Bugun...

Mesajın yanlışı

 Tarih: 15-07-2019 17:34:00  -   Güncelleme: 23-07-2019 17:38:00
Özkan İrman

Geçtiğimiz aylarda Muğla’daydık...

Mezunlar derneğimizin Akyaka’da toplantısı vardı. Daha önce hiç gidememiştik. Kendi üniversitemizin kariyer topluluğu da söyleşiye çağırınca ve söyleşi günü toplantıya denk gelince bir taşla yüz kuş vurduk. Öğrenciyken aynı evde kaldığımız arkadaşlarımızla, dostlarımızla 3-4 günlük bir program yaptık.

Yaptığım iki sunumumdan ilki okulumdaydı. Otuz beş yıldır görmediğim onlarca okul arkadaşım da izlemeye geldi. Çok heyecanlıydım. Çok heyecanlandım. İkincisi ise Muğla Atatürk Kültür Merkezi’ndeydi. Öğrenci toplulukları temsilcileri Muğla’ya gelmişlerdi. İki sunum da güzel geçti.

Okulumdaki sunumdan sonra otuz yaşındaki genç bir kardeşimiz sunum yaptı. İyi niyetle kendini anlattı. Kısmen başarılıydı da. Ancak eski çalıştığı şirketleri isim vererek kötülemesi hiç şık değildi. Oysa o şirketler ona çok şey katmıştı. Bir mesajı sıkça verdi. O da şuydu: “SEVMEDİĞİNİZ İŞİ YAPMAYIN!”

Sunuma müdahale edesim geldi! Bu mesajı çok yanlıştı. 
Kişi başladığı bir işi sevmediğini ne zaman anlar? Öncelikle ilk başladığı ve yetkin oluncaya kadar geçen sürede kimse işini tam olarak sevmez. Aslında sevemez demek daha doğru. Çünkü hiçbir sürece hakim değildir. Yaptığı her iş ona angarya gelir. Bu geçen zamana çıraklık denir. Bilmeye başladıktan sonra yani iyice pişince kalfalık süreci başlar. Bu süreçte işten zevk alınmaya başlanır. Ve başardıkça meslek sahiplenilir. Ustalığa yaklaşıldığında çalışan artık benim bir mesleğim var, artık bu benim hayatım diyebilir. Yani sebat etmek, işe tutunmak konusu önemlidir. Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır. Bu yüzden henüz hayatı bilmeyen, yolun başında olan bir öğrenciye sevmediğin işi yapma demek son derece yanlıştır ve tehlikelidir. Sunum yapayım, fayda sağlayayım derken büyük hasar verir.

İkinci sunumdan önce de yine otuz yaşlarında genç bir eğitimci sunum yaptı. Neredeyse tamamını seyrettim. Ünlü bir kişisel gelişim uzmanının akademisinde eğitmenlik yapan bu kardeşimiz de bence çok yanlış mesajlar verdi. Kuşaklardan bahsetti. Yeni neslin en az dört meslek değiştireceğini falan söyledi. Ben bu tarz yönlendirmeleri sevmem. Doğru bile olsa bir eğitmen yanlışa yönlendirme yapmamalıdır. “Bir ömre dört meslek sığar mı?” derseniz, “evet” diyebilirim. Ama istisnadır. İstisnalar da kaideyi bozmaz. Kariyer, profesyonellik yirmi, yirmi beş yıllık uzun bir süreçtir. Kişi kendine, mesleğine ve ülkesine bir mesleğe uzun süre hizmet vererek fayda sağlar.
Kuşaklar hep vardır. Her kuşak mutlaka farklı olacaktır. Ama bir kuşağa peşin hükümle yaklaşmak yanlıştır. Bu hüküm doğru bile olsa bu teşhis olarak görülmeli mutlaka gelecek nesiller doğru yönlendirilmelidir. Bu yapılmayacaksa o zaman a benim güzel kardeşim kendine niye “eğitmen” diyorsun. Kartvizitine bu unvanı niye yazıyorsun.

İkinci gün ben sahneye çıktığımda aynı zamanda zıvanadan da çıkmıştım. Sunumumun sabırla ilgili bölümüne geldiğimde bombaladım da bombaladım. Maalesef eğitimci kardeşimiz de izliyordu. Bembeyaz oldu. Haa unutmadan bu kardeşimiz bir mesaj daha verdi. Sıkı durun:
“EVLENMEYİN!” dedi. Direkt demedi ama deseydi bu kadar etkilemezdi. Dolaylı söyledi ki bu daha tehlikelidir. “Ben evliliği asla düşünmüyorum. Kazık yedim,” dedi. “Evlenmeden de olur,” dedi.
Gençler şaşırdı kaldı. Benim buna da bol cevabım vardı. “Evlenin gençler, ruh ikizinizi bulun,” dedim. “Her canlı bir dişi ve bir erkekten yaratılmıştır. Doğa bunu emrediyor,” dedim. “İşte mutluluk budur. Çocuk yapın, çoğalın,” dedim. Ailenin öneminden bahsettim.

İyi yapmışım değil mi?

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI