Bugun...
SON DAKİKA

Yerli ve Milli?

 Tarih: 24-10-2018 20:35:00
Fahrettin Gülener

Eskiden (?) ilkokul, ortaokul ve lise çağlarında iken birçok atasözünün en başında “yerli malı, yurdun malı; bunu herkes kullanmalı” diyen bir eğitici tekerleme (vatan sözü) daima aklımızın bir köşesinde dururdu. Yeri geldikçe otomatik bir gayretle daima bu sözün tamamını söyler ve yaparak yaşardık… Şimdi bu lafın bilinirliği hakkında hiçbir eser kalmadığı hepimizin bildiği acı bir gerçektir. Peki; ülkemizi bu sorumsuzluğa iten sebep nedir dersek? 1-Doğrudan kendimiz… 2-Dış güçler dediğimiz dost görünümlü evrensel satıcılardır…

Nüfusumuzun %5 lik kesimi, 1983 yılında gelişen Liberal ekonomi rüzgârından beri haklı veya haksız yollardan çok zengin olmuşlar. Aynı zengin kişilerden sonraki ikinci kademedeki %10 luk kesimin “yeterli satınalma gücü geliştiğinden” toplamda %15 (yani 12 milyon) vatandaşımızın harcama miktarı ülkemizi dışa bağımlı hale getirmiştir. Halkın diğer dar gelirli kesimin toplamına şirin görünen bankalarımızın dağıttığı kredi kartları ile milli ve yerli ekonomiyi temsil edebilecek üretici sınıfı dibe çökerek topyekün tam bağımlı hallere düşmüş olduk..

Demokrasi çok çalışılması gereken ve sınıf geçmenin en zor olduğu bir rejim modeli ve hayat dersidir… Nasıl mı? Sonsuz ve sınırsız özgürlük çelişkisi ile sokağa döktürülen her kesimden halkımız emek vermeden (erişebileceğini zannettikleri) istekler sıralamasını hiç çekinmeden ve sıkılmadan ortaya koymuştur. Kişi başı milli gelir(GSMH) nedir? Nasıl ulaşılır? konulu bir TV programına ben rastlamadım. Bu kritik vatandaşlık bilgilerini edinmeden sadece mal, mülk edinmeyi ve daha sonra başka şeyler istemeyi ihmal etmeyen “haketmemiş silik toplum” haline getirildik. Bu büyük bir sorundur, ülkemizin çalışma ve uzlaşma barışını hergün biraz daha tehdit etmektedir…

“Yerli malı, yurdun malı; herkes bunu kullanmalı” cümlesini birkaç defa içtenlikle mırıldanırsanız eğer, kulağa ve gönüle ne kadar hoş geldiğini sizde hissedeceksiniz muhakkak… Halen yerli malı dediğimiz tüm ürünlerimizin üretilebilmesi için gerekli olan  ithal girdisi; çeşidine göre, %45 ile %85 arasında değişmektedir. Yani: ortalama her yerli malımızın %65 kadarı yurtdışından döviz ile satın aldığımız ara malı veya hammadde olarak ülkemizin toplam borç hanesine yazılmaktadır…

Böyle bir acı gerçek; 1983 Liberal ekonomi deneyimlemesi sayesinde başlatılmış idi… Önce; “halkımızın Liberal olması neyi ifade eder” öğretilmeden, Liberal ekonomi denizine çivileme atlamış olduk… Kişisel zenginliği hoopp diye kişinin kendisine bir başkası kazandıramaz.!! önce uzun yollu eğitim uğraşları beraberinde gelişmesi gereken yerlileştirme çabaları ve sonrasında Liberalizmin kısa metrajlı ve tuzaklı yolları aşılabilmeliydi…

Son söz olarak; ülkemizin 157 milyar dolarlık ihracatının yaklaşık %85’i ithal girdilerden oluşmaktadır.. Bunu bilelim! Yüksek katma değerli, yerli katkılı ihracatımızın payı %10-15 olsa da; kilogram satış değeri 3-5-7 dolar düzeylerindedir! Bize konuşacak bir şey kaldı mı? Üniversitelerimizin bu gerçeklere uyumlu araştırma sunumları var mıdır? Pek sanmıyorum! Televizyonların açık oturumlarında herşeye değinilir ama ithalat- ihracat ana damarlarımızın işleyişinin bu derinliğine nedense hiç girilmez!. Neden acaba?

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI