Afyon escort Tekirdağ masaj salonu
Bugun...

Seni hiç unutmadım abla!

 Tarih: 02-09-2019 01:13:00
Özkan İrman

Üniversite yılları... Havale bekliyorum. Verilecek kira, arkadaşlardan alınan borçlar var. En önemlisi de açlık. 

Evde telefonumuz olmadığından, arayıp soramıyorum da, “Baba para yolladın mı?” diye. Sınavlara çalışıyorum ama aç karnına çok zor oluyor. 
Muğla İş Bankası Şubesi'ne bilmem kaçıncı kez gidiyorum. Utanıyorum ama ne yapayım?
Her zaman sorduğum memureye doğru yürüyorum. Yüzüm al al. Alev alev yanıyorum mahcubiyetten. Göz göze geliyoruz. Yüzünde havalenin geldiği andaki müjdeli ifadeyi göremiyorum. Bir kaç saniye o ifadeyle bakıyor. Ben sormadan, “Gelmedi Özkan,” diyecek ve ben teşekkür edip çıkacağım diye düşünüyorum.

Birden bire yüzünde çiçekler açıyor. "Geldi," diyor, "geldi." Bunu derken sanki define bulmuş kadar şaşkın, aklına güzel bir fikir gelmiş gibi mutlu, yıllardır görmediği bir dostu görmüş gibi duygulu. 
Her zaman aynı miktarda gelen parayı çıkarıp sayıyor bir kez daha. Uzatır uzatmaz saymadan cebime koyuyorum sevinçle. Teşekkür edip çıkıyorum. 
Yolda onu düşünüyorum, "Ne iyi insan. Bana her havale gelişinde seviniyor. Yüzünde güller açıyor. Ama bu defa daha çok sevindi. Çünkü ben de daha fazla gidip geldim bankaya, çok sordum. Para gelince o da mutlu oldu."

On gün sonra bir arkadaşımın havalesini sormak için tekrar gidiyoruz bankaya. Baş selamı veriyorum uzaktan. Bana tatlı tatlı gülümseyerek, eliyle gelsene işareti yapıyor. Yanına gidiyorum.
"Nasılsınız?"
"İyiyim, sen nasılsın?" 
Teşekkür ederken, önüme bir makbuz koyuyor.
"Geçen telaşeden imzalatmayı unutmuşum."
"Aaa evet ben de hiç düşünemedim," deyip hızlıca imzalıyorum.
İmzayı atıncaya kadar biraz endişeli gibi geliyor sanki bana. Sonra o endişe kayboluyor yüzünden.
"Çay iç ablacım," diyor. 
Bildim bileli çay tiryakisiyim. İçer misin diye sormadan iç demesi, “Kibarlık yapma, biliyorum içersin. İç işte,” demek aslında. 
Makbuzun diğer kopyasını uzatıyor. Alıp cebime koyuyorum. Arkadaşım işini hallediyor, ben de çayımı içiyorum. Çıkarken hem baş selamı, hem el selamı veriyorum. Beni sıcacık bir gülümsemeyle uğurluyor.

Okula doğru yürürken arkadaşım makbuzunu incelemeye başlıyor.
Satır satır okuyor. Ben de elimi cebime sokuyorum, çıkarıp makbuzuma bakıyorum. Aslında amacım muziplik yapmak. Makbuzu şiir gibi okuyarak onu kızdıracağım. 
Gözüm ilk önce tarihe takılıyor. Bir gün öncesinin tarihini görünce önce şaşırıyor sonra anlıyorum.
Hiç tanımadığı birine havale gelmeden para veren bir banka memuresine bu vefa borcunu nasıl öderim diye kaygılanıyorum. "Seneye gelirken bir havlu getiririm ya da mudanya zeytini," diye düşünüyorum. İçim ferahlıyor.

Aylar sonra hem havlu, hem zeytinle dayanıyorum bankoya. Ama o memure yok. Adını bile bilmiyorum. Ne cahillik işte..! "Abla vardı, nerede?" diye soruyorum. Yan bankodaki memur, " "Erzincan’a tayin oldu," diyor.

Bankadan çıkıyorum. Okula doğru yürürken kendime bir söz veriyorum. 
“Abla çok çalışacağım ve seni hiç unutmayacağım.”

37 yıl sonra o meçhul ablanın anısına saygıyla...

 

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI