Bugun...

Zeytin Dalı Operasyonu’nun sonuçları, Münbiç ve ötesi

 Tarih: 12-04-2018 21:48:00  -   Güncelleme: 12-04-2018 23:24:00
Prof. Hüsamettin İnaç

2016 Ağustos ayı itibarıyla start alan Fırat Kalkanı Operasyonu’yla birlikte söylem eyleme, masa sahaya ve diplomasi savaşa yerini bıraktı. Ocak 2018’de başlayan Zeytin Dalı Operasyonu’nun sonuçları ise henüz yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Türkiye, sahadaki gücünü göstererek masadaki yerini tahkim etti. Türkiye’yi anlamak istemeyen ve - algı operasyonlarının tesirinde kalarak - Türkiye’nin işgalci güç olduğunu, Kürtleri ve sivilleri hedef aldığını ve DEAŞ’la mücadeleyi zayıflattığını iddia edenlere topla tüfekle kendini anlatmayı başardı. Öyle bir anlattı ki, ABD bir güvenlik kuşağı oluşturma birlikte çalışabileceğini ifade etmekle kalmadı Münbiç’i pazarlık masasına yatırdı. Türkiye Sincar, Tel Abyad ve Münbiç’te eş zamanlı operasyonlar yapabileceğinin sinyallerini verdi. Türkiye, 4 Nisan’da İstanbul’da bir araya gelen liderler düzeyindeki görüşmede Astana ve Soçi zirvelerinin akabinde kazandığı daha güçlü bir temsil hakkını Putin ve Ruhani’ye tescil ettirdi. Her ne kadar ABD’de yeni dışişleri bakanı göreve başlayınca kadar Münbiç Çalışma Grubu toplantısı ertelenmiş olsa da, Trump yönetimi Türkiye’nin kararlığının yeterince anlamış durumda…

Öte yandan YPG’nin bir algı operasyonu olarak sivilleri korumak adına gönüllü olarak geri çekildiklerini ve NATO’nun ikinci büyük düzenli ordusuna yaklaşık iki ay mukavemet edebildiklerini ifade ettiler. Sincar’daki PKK’lıların buradan çekildiği yalanı YBŞ üzerinden yürütülmeye çalışıldı. Suriye’nin Geleceği Partisi kurularak yeni ABD yardımlarının önü açıldı. Ancak tüm bunlara rağmen YPG’nin Afrin’de uğradığı hezimet tevile sığmayacak kadar büyük ve muazzam oldu. Harekâtta askeri başarı sembolik unsurlarla da desteklendi. Askeri yetenek ve yeterlilik, diplomasi masasındaki kararlılık ve sivil halka gösterilen hassasiyetle 57 günde tamamlanan operasyon, Çanakkale Zaferinde destansı bir mücadele sergileyen ve tamamı şehit olan 57. Alayı ifade ederken, Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümü olan 18 Martta operasyonu tamamlayarak zaman, mekân ve gücü ne denli kontrollü kullandığını da yedi düvele ilan etti.

Afrin operasyonunun en büyük sonucu, kantonlar üzerinden devlet kurma, terör kuşağı oluşturma ve bağımsız Kürdistan inşa etme hayalleri tamamen suya düştü. Afrin başarısı Münbiç, Tel Rıfat ve Fırat’ın doğusuna doğru ilerleme yolunu açtı. Alan kontrolünü ve nüfuz sahasını genişleten Türkiye’nin en büyük somut kazanımı, Suriye’nin geleceğinin şekillenmesinde ve yeniden inşasında vazgeçilmez ve en önemli aktörlerden birisi olduğunu ortaya koymuş oldu. Buna ilaveten ÖSO’yu birtakım terör örgütleriyle ilintili gibi göstererek ülkemizi terörist faaliyetlerin bir parçasıymış gibi göstermeye çalışanlara inat, Türkiye-ÖSO ittifakı nifaka yer bırakmayacak bir biçimde sağlamlaştı.

Öte yandan müttefikleri yerine terör örgütleriyle çalışmayı tercih eden ABD açısından YPG ile ittifak sorgulanır hale geldi. YPG teröristleri de kendilerini sahada yalnız ve çaresiz bırakan ABD’ye güvenemeyeceklerini acı bir biçimde görmüş oldular. Tüm planlarını hava sahasının açılmayacağı, Rusya’nın Türkiye’yi sınırlandıracağı üzerinden yapan ABD ve YPG, kara savaşına dayalı savunma hatları, koruganları, tünelleri ve hendekleriyle beraber berhava oldular.

Operasyonun bir yansıması olarak Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye müzahir, Türkiye’ye bağımlı bir canlı ekonomi ve refaha sahip güvenlik kuşağının oluşmuş olmasıdır. Bu sayede söz konusu bölge, uzun vadeli yumuşak güç olarak Türkiye’nin hem mültecileri yerleştirebileceği ve hem de diğer alanlara model olacak bir istikrar adası haline gelmiştir. Tüm bunların üzerinde, Afrin Operasyonu, 15 Temmuz travmasını yaşamış bir ülkenin devleti ve toplumuyla bütünleşerek kırk yıl mücadele ettiği terör örgütüne ve FETÖ başta olmak üzere Türkiye’yi istikrarsızlığa itmeye çalışan ülkelere karşı büyük bir moral üstünlük kazandırmıştır.   

Operasyonun bir diğer sonucu, ABD başta olmak üzere pek çok devleti seçim yapmaya zorlamasıydı. Netice itibarıyla kamu diplomasinin de katkısıyla İran, Rusya ve ABD harekât boyunca Türkiye’nin beka sorununu anladıklarını belirttiler. Nitekim ABD’nin DEAŞ’a karşı sözde mücadele eden YPG’nin yanında olma politikası başından itibaren çürük ve temelsizdir. Zaten ABD, dilindeki baklayı çıkartmış ve asıl hedefinin İsrail’in güvenliğini sağlama, İran’ı kuşatma, bölgeyi Rusya’ya teslim etmeme ve süper güç olma iddiasını sürdürmek olduğunu deklare etmiştir. 

Kendinden emin ve kararlı bir biçimde yoluna devam eden Türkiye, Fırat’ın doğusu hususunda bekle-gör politikası izleyecek, eğer ABD’nin kontrolünde olan YPG bölgesinden tehdit gelirse Tel Abyad ve Aynel Arab bölgesinden Kürt koridorunu delecektir. Burada Türkiye açısından önemli olan, öncelikle Fırat’ın doğusundaki PYD bütünlüğünü bozmak ve masada vaz geçilmez olduğunu göstermek olmalıdır. Öte yandan Türkiye, Suriye politikasını partiler üstü bir devlet politikası haline dönüştürmeli ve ülkemizin beka meselesi olan hususlar güncel siyasete kurban edilmemelidir. Türkiye NATO başta olmak üzere içinde yer aldığı ittifak sistemlerinden ayrılmamalı ama bu ittifak sistemlerinin ulusal menfaatlerden kaynaklanan bağımsız politika üretmeye mani olmamalıdır.

Buna ilaveten uzun vadeli alternatif politikalar yapılmalı, bölgede meydana gelebilecek radikal değişimlere göre,  - zaman-mekân ve kuvvet korelasyonu kurularak- farklı stratejiler üretilmelidir. Örneğin ABD bölgeye kalıcı olarak yerleşme kararı aldığı takdirde nasıl bir politika izlenecektir? Veya ABD bölgeyi tamamen terk etmeyi karara bağlasa Türkiye yoluna nasıl devam etmeli, ortaya çıkacak riskleri nasıl yönetmelidir? Suriye karmaşasının birkaç on yıl daha süreceği düşünülürse hâkim güçlerin vekâlet savaşlarını bırakıp bizzat sahaya inmeleri ve masada daha etkin bir biçimde bulunma hamleleri geliştirdiklerinde nasıl bir yol takip edilmelidir?   

 

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI