Bugun...

Etiketlenmiş hatalarım

 Tarih: 16-06-2018 21:46:00
Özkan İrman

Yazmak çok riskli ve bir o kadar iddialı bir şeydir. Çünkü insan hata yapar. Bilgide yanılır, duyguda yanılır, fikirde yanılır, imlada yanılır.

Araştırsan da yanılırsın. Aklın oyun oynar yanılırsın. Fikrin değişir zamanla ve yanıldım dersin. Bir süre sonra yine olduğun yere dönersin, değiştim ama yanılmışım dersin.

Yazılı metin kaybolmaz. Adamın suratına vuruverirler.

Bir de doğru bildiğin, doğruluğuna yemin edeceğin yanlışlar vardır. Dilbilgisi kuralları değişmiştir ya da cemil cümle gibi yanlış öğrenmiş öylece aklında yer etmiştir.

Evet dedim ya yazmak zor zanaattır ve çok risklidir. Beylik laf etmek insanı sonra üzse de artık yapacak bir şey yoktur.

Kaç kez okursanız okuyun hata mutlaka çıkar. Ben yaptığım fikrî, duygusal, teknik ve imla hatalarına pek takılmam. En çok canımı sıkan bilgiye dayalı hatalardır. Bir yazı yazarken bilmediğin bir şeyi araştırır, birkaç kaynağa bakıp doğrusunu yazabilirsin. Bu kolaydır. Ben aklımın oynadığı oyundan korkarım.

SER kitabımda başıma geldi. Çavuşesku’yu anlatır, Romanya’yı düşünürken insan Yugoslavya yazar mı? Hatta sayısız kez okurken Yugoslavya okur Romanya anlar mı? Benim başıma geldi. Ser’e uygun bir düzeltme etiketiyle basılı kitapları düzelttik.

Bu örneğe benzer bir şey de Arkası Yarın Mektuplar’da geldi başıma. Adım gibi bildiğim Cebel-i Nur’u, yani Nur Dağı’nı Mina Dağı yapmışım. Eğer basıldıktan hemen sonra fark ettiysem ne alâ, ama fark etmediysem ciddi yürek sızısı oluyor bende. Dedim ya riskli bir iş.

En çok canımı sıkan ikinci bir şey de otomatik yazı ile istemsizce yapılan ve sonradan fark ettiğim hatalar. Bu da yine Arkası Yarın Mektuplar’da geldi başıma. Sin kitabımda Abdülrahim Andajani’nin isminden sıkça bahsettiğim için daha “AB” yazarken otomatik klavye Abdülrahim’i yapıştırıyor. Son Halife Abdülmecid yazarken Abdülrahim çıkmış, bakmışım ki yanlış doğruyu tıklıyorum diye Abdülhamid’i tıklamışım. Üzülmeyecek gibi değil. Yazmak zaten iddialıyken ve de en riskli bir konuyu yazarken bilgisiz duruma düşmek yazar olarak insanın canını sıkar tabiki. Üstüne üstlük ben hatayı fark etmiş editörüme mesaj atmışım. Fakat o bir sürü düzeltmenin içinden bir tek onu atlamış. Son okumalarda da hepimiz atladık. Çünkü beyin gördüğünü okumuyor her zaman. Son Halife Abdül’ü gördü mü ardında ne olursa olsun -mecid okuyor.

Neyse ki elimizin altında ekipman var, personel var yani imkan var. Hepsini düzelttik gitti.

Peki yaşamak az mı riskli, az mı iddialı bir şey? Hiç olur mu, ah olur mu? Üstelik hayatın ikinci, üçüncü baskı şansı yok. Düzeltme etiketi hiç yok. Yaşadın bitti. Artık tühler, keşkeler etiket olsun istersin ama olmaz.

Yazmaya, yaşamaya ve üretmeye devam...

Hatayla belki ama sevgiyle...

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI