kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...
SON DAKİKA

Modern zamanlar

 Tarih: 21-09-2021 10:50:00
Özkan İrman

EKOMETRE tüm zorluklara ve olumsuzluklara karşın 20 yılı aşarak, ekonomi gazeteciliği alanında başarılı bir yayın yapmayı sürdürüyor. Ekonomi kulvarında bu bayrağı layıkıyla taşımak, objektif bir gazetecilik yaparak bir döneme tanıklık yapmak gerçekten kolay bir iş değil. Üstelik finans ve iş dünyasının nabzını tutmaya çalışırken, sayfalarına taşıdığı ulusal ve uluslararası seyahatlerden gözlemler ve de çok ciddi öngörülerin gerçekleşmesi de EKOMETRE’nin ekonomi gazeteciliğini oldukça etkin ve iyi yaptığını da bize kanıtlıyor.

Köşe yazılarımızla destek vermeye çalıştığımız gazetemizin hep var olması ve başarılarının devam etmesi dileğiyle, nice yıllara EKOMETRE...

 

Charlie Chaplin’in siyah beyaz sessiz filmlerini şimdiki gençler bilmez. Belki de son üç dört nesil hiç bilmiyor. Bütün filmlerini izledim neredeyse. Tabii keyiften değil!

Televizyonun evimize girmesiyle gözümüzü kırpmadan ne yayınlanırsa seyrederdik. 1976 yılında, 1936 yapımı bir filmi izlemek bir tercih olabilir miydi? Tam kırk yıl olmuş; millet neler neler izlemiş; batı çoktan renkli televizyona geçmiş, bizim pazarda hâlâ siyah beyaz televizyon satılıyor… İzletilen filmler de siyah beyaz olunca zaten fark etmiyordu ya neyse!

Charlie Chaplin’in aslında kim olduğunu çok sonra öğrendik. Bizim için karikatürden ibaret bir kişilikti. Düşer, kalkar, paytak yürür, dayak yer... Animasyon bir çizgi film karakteri gibiydi bugünle mukayese edersek. Ama öyle değilmiş! 1936 yılında çevirdiği, konuşmadığı son filmi Modern Zamanlar’ı izleyince daha iyi anlıyorsunuz. O yıllarda bile makineleşmenin insanı ne hale getireceğini görmüş. Bana göre bu film de o devrin bilim kurgusuydu aslında.


Modern Zamanlar filmi bir koyun sürüsü görüntüsüyle başlar. Ve kamera sonra tıpkı koyunlar gibi fabrikaya giden erkekleri gösterir. Filmin senaristi ve yapımcısı Chaplin bu filmde beklediği başarıyı yakalayamamış olabilir. Ancak başka bir coğrafyada doğmuş bir adama 83 yıl sonra, gecenin bir vakti bunu yazdırıyorsa demek ki başarı gişe demek değilmiş. Bugün bile bu konu tartışılır durur. Bazı yönetmenler filmi için “benim filmim gişe filmi değil” der mesela. Yani ben başarısız değilim, ben tüccar değilim, ben sanat yapıyorum demeye getirir. Ah bir de filmin yapımcısına sormak lazım. Acaba o da aynı şeyi düşünüyor mu?

“Başarı eşittir gişe demek değildir” sözünü kanıtlayan bir sürü örnek var. Hem de her alanda. Bir de para olsa fena mı olur canım. Hem insanlara faydalı olsun, iz bıraksın hem de para kazandırsın. Kim istemez ki?

“Modern Zamanlar” unutulmaz bir filmin adı olduğu kadar, her devrin de sözü aynı zamanda. Bundan bin yıl sonra da modern zamanlardan bahsedilecektir.

Yıllar yıllar evvel modern zamanlardan bahsedenler, sanal âlemden yapılan alışverişin gelecekte büyük bir pazar olacağını söylediğinde, inanılmaz gelmişti yine belki birilerine. Böyle düşünenler haksız da sayılmazdı. Çünkü alışveriş bir zevktir. Gidersin, dokunursun, incelersin, tadarsın, alırsın. Bunu yaparken gezersin, görürsün... Bu zevkin sanalı mı olurdu? Ama oldu işte.
Canlı alışveriş tamamen biter mi bilmiyorum. Ne desem boş! Ancak bugün sanal alışveriş pazarı her geçen gün büyüyor. Bugünün insanı internetten bir şey aldığında kendisine bir hediye almış hazzını da tadıyor biraz. Acaba ilk zamanlar yani modern olmayan zamanlarda bu düşünülmüş müydü? Hiç sanmıyorum. Düşünsenize, aldığınız şey biri tarafından kapınıza getiriliyor. Kapalı bir kutu... Bakalım içinden ne çıkacak? Acaba göründüğü gibi mi? Acaba yakışacak mı, uyacak mı, kullanışlı mı?..

İnsanı merak ettirdin mi, bu merakın sonunda da haz duydu mu bu iş bitmiştir. Sevmedin mi kendine aldığın hediyeyi? İçinde değişim kartı aramana da gerek yok. Ver kargoya gitsin. Artık bu pazarın önünde hiç kimse duramaz.

Büyük sanal alışveriş devlerinin depoları Charlie Chaplin filmi gibi hızlı çekim. Başka türlüsü de olamaz zaten. Bu işte en önemli faktör HIZ. Modern zamanın insanı merak edecek ama çok da merak etmeyecek; çünkü sıkılıverir, iptal edip başka oyuncağa dönüverir alimallah!

Öyle bir zaman ki modern zaman, her şey bol; yani arz fazla, tam alıcı pazarı. Kıtlık yok, tam tersi bolluk var. Ama yine alabilene! Modern olmayan zamanlarda insanlar parası varken bile mal bulamazmış. Ne acayip şey.

Elinde parayla, dokuma tezgâhının başında havlu bekleyen müşteriye bizzat tanık oldum. Altı üstü bir havlu ne kadar değerli olabilir ki? Mesleğe yeni başladığımda iki müşterinin bir bornoz için kavga ettiğine tanık olmuş biriyim. Biri bir kolundan, diğeri öbür kolundan çekti, yırttılar. O bornozu alacak ve o gün üç misline satacak. Onun da müşterisi hazır. Neden? Çünkü talep fazla arz az.

Eski zamanlarda kimi aydınlanmak için yağ yakardı, kimi mum. Hatta onunla ilgili atasözü bile vardır:
ALLAH YAĞ YAKANA YAĞ, MUM YAKANA MUM VERİR.
Bu atasözü ile ilgili çok kompozisyon yazılır. Öğretmen olsam öğrencilerime ödev olarak verirdim.
Mum ve gaz lambasından sonra lüks çıktı. Ona herkes lüküs derdi. Onun ışığı öyle parlaktı ki lüks olan ev hemen belli olurdu. Tabii lüks adından da anlaşılacağı gibi bir zenginlik göstergesiydi. Halk dili kıvraktır. Hemen üretir. Lüksü olmayanlar, lükslü evler için, “EVLERİ VAR IŞIL IŞIL, NE GAZ YETER NE FİTİL” dermiş. Derler, demişler ve bakın bana kalmış, ben de gecenin üçünde anı başında ve yanı başında yazıyorum.

SKT keçe fabrikasında çalıştığım yıllarda gece vardiyasına giderken servis otobüsümüz Çekirge’den geçerdi. Ben ışıl ışıl avizeleri olan evlere bakardım. Avize olan ev zengin evdi. Çekirge zengin muhitiydi, avizesiz ev yoktu. Hepsi de kaloriferliydi.

Gece vardiyasına gitmemek, sıcacık yatakta yatmak, soba yakmadan ısınmak ne büyük zenginlikti. Onların hepsinin mutlu olduğunu düşünerek cama başımı yaslar fabrikaya kadar uyurdum.

Saat 04.06

Yine biraz uyuyayım. Modern zamanları düşünmeden, hiçbir şey düşünmeden… Ne olur beynim sus, lütfen sus...
 

 

 

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI