Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

Patron

 Tarih: 04-08-2020 14:39:00
Özkan İrman

Arabada eşimle birlikte bir inşaatın önünden geçerken yine binanın alt katının dükkân olarak tasarlandığını gördük. Birlikte güldük. Bir bina yapılacaksa, o bina bir ibadethane dahi olsa altına mutlaka dükkân yapıyoruz. Dünyada eminim en çok dükkân bizde var. En çok kira getiren, en pahalıya satılan gayrimenkul dükkan olunca hiçbir müteahhit bundan kaçamaz. Sadece alttaki dükkânları satarak inşaatın parasını çıkaranlar var. Demek ki talep var. Sosyal medyadaki birçok sayfada hakkında bölümünde gördüğümüz “kendi işinin patronu” ifadesi bu durumu açıklıyor aslında. Herkeste patron olma sevdası var. Alt yapısı, bilgi birikimi olsun olmasın hemen bir işyeri açacak ve ondan sonra gelsin paralar.

 

Patron olunca işe istediğin saatte gidersin kimseye hesap verecek değilsin. Hatta hiç gitmezsin kime ne? Bu düşünce yapısı dükkân enflasyonu yaptı memlekette. Oysa iş kendinin oldu mu daha çok ilgilenmen gerektiğini, başarılı olmak için bir yerde çalışmaktan daha fazla gayret ve zaman harcamanın icap ettiğini bilse insanlar, bunca iflas ve hüsran yaşanmazdı.

 

Bir yakınım ve oğlu, “Biz tekstil işine gireceğiz!” deyince şaşırıp kalmıştım. Cevap veremedim, nutkum tutuldu. Sonra dayanamadım aldım karşıma konuştum. “Nasıl yapacaksınız?” diye sordum. “Arsamız var satacağız, sermaye yapacağız,” dedi. Oysa sermaye ticarette gerekli en son şeydi ve ağabeyimiz bunu bile bilmiyordu. Ofis tutacaklarmış, dayayıp döşeyeceklermiş. “Eeee sonra?” diye sordum. Cevap yok.

 

Ağabeyimiz iki yıllık yüksekokulu bitirmiş oğlunu ticari deha sanıyordu. Oğlu henüz askerliğini yapmamış, hiçbir yerde çalışmamış, tekstili giydiği gömleğin polyester mi pamuk mu olduğunu ayırt edecek kadar dahi bilmeyen bir gençti. Bu işin öyle kolay olmayacağını, bilgi birikimi istediğini söyleyince, “Sen de yaptın ya, sen de gençtin ya, okulu bitirdin başladın ya!” diye karşı çıktı hiddetle.

 

Ben, iş yapmalarını istemeyen bir kıskanç olmuştum onun gözünde. Yedi yaşından beri çalıştığımı, üniversite ve askerlik sonrası uzun süre uluslararası bir tekstil firmasında yöneticilik yaptığımı ve daha birçok özelliğimi hatırlamıyordu. Onun oğlu benden elli kat yetenekli biriydi, kesin başarılı olacaktı. Arkadan gelsin paralar…

 

Sırf para kazanmak için işletme açan asla para kazanamazdı. Kazanç için yetenek de tek başına yeterli değildi. Ticaretin temelinde FAYDA üretmek, fayda sağlamak vardı. Faydayı sağlayan para kazanırdı. Bunları o vasıfta birine, o ağabeyimize ve oğluna anlatamazdım. Karşıma aldığıma pişman olmuştum. Sonucunu anlatmama sanıyorum hiç lüzum yok…

 

“Kendi işinin patronu” lafı bana neden çok bayağı geliyor? Neden bu laftan tiksiniyorum? Neden kalitesizliği ve cahilliği ifade ediyor benim için? Patron lafını tek başına bile sevmezken bu lüzumsuz ifadeyi niye seveyim ki? Allah aşkına başkasının işinin patronu mu var zaten? İşveren, girişimci, yönetici deyimleri daha doğrudur. Ya da tek başına bir şey denecekse ‘iş insanı’ demek daha uygun gelir bana...

 

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI