kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

2019’da tavuk, 2020’de tavuk, 2021’de ayık

 Tarih: 06-01-2021 08:58:00
Özkan İrman

Antalya’da bir toplantıdaydım. Sanıyorum 2019 Aralık ayı başıydı. Bu toplantıda tokalaşmamaya, öpüşmemeye özen göstermeliydik. Ama yine de çokça tokalaşan, öpüşen vardı. Ülkenin her yerinden gelmiş iş insanları iç içe 4 gün geçirdik. Tehlikenin boyutunun demek hiç farkında değilmişiz ki uzatılan eli sıkmamayı, uzatılan yanağı öpmemeyi nezaketsizlik sayıyorduk. 

 

Çok kısa bir süre sonra tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgının bir HUMMA olduğu anlaşıldı.

 

Ve birden Çin insanlığın gündemi oluverdi. Aniden düşüp ölen insanların görüntüleri bütün ülkelerin akşam haberlerinde, halklara servis edildi. Herkes yarasa denilen canlıdan nefret etti. Bir insan bu yaratığı nasıl yerdi ki?

Çin’in “bizce iğrenç” hayvan pazarları sosyal medya sayfalarında  öyle kol gezdi ki içimiz kalktı.

 

ABD, virüsün Çin’den yayıldığını söyledi; Çin reddetti. ABD’nin sicilinin bozuk olması Çin savını zamanla zayıflattı. 

Açıkçası, Trump "Çin virüsü" dedikçe benim bile hep gülesim geldi. "Çin bunu niye yapsın?" diye düşünmeden edemedim. Sahiden niye yapsındı ki? Kim kendi ticaretine engel olacak bir virüsü dünyaya yayardı ki?

 

Bu tabii ki de çok sığ bir düşünceydi. 

Daha önce bir türlü ticaret anlaşması imzalamaya yanaşmayan Çin’i Sars’la hizaya getirmiş olabilirler miydi? Acaba şimdi Çin buna bir cevap mı veriyordu? 

 

Çin fuarlarının iptal edildiği, tüm uçak seferlerinin iptal edildiği, ne kadar kanatlı hayvan varsa itlaf edildiği o kâbus dolu SARS günleri ve Çin’in bundan doğan zararını düşününce zamanla bunun bir karşı saldırı olduğu düşüncesi bende hâkim olmaya başladı. Galiba Trump haklı derken, içim acıya acıya müstahak da demeden edemedim.

 

Size biri nükleer ya da siber saldırı yapıyorsa ve sizin buna verecek bir cevabınız yani gücünüz varsa verirsiniz. Rusya’ya nükleer bombanın formülünü maddi bir çıkar beklemeksizin veren İngiliz bilim insanı isteyerek ve bilerek dünya üzerindeki paktları bir dengeye getirmişti. Aslında memleketinde vatan haini ilan edilen ve yaşından dolayı hapse girmekten kurtulan bu hanımefendinin belki de hakkı zamanla gerçek manada teslim edilecektir. 

 

İsrail ve ABD ortak yapımı bir bilgisayar virüsü ile İran’a bir saldırı yapılmış nükleer çalışmaları ciddi şekilde sabote edilmişti. İran önce bunu anlamamış anladığında ise tüm gücüyle ABD’ye  saldırıp New York’u bir süre elektriksiz bırakmıştı. Ve siber saldırmazlık anlaşması da bundan hemen sonra geldi. Çünkü denge oluşmuştu; “saldırırsan cevabını misliyle alırsın dengesi.”

 

İnsan hala zalim… Kendi ırkını millet millet, din din, kıta kıta düşman biliyor hala. Ekolojik denge bozulacak, bu güzelim dünyanın iklimi perişan olacak diye düşünmeden, başka bir ülkenin ormanlarını acımadan yakabiliyor mesela. AIDS diye bir hastalığı, ebola gibi bir mikrobu yayabiliyor mesela. 

 

Hafife aldığım bir kanalın, çok ama çok hafife aldığım bir programında Covid ile ilgili yine neler saçmalayacaklar diye bıyık altından gülüp seyrederken, konuk öyle bir laf etti ki utandım. 

“İnsan insana bu zulümü nasıl yapar? Bunu yapan kesinlikle dünya dışı bir canlı olmalı!” dedi.

"Evet kardeşim, evet üstadım," dedim. Gerçekten aynı gezegende yaşayan ve düşündüğünü iddia eden bir canlı kendine bu kötülüğü yapamazdı.  

 

İşler-güçler, ekonomi, pandemi, sokağa çıkma yasakları, ölümler, maske, kaygı, endişe, üzüntü ve uzun ama çok uzun bir yıl. Bunu da görecekmişiz. Bunu da mı görecekmişiz? 

 

Şimdi yani bugünlerde aşı ile ilgili yoğun bir gündem var. İsrail bilindiği gibi tavuk için aşı yapar satar, içine bir sonraki aşının hastalığını sokar. Sen derdine derman diye aşıyı alırsın, tüm çiftliğe vurdurursun ama bir sonraki aşıya bilmeden zemin hazırlarsın. Artık biyolojik silahların zaman ayarlı olduğunu çocuklar bile biliyor. Üç gün sonra kalp krizi yapan ilaçlarla liderlerin öldürüldüğünü biz de yaşayarak öğrenmiş bir ulusuz sonuçta.

 

Veremi, çocuk felcini, kızamığı, tifo, tifüs ve boğmacayı aşı ile aşmış bir neslin çocuklarıyız. Kuduz aşısının ne kadar önemli olduğunu biliriz. Bu derin tecrübeyle Covid ile ilgili de aşıdan medet ummamız gerekiyor öyle değil mi? Tabii ki de öyle. 

Başlangıçta aşı karşıtlarına deli gözüyle bakan ben yapbozun parçaları kafamda oturmaya başladıktan sonra tereddüt eder oldum. "Acaba bu herifler bizi yılların aymazlığı yüzünden kümesteki tavuk gibi mi görüyorlar?" diye düşünmeye başladım. Vardığım nokta kesinlikle öyle gördükleri yönünde.

 

Ben bilmem. Hiçbir gücüm yok; üç kişinin okuyacağı yazılar yazmaktan gayrı. Ama bu ülkeyi yönetenlerin büyük gücü ve sorumluluğu var. 

Maalesef ve ne yazık ki caydırıcı bir gücün yoksa kümesteki tavuktan farkın olmuyor. Hıfz-ı sıhha mı, üniversiteler mi her ne ise bizi hazır hale getirmeniz boynunuzun borcu. Siyaset iktidarda kalma becerisi değil, hizmet etme aşkı ise lütfen... Ama lütfen derdimize bir çare… 

 

Virüsü yaydığı kesin olan yerden tıpkı tavuk gibi aşı bekliyoruz. Başkaca da bir çaremiz yok gibi görüyor. En azından gelecek saldırılar için şimdiden önlemlerimizi alalım, tavuk olmaktan kurtulalım.

 

Herkese umut dolu yarınlar ve yıllar diliyorum. 

2021’de tavuk değil, ayık olmak ümidiyle sevgiyle kalın.

 

 

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI