. Daha sonnra, Kore krizi iki yılda sona erdiğinde; çalışanlar 4 yıl sonrası için verdikleri söze rağmen ödemeyi öne çekme tekliflerine HAYIR! diyebiliyorlar… Oradaki insan kalitesinin nesi bizden üstünki; böylesi mükemmel dayanışmalarda bulunabiliyorlar?
  • Ertesi gün yine değişik protesto gruplarına rastladık fakat; dördüncü günü başkent Seul’ deki büyük mitinge açıkça hayran kaldık! Neredeyse tek tip pankartlar ve tektip (kısa ve öz) yazılar gördük… Ne yazdığını bize tercüme eden kişiye doğru bakakaldık! Niye mi? “YA ÜRETİM YA ÖLÜM” diyen binlerce pankartı şaşkınlık ve hayranlıkla izledik.. Hani bizim kurtuluş savaşı sırasında Halide Edip Adıvar’ın mitingleri vardı ya; o günkü pankartlarımızda bu yazıya benzeyen tek tip slogan ve sesleniş benim çocukluğumda bile yankılanması devam ettiğinden; “YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM” tapınmasını hatırlayıp hepimiz iliklerimize kadar titremiştik. Demek ki; İSTİKLÂL (ÖZGÜRLÜK) ancak çok çalışmakla ve çok üretim yaparak; bir yandan ithalâtı azaltmayı öte yandan ihracatı artırmayı başaramazsak (Allah etmesin) gün gelip istiklâlimizi bile kaybedebiliriz!!
  • Şu günlerde Bayram sonrası rehaveti ile halâ piyasalarda ne olup bittiğini ve yakın günlerde nelerle karşılaşabileceğimizi merak etmeyen insanlarımıza hangi gözle bakılacağını bende bilemiyorum. Her şeyi Allah’a bağlayan miskin anlayıştan bizi kopartmayıp daha çok bağlayan nasıl bir şer kuvvet ile kilitlenmişiz? Hadi kilitlendik; niye ayılamıyoruz sorusuna yakınımdaki kafası çalışan kişilerde cevaplayamıyor ne yazık ki! 1876 Tanzimat fermanı sonrasında her şeyin gayet güzel bir şekilde yoluna girdiğini zanneden birilerine cevaben; (Tevfik Fikret) ironi olması bakımından şu sözü ile ünlü olmuştur; “BÖYLE GAM, BÖYLE KEDER; BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDER!! YEYİN EFENDİLER, YEYİN EFENDİLER”

Allah saklasın; inşallah bu durumda değilizdir?

 

NOT: 29.08.2018 Çarşamba günü sosyal medyada 2 dakikayı aşan bir video ile güney illerimizden birinde; Hocası ve cemaati ile birlikte “Dolar yükselmesin, düşsün duasına” çıkıldığını izledik.. Olur; biz kıpırdamayalım ama, Allah versin!!

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR