kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

Altamira ve Mustafakemalpaşa

 Tarih: 26-07-2021 00:28:00
Özkan İrman

Alışılmış, kabul görmüş, kuşaktan kuşağa geçmiş bilgi ya da inanış her devirde kendiliğinden yöneten-kullanan güçleri doğurur. Ta ki biri bir icat çıkarana kadar...

 

İcat çıkarmak, buluş yapmak ya da keşif yapmak hiç iyi bir şey değildir. Çünkü güçleri elinde bulunduranların dayandığı bütün kuralları yenilik yıkar geçer. Yeni bilgiye sahip olanın da yeni kuralları vardır ve artık muktedirler yenilikçilerdir.

 

Özellikle Ortaçağ'dan sonra kilise ve bilim kıyasıya çatışmıştır.

 

Her şey güzel güzel giderken bir sivri zekâlının çıkıp da bütün düzeni bozması ne feci bir şeydir.

 

Altamira Mağarası, Kuzey İspanya’nın Atlas Okyanusu kıyısında yer alan Santander İli’nin 25 km yakınındaki Santillana der Mar Kasabası’ nın 2 km uzaklığında bulunan tarih öncesine ait mağaradır. 1868’de mağaranın girişini bir avcı keşfetmiş. 1875’te yörenin soylularından Marcelino de Sautuola mağarayı gezmiş ve hayvan kemiklerinin yanı sıra çakmaktaşından yapılmış çeşitli araç gereçler bulmuş. 1879’da mağaraya da “güzel görünüşlü” anlamına gelen Altamira adı verilmiş. Vay bu soylunun başına gelenler vay.

 

Mağaranın duvarlarında resimler var ve 40-45 bin yıl öncesine ait. Değişik bitkilerin ve taş tozlarının su ile karıştırılması ile ortaya çıkan boyalarla yapılmış mağara resimleri her hangi bir resim değil; hepsi birer sanat eseri. Nesli tükenmiş hayvanlar da var resimlerde.

 

40 bin yıl önce yaşamış bir insan, uyuyan bir bizonu kas ve deri tonlarının detaylarına kadar resmetmiş. Yatan bizonun duruşu, koşan hayvan sürüleri sanki birer fotoğraf gibi... Geçen onca bin yıla rağmen kalan bile şok ediyor insanı.

Zavallı Marcelino fotoğraf çekme şansı olmadığı için kilise duvar resimlerini yenileyen bir genç sanatçıdan yardım istiyor ve ölünceye kadar da yerleşik anlayışı elinde tutanlar tarafından şarlatan olarak yaftalanıyor. İşin içinde kilise de var, bilim adamları da var.

 

Tek amacı var Marcelino'nun, bu resimleri çok iyi kopyalatıp konuyla ilgilenebilecek yerli ve yabancı bilim insanlarına göndermek, dolayısıyla insanlık tarihine katkı sağlamak. Dediğini yapıyor. Hazırlattığı bu kopyaları güvendiği yerlere gönderiyor. Ancak mekân incelemesi yaptıran güç sahipleri yerde buldukları kâğıt ve boyalar sayesinde Marcelino'nun ilgi çekmek için bir ressama bunları yaptırdığını söylüyorlar. Zavallının kaçacak bir yeri yok. Yerde boya var, fırça var yani bolca delil var.

 

İnsanlık tarihinin beş bin yıllık bir öğretiden ibaret olduğu üzerine yapılan binanın çökmesine izin verilir mi, verilmez tabii. Marcelino'nun öldükten çok sonra hakkı teslim ediliyor ama ne fayda. Bu arada Fransa dâhil bir çok yerde mağara resimleri bulunur. Testler, incelemeler ve derken tüm Avrupa Ortaçağdan beri gelen aydınlanma çağını artık başka bir boyuta taşıyacaktır.

 

5 bin yıllık insanlık tarihini de, evrim teorisini de alt üst eden sıra keşifler insanlık tarihini tekrar ele almayı emrediyor artık. İnsan maymundan geldi diyen de demeyen de yanılıyor mu? Ya da başka ne olabilir?

 

 

Altamira Mağarası’ndaki resimler Üst Paleolitik Çağ Magdaleniyen kültürün avcı topluluklarına aittir. Magdaleniyen kültürün son evresinde (günümüzden yaklaşık 35-40 bin yıl önce) yapılan bu resimlerde insan, güneş, yıldız gibi doğa güçlerinin bulunmaması, ilkel insanın daha çok hayvanlar dünyasıyla ilgili olduğunu gösterir, yaşam biçimini belirleyen geçim sorunu, hayvanlarla ilgilenmesinin nedenidir. Ava çıkmadan önce bu resimlerin önünde yapılan törenler ava çıkanları fizyolojik ve psikolojik olarak ava hazırlama işlevini görmüş olmalıdır.

 

Özellikle resim yapanların gözden ırak, mağaranın uzak yerlerini seçmelerinin ne amacı olabilir? Ayrıca uzmanlar bu resimlerin çok uzun zamanda yapılabileceği ve yapanların da birileri tarafından beslendiğini varsaymaktadırlar. Demek ki bu kabul edilen, birileri tarafından kuralları konulmuş önemli bir iştir. Resimlerdeki ilginçlikler çok fazla. Örneğin insan hiç görünmüyor. Bu önemli. Belki de yasak. Niye yasak? Acaba günah olarak mı görülüyordu?

 

Şahsen ben o mağarada resim yapan neanderthal sanatçının insan resmi de yapmasını çok isterdim. Böylece bulunan iskeletlerin bilgisayar ortamında ete bürünmesinden çok öte somut resimler görmüş olurduk o çağın insanına ait.

Oturan, yatan, uyuyan bir hayvanı gerçeğe çok yakın çizen birinin o günün en önemli adamının resmini kayaya yaptığını düşünsenize.

 

Tabii ki bunlar hep tahmin. Tahminden öte bir gerçek var ki düşünen, düşündüğünü yapan bir canlı olan insanın serüveni sanılandan çok eski. El becerileri, beyin ve vücut koordinasyonları yüksek olan, neolitik çağdan önce yaşamış insan türü var.

 

***

 

Bursa Mustafakemalpaşa'da 1965 yılında bir yol açma çalışması esnasında bulunan fosiller ve hayvan kalıntıları da bilim çevrelerini heyecana ve şaşkınlığa çevirmiş durumda. Paşalar Köyü kazısı 1983’den beri sistemli olarak yürütülüyor. Kazı Başkanlığını Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Berna Alpagut yapıyor.

Bu kazı daha onlarca, belki de yüzlerce yıl süreceğe de benziyor. Zira bu iş büyük emek ve yetişmiş insan istiyor. Yılda bir-iki ay arkeoloji öğrencilerinin çalışmasıyla olacak iş değil.

 

Bu buluntuların özelliği on beş milyon yıl öncesine ait olmasından geliyor. Rakamla bir daha yazayım. 15.000.000 yıl. Bazı aklı evveller bu tip verilerle hep alay ederler. Duyar gibiyim.

"Yok ya on beş milyon yıl mı, keh keh sakın on beş milyon bir yıl olmasın."

 

Dünya yuvarlak diyene ortaçağda, yuvarlak olsaydı aşağıda kalanlar düşerdi demek gibi bir şey bu. Ama ne yaparsınız bu hep olacak. İlimle uğraşan toplumların tüm yeni teknoloji icatlarını kullanıp sonra da sırf işine yaramıyor diye bir bilgiyle dalga geçmek tamamen cahilliğin tescili gibi bir şey olsa gerek.

 

Mustafakemalpaşa'daki kazıda şimdiye kadar hiç görülmemiş canlıların kalıntıları var. Ve dünya üzerinde yaşayan canlı tarihçesine de farklı bir boyut getirdi diyorlar.

Bazı canlıların nesilleri çok önce tükenmişti derken bu buluntu hayır diyor, on beş milyoncuk yakınınıza kadar sokulduk.

 

Bölgedeki mermer yataklarındaki kalsiyum karbonat, fosillerin sertleşmesine önemli etken olmuş ve dayanıklılığını artırmıştır. Atlar, zürafalar, gergedanlar, filler ve daha birçok etçil ve otçul hayvanlar… Özellikle filler büyük önem taşıyor. Literatüre, Gamphotherium Pasalerensis olarak geçen fil sadece bu yörede bulunmuştur.

 

Paşalar’a özgü 15 milyon yaşındaki bu fil, 1-5 2019 tarihleri arasında,  4004 TÜBİTAK Projesi kapsamında, hatıra tabağına dönüştürülmüş, Paşalar Fili’nin Bursa’nın simgeleri arasında yer alması konusu gündeme getirilmişti.

 

Altamira'da kayaya çizilenler, Bursa'da Paşalar Köyü Kazısı’nda karşımıza çıkanlar bu gezegende "biz vardık, yaşadık" diyor. Hem de milyonlarca yıldır…

 

Doğru veya yanlış her gün yeni bir güne, her bilgi yeni bir bilgiye gebe... Ben makale yazmıyorum sonuçta. Bilimsel bir tabanı yok yazdıklarımın. Bu yazı türünün adı: Deneme

Deneme diyenlere inat deniyoruz işte…

Ve sağ olduğumuz sürece denemeye de, yanılmaya da devam edeceğiz.

 

 

 

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI