Bugun...

On bire on bir

 Tarih: 05-06-2017 18:51:00
Özkan İrman

Yaz tatilindeydik. Okul arkadaşım Canbaz’ı göresim gelmişti. İki aydır görüşmüyorduk. Çıktım onun oturduğu Yeşilova Mahallesi’ne geldim. Galiba Çilek Sokak’tı. Kapıyı çaldım. Kardeşi Ayşe çıktı. Ne haber Ayşe dedim. Sağol abi dedi. Abisi evde yokmuş. Buyur ettiler, geldiğimi söylersiniz, teşekkür ederim dedim, ayrıldım. Hamzabey Mahallesi’nden, Yeşilova Mahallesi’ne kadar yürümüştüm, canım çıkmıştı. İlk sokak çeşmesinden kana kana su içtim. Elimi, yüzümü yıkadım. Saçlarımı ıslattım. O serinlikle, geri döndüm.

Ertesi gün yine Canbaz’a gitmek için öğleye doğru evden çıktım. Henüz evden çıkmış, Ülkibey Caddesi’nde elli metre yürüyüp, köşeyi dönmüştüm ki Canbaz’la karşılaştım. Meğer O daha erken bana doğru yola koyulmuş. İkimiz de birbirimizi gördüğümüzde gülmekten perişan olduk. Adeta gülmekten ayakta duramıyorduk. Ellerimiz birbirimizin omzunda, destek ola ola dakikalarca güldük. Gülmemizin sebebi, ikimiz de bıyık bırakmıştık ve bıyıklarımız tabiri caizse on bire on bir maç yapıyordu. Yani yeni terlemişti, çok seyrekti. Aslında birbirimizde kendimizi görmüştük.

Birbirimize fazlaca bakmadan ve gülmemeye çalışarak Yeşil’e kadar yürüdük. Yolda lafladık. Yeşil Çay Bahçesi’nde çay eşliğinde uzun uzun sohbet ettik. Neler neler konuştuk, neleri paylaştık, ne hayaller kurduk. İşte biz eskiden böyle buluşurduk. Buluştuk mu adam gibi konuşurduk.

Bıyıklarımızın on bire on bir maç yaptığı yıllarda biz on bire on bir de, yanımıza birer tıfıl alıp ikiye iki de maç yapardık. Sonra acıkır küflü tarhanaya, bayat ekmek doğrardık. Karnımız doyunca güreşirdik.

Şimdi insanlar birbirine aç değil. Zaten hep görüşüyorlar, hep iletişiyorlar. Beraberken de, aynı ortamda, aynı masada, yine aynı şeyi yapıyorlar.

Her an ulaşılacağını bilmek iyi mi, kötü mü? Bu bilinç içinde bile bile kayboluyor insanlar… Bile bile yalan söylüyor insanlar. İşin en garibi de karşı taraf yalan söylendiğini biliyor.

Sana ulaşamadığımın cevapları arasında hiç “tuvaletteydim, yemek yiyordum, açmak istemedim” yok. Ya şarjdaydı, ya uyuyordum, ya sessizdeydi, ya toplantıdaydım diyoruz.

Biz bir zamanlar evde yoksak, evde yoktuk. Özlüyorsak, özlüyorduk. Saat verdik mi o saat değişmezdi, değişemezdi. Gelmeyeni defterden silerdik. Çünkü biz sözleştiğimizi soğuk, sıcak demeden saatlerce beklerdik. Ölmediyse mutlaka gelirdi.

Biz sözleşirdik ve adam gibi buluşurduk.
Biz özleşirdik ve adam gibi konuşurduk.

“Yine yaz geldi Canbaz, Yeşil’de buluşalım”

(Mustafa Canbaz’a, tüm eski ve eskimeyen dostlara, dostluklara…)

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR