Afyon escort Tekirdağ masaj salonu
Bugun...

Sosyal medya cinayetleri

 Tarih: 23-04-2019 23:33:00  -   Güncelleme: 23-04-2019 23:45:00
Özkan İrman

İnternette tek amaç ilgidir. Bilgi ve o bilginin doğruluğu ilgi çekmiyor. İnternet ne iyi, ne kötü. Karanlık ve aydınlık başbaşa gidiyor. Gelecekte yeni bir demokrasi biçimi gelişebilir...Ya da demokrasi bir takım kötü trollerle bir dehşete dönüşebilir. Ancak insan ruhunun gücü bütün kötülükleri yenebilir. Ben buna inanıyorum.

 Morgen Freeman’la Bizim Hikayemiz

National Geographic/Belgesel/1.Sezon-4.Bölüm

 Sokrates yıllar evvelden seslenmiş. Ve demişki:

“Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir!”

 Morgen Freeman’ın sunduğu belgeselden Sokrates’e atladım. Tanıyanlar, beni takip edenler bilirler. Ben film izlerim, belgesel izlerim, haber izlerim, dizi izlerim ve izlediğimden bir fikri ya da diyaloğu cımbızlar paylaşırım. Merak uyandırsın diye. Amacım şudur, şunu demek isterim:

“Ey bir avuç arkadaşım, takipçim. Bakın ben şu an şunu izledim. Aklımda kalan da budur.”

 Merak etmek ve o merakın ipini tutup bir yere varmak bütün amacımdır.

 Bilgi...Saf püripak bilgi...Arı ve temiz. Eğilip bükülmemiş.

 Ahh ne acayip devirdeyiz. Her şeye ulaşmak bu kadar kolay ve çabukken bilgiyi balçık gibi bir pisliğin içinden ayıklamak ne zor...

 İlgi bilginin önüne geçmiş. İnsanlık kafasına düşen kayayı sünger sanıp kafa atıyor ya, ben ne diyeyim, ne yazayım, nerelere gideyim?

 "Sosyal Medya Cinayetleri" diye bir kitap yazdım. Fikrî dönencemize uymayan sanal kişilikleri öldürmek zorunda kalmamızı ve nedenlerini irdelemiştim. Ve kitabın finalinde bu burada bitmez deyip yenisini yazacağıma atıfta bulunmuştum. O kadar çok malzeme biriktirdim ama hiç iştahım yok. Yahu neresinden tutacaksın? Ne yazacaksın? Yazdığını kim kabul edecek? Kabak gibi ortada duran bir gerçeği kabul etmeyen bilgisiz fikir sahibine neyi anlatacaksın?

 Üç kuruşluk aklım ve bilgimle kendimi engizisyon mahkemesi önündeki Galileo, Galata Kulesi’nden uçup gelmiş, kayıkçıların önüne atılmış Hazerfen, Sarayburnu’ndan üç yüz elli metre uçup denize düşmüş ve sadrazamlara yem edilmiş Lagari gibi hissediyorum...Çok acizim. Aka kara, karaya ak diyenlerin arasında yitirdim yönümü. Umutsuzum, biçareyim, zavallıyım.

 Yazar olmak isteyen bir sürü gençle karşılaştım. Yöntem bekliyorlardı, sihirli birkaç sözcük, bir ipucu. Hepsine okudukları kitapları, en çok sevdikleri yazarı sordum. Ortak cevapları “okumayı sevmiyoruz”du, inanır mısınız!

Okumayı sevmeyenler ülkesinde bilgisiz fikirler havalarda uçuşurken umutlu olmaya çalışmak ne ironik.

 Black Mirror diye bir dizi var...İlginç ve yaratıcı bölümler izledim ve bazıları canımı çok sıktı. Bazı oyunların içerisine sıkıştırılmış düşün implantların insanları nasıl yönlendirdiğinden, sanal alemin dipsiz kuyusunda kaybolmuş gençlere kadar birçok fantastik bölüm izledim. İlk bakışta bize uzak gibi gelen bu uçuk konuların hiç de uçuk olmadığını bu 23 Nisan Çocuk Bayramı sabahı öğrenmiş bulunuyorum.

 Eşimin telefonu çaldı. Bir gencin ölüm haberini verdi. Bizim de uzaktan tanıdığımız bu gencin ölmesi kadar ölme biçimi de bizi çok sarstı. 24 yaşındaki iş-güç sahibi, nişanlı ve çok mutlu görünen bu genç neden canına kıymıştı?

 Delikanlı bir oyuna dadanmış. (Hepimizin çocuğu gibi). O oyunda atlanan bölümlerin onu getirdiği nokta son nokta olmuş. İki mektup bırakmış. Biri annesine, diğeri nişanlısına. Ve sosyal medyada bir fotoğraf paylaşıp kendisini kalorifer borusuna asmış. Mektuplarda, "Beni sakın merak etmeyin, çok güzel bir yere gidiyorum,” diyormuş.

 İşin vehametine bakar mısınız? Sanal dünya ve gerçek dünyayı birbirine karıştırmak artık birileri için çok kolay. Bu yolla terörist yetiştirmek, kurye yapmak, intihar ettirmek resmen çocuk oyuncağı. İnsan beyni de bir kompütür gibi formatlanabiliyor ve bu artık bazı odaklar için çocuk oyuncağı...

 Haberi duyar duymaz çocuklarımızı aradık. Endişemizi anlattık, adeta telefonda yalvardık.

 Ölen gencin babası kahroluyormuş.

“Her şeye yettim, bir evladıma yetemedim,” diye ağlıyormuş.

 Ne yapacağız, nasıl kontrol edeceğiz? Nasıl?

 Tek yöntem var: ÇOK SIK VAKİT GEÇİRMEK, ÇOKÇA SEVGİ VERMEK, ÇOKÇA HAYATI PAYLAŞMAK.

 Ve sonrasını Allah’a bırakmak, dua etmek.

 Herkesin bayramını kutluyor, saygılar sunuyorum.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI