kocaeli escort izmit escort istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...
SON DAKİKA

Vaaz karin doyurur mu?

 Tarih: 19-10-2020 10:11:00
Özkan İrman

Ekonomi gazeteciliği zor zanaat

EKOMETRE 20 yılı devirdi.

Dile kolay...

Gazetemizin çıkışı ve şu an geldiğimiz nokta bir dönemin de tanıklığı aslında. Yirmi yılda neler görmedik ki! Konu ekonomi gazeteciliği olunca iş biraz daha zor tabii. Çünkü ekonomi bir anlamda siyasetin de geleceğini belirliyor. Yani iç içe. Omurgalı olmak, objektif haber vermek, aynı zamanda da moral bozmadan gazetecilik yapmak gerçekten çok zor. Mikado'nun Çöpleri gibi. Nereden tutsan bir taraf oynar.

Günümüzde bir kağıda gazete basmak,  sonra onu postaya vererek okuyucuyla buluşturmak ve de her türlü fikir sahibi tarafından teveccüh görüp okunmasını sağlamak ise en zor zanaat.

Ben EKOMETRE’nin objektif bir gazetecilik yaptığını düşünüyorum.

Günümüzde objektiflik de artık kişiye göre değişir oldu.

Muhalefet yapanın da yağcılık yapanın da ya da sadece ortada durmaya çalışanın da objektif olduğunu sanması  ne acı!  Oysa gerçek tektir.

EKOMETRE’nin önümüzdeki yıllarda da dürüst gazetecilik yaparak var olması ve başarılarının devam etmesi en büyük dileğim...

Sizi sevgi ile selamlıyorum değerli okuyucularım...

 

 

Gerçek bir köy kahvaltısıyla karşılaştığımda sanıyorum 9-10 yaşındaydım. Çocukların anne ve babasına, "Biz zengin miyiz, fakir miyiz?" sorularını sorduğu zamanlar. Yani hayatı sorguladığım günler.

Nereden aklıma yer ettiyse, "şehirde yaşayanlar zengin, köylüler fakirdir" gibi bir düşüncemin o gün darmadağın olduğunu hatırlıyorum.

Eski adıyla Misseboli, yeni adıyla Aydınpınar Köyü’ndeki o pazar sabahı kahvaltısındaki sofrada yok yoktu. Neredeyse üzerinden yarım asır geçmiş olmasına rağmen koca bir kase dolusu tepeleme yığılı, soyulmuş yumurtayı unutamam. Ne yani birden fazla yumurta yiyebilir miydim şimdi?

Reçeller, ballar, sucuk, tereyağ, envai çeşit peynir. Ve koca bir tabak kızarmış patates. O da ne! Bir de ballı süt gelmez mi önüme.

Nimetlerin bolluğu zenginliktir, refahtır, mutluluktur ve o zaman "köylü zengindir" mantığı hakim oluvermişti o gün bende.

Büyüdükçe anladım. Hep köydeki akrabalarıma gitmek istedim. Meyve ve sebze bahçeleri, akan tertemiz sular; tavuklar, ördekler, kuzular...

Son kırk elli yılda hunharca köyden kente göçüldü. Kendi kendine yeten köylü kalmadı. Tarlalar bir sıkımlık refah için satıldı gitti. Şimdi köylere pazar kuruluyor, köylü sera domatesini pazardan alıyor. Şeftali memleketi Bursa’ya şeftali başka yerden geliyor. Kestane de Çin’den.

Peki şimdi zenginlik ne, fakirlik ne, refah ne? Tarlanın karşılığında iki dairesi bir arabası olmuş köylü Ahmet ağabey, sofrasına sanayi üretimi kokusuz tereyağı bile koyamayıp fakir yaşıyor.

Şimdi artık VAAZ dinleme zamanı. Artık dünyanın cenneti terk edilmiş. Tek "umut" var öbür dünyadaki cennetteki nimetler ve zenginlik.

Ah benim zavallı halkım! Son elli yıllık yanlış politikalarla fakirlik sandığın en büyük zenginliği kaybetmişsin; şimdi artık şansın yok vaaz dinleyeceksin...

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI