Bugun...

Sadakatliymiş sadakatsiz

 Tarih: 16-08-2019 23:02:00
Özkan İrman

Saat 07.37 Yarım saattir yazdıklarımın düzenlemesini yapıyorum. Nedense geçemedim anı başına. Aklıma bir şey gelmediğinden değil. Artık çok iyi biliyorum ki anı başına geçmeyi düşünmek bile anıları deşmeye yetiyor. Gün içinde aklıma yazmadığım o kadar çok konu geliyor ki. “Canım bu da unutulur mu?” diyor ve not almıyorum. Gerçekten de aklımdan çıkmayan önemli konular bunlar. Ne var ki yazmak için anı başına geçince uçup gidiyor bazıları. Su yüzüne çıkıp çıkmamak da anıların da kaderi demek... Aslında hafızaya düştüğü an not almak lazım. Bu kendime kaçıncı söz verişim!

 Azıcık beni bilen şarkılara ve şarkı sözlerine ne kadar değer verdiğimi, yazılarımda da sık sık bahsettiğimi bilirler. Şimdi tam zamanı! Ferhat Göçer’in çok güzel söylediği o şarkıya göz atalım, sonra devam ederiz:

Reva

Sustuğuma bakma sen kafam gökyüzü

Aşk dediğin iki nefes arası öldü mü ölüyor

Üstüme gelme sakın gidişim yakın

Gönül dediğin kuş misali uçtu mu uçuyor

Sonunda kimse umursamıyor

Bu aşk benim sonum değil

Biterse de sorun değil

Geceyi sabaha bağlarım

Sana da bir şarkı yollarım

Yolun benim yolum değil

En önemli konum değil

Seni de tarihe yazarım

Arada belki hatırlarım

Reva mı bu hep yanayım

Hem yanıp hem ağlayayım

Tanıyamamışım feleği

Kader mi bu hep aldanayım

Zeynep Talu/ Ferhat Göçer

Ne güzel şarkı! Yazdığım mektupları gün gelip okuyanlar için dönemin dipnotları bunlar aynı zamanda. Biz bugünlerde işte böyle şarkılar dinliyorduk. Radyolar bangır bangır çalıyordu.

Evlilikte, arkadaşlıkta, ortaklıkta en önemli husus; şarkının da işaret ettiği gibi yolun aynı olmasıdır. Aynı yolda, aynı yöne doğru yürümektir...

“Şimdilik aynı yolda gidelim bakalım. Olmadı, müsait bir yerde inerim ya da ilk olmasa da ikinci sapakta…” fikriyle yola çıkmak iki yolcu için de son derece kötü. Taraflardan biri sonsuza dek aynı yolda gideceklerini sanırken, diğerinin samimi olmaması ne acı? Aslında en büyük ihanet budur. Yolu aynı yol bellememiş,   sapmaya da her nasılsa cesaret edememiş bir insanla koca ömrü geçirenler ne talihsiz insanlar. Koskoca bir aldatmacayla yaşa ve ‘yolunun; yolu’ olmadığını bilmeden öl. Haybeden geçip gitmiş bir ömür…

Fırsat bulamadığı için sadakatsizlik yapmayan ama bunu hep hayal edip o hayalin peşinden koşan biriyle yaşamak ne fena. Sadakatsizliği yapacak birini bulsa terk edileceksin ne var ki senin bundan haberin yok. Kısmet çıkmıyor ne yapsın!

Doktor “sadakatsizlikle aldatmak aynı şey değildir” diyor. Ben anladığımı açayım.  Adam karısını başka biriyle aldattı diyelim. Zamanla alışıyor ve yenisiyle devam etmek istiyor. Artık başlıyor aldatmaca faslı. Bin bir yalan dolanla yeni kadınla beraber olmayı sürdürüyor. Sonucunda son yalanını da söyleyip yirmi beş yıllık karısını boşuyor. Bu öyle bir aldatmaca ki kadın yıllar sonra beş kuruşsuz, evsiz, barksız orta yerde kalıveriyor. Küçücük paraların hesabını yaptığı, zor zamanlar geçirip mal mülk sahibi olduğunu sandığı o çileli yılların ardından bununla karşılaşmak insanı deli eder. İşte sadakatsizlik ve aldatma konusundaki yüce fark! “Yalanla kadın boşanır mı?“ diye sorarsanız “bal gibi boşanır,” diyeceğim.

Merter’de iş yeri sahibi adam karısını, “Beni tutuklayacaklar, büyük bir komplonun içindeyim. Beni terör örgütünün üyesi olmakla suçluyorlar. Yardım ve yataklıktan seni de alacaklar. Aman karıcım, kâğıt üzerinde boşanalım, ben yandım sen yanma,” sözleriyle inandırıp boşuyor. Kadın inanır. Çünkü kocasının yolunu ‘yolu’ sanıyor. Zavallı öyle güveniyor ki eşine, aklına ne mal ne mülk geliyor.

Son zamanlarda ekonomik buhran yüzünden karısından boşanan boşanana... Bazı işadamları, yılların emeği işimizi kaybediyoruz en azından maldan mülkten de olmayalım sokakta kalmayalım, diye bu yola başvuruyor.

Geçenlerde seninle sohbet ederken konu açıldı ve sordum. “Allah korusun, böyle bir şey başımıza gelse ne yaparız?” deyince sen “Ben asla bu yolu seçmem. Seninle evlenirken hiçbir şeyimiz yoktu, sadece biz vardık. Yine öyle olur, ne yapalım? Ben para pul için evlenmedim ve dar günde de boşanmam senden aşkım. Sen başka çözüm bul,” dedin ve güldün. Öyle duygulandım ki…

( TV’yi açtım. Akşam kaparken bıraktığım kanalda bir film vardı. Açar açmaz irkildim. Görüntüler eşliğinde fonda filmin kahramanı konuşuyor:

“Kötü anılar okyanusunda güzel anılarımızın kaybolmasına izin vermeyelim.”

Meğer filmin final sözüymüş.)

Bir insan hem vefalı hem sadakatsiz olabilir. Bir insan hem sadakatli hem vefasız olabilir. Yirmi beş yıl hiç sadakatsizlik yapmamış bir koca, ben âşık oldum deyip karısını cascavlak ortada bırakıyorsa onun yirmi beş yıllık sadakatinin ne önemi var?

Ben bu konudan nasıl çıkacağımı bilemedim ama kalkma zamanı geldi.

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI