Afyon escort Tekirdağ masaj salonu
Bugun...

Türk modernleşmesinin yansımaları

 Tarih: 16-08-2019 22:58:00  -   Güncelleme: 16-08-2019 23:05:00
Prof. Hüsamettin İnaç

   1980li yıllar darbe ve ekonomik anlamda da farklı bir zaman dilimini anlatması açısından önemlidir. Özellikle bu yıllar siyasi istikrarsızlığın yaşandığı ve Türkiye’nin borç batağında olduğu ve çözüm yolları aradığı yıllardır. 1980’li yıllar eski ile yeni arasında kalmış serbestleşme isteği olsa bile siyasi ve ekonomik anlamda kötü gidişat ve en önemlisi askeri darbe gibi nedenler ile  istenilen yeni- modern olana ulaşma açısından başarılı olamamıştır. Devletin bekası en önemli amaç olarak görülmüş bu doğrultuda da toplumun özgürlüğü kısıtlanmıştır.

    12 Eylül 1980 yılında yapılan askeri darbe ile ekonomik, sosyal ve politik olarak sorunlu ve istikrarsız olan Türkiye’yi kaosunun içinden kurtarmak amaçlandı ancak başarılı olunamadı. Türkiye’nin kredi borçları çok fazlaydı 24 Ocak 1980 kararları ekonomik istikrar tedbirlerini içermekteydi ancak yaşanılan siyasi krizlerden dolayı hayata geçirilememişti. Darbe ile hayata geçti.‘24 Ocak kararlarıyla birlikte, Türkiye’nin kredi sorununun belli ölçülerde çözülmesiyle birlikte hayat pahalılığı alabildiğine yükseldi. Buna koşut olarak; Türkiye’de güven ortamını bütünüyle bozacak biçimde terör de hortladı. Yoğun işçi, sendika ve öğrenci olayları pek çok yerde görülüyor, yoğunlaşan bu olaylarla birlikte, güven sorunu büyük ölçüde alt üst oluyordu.

   Türkiye için modernleşme ve kalkınmanın eş anlamlısı sanayileşmekti. Ancak bunun için nasıl bir yol izlenebileceği çok geç bir tarih olan 1960’larda belirlenebilmiştir. 1980’lerde ihracata dayalı kalkınma için ticaret ve mali piyasalar serbestleştirilmiş, ihracata dayalı sermaye birikimi istenmiş ve devletin daha aktif rol oynadığı bir model istenmiştir. Serbestleşmenin olması yabancı sermayeyi olumlu yönde etkilemiş ancak bu beklenen sonucu yaratmamıştır. Bunun nedenleri günümüzde de hala önemli bir sorun olan yüksek teknolojik ürünlerin değil ara malların üretimine ilişkin taleptir. Bu yıllarda  başarılı olunamamasının diğer nedeni ise askeri diktanın yarattığı güvensiz ortamın yabancı yatırımcılar için uygun bulunmaması söylenilebilir.

   1980’li dönemlerde de İthal ikameci bir büyüme stratejisi benimsenmiştir. İthal ürünleri kendi ülkemizde üretmek ve yatırımları arttırmak isterken kendi üreticimizi de koruma amacı taşıyan bir stratejidir. Başlangıç aşamasında temel tüketim mallarında yurt içi üretimin sağlanması hedeflenmekte daha sonra aşamalı olarak ara malları ve yatırım malları üreten sanayi sektörlerinin geliştirilmesine geçilmektedir. Türkiye 1980’li yıllarda ithal ikamesini tamamlayamamış hammadde ve ara mallarda sınırlı kalmıştır. Bu durum da sanayileşme alanında başarısız olunması anlamına gelmektedir.

     Batı özellikle ABD destekli olan 12 Eylül darbesi Türkiye’nin daha liberal, seküler, laik ve Batı yanlısı politikalar geliştirmesine neden olmuştur. Liberal- kapitalist devlet anlayış üzerinden bir şekillendirme mevcuttur. Devletin bekası çok ayrı bir yerde tutulmuş, devlet baskıcı ve zorba bir yönetime sahip olmuştur. Binlerce insanın sebepsiz yere işkence görmesi, hapse atılması ya da meçhule karışması toplumun güvensiz ve karamsar bir ortamda yaşamasına neden olmuştur. Darbenin ilk hedefi kaosa neden olan partileri kapatmaktı. Yapılan askeri darbe Türk siyasal hayatı için asla unutulmaz kötü bir süreç olarak hafızalarda daima kalacaktır.

    1980’li yılların önemli şahıslarından olan Turgut Özal 24 Ocak kararlarını hazırlayan kişidir. ‘24 Ocak 1980 kararları, neoliberal politikaların ekonominin merkezine oturtulmasının kararı olmaktadır. Bu kararlar doğrultusunda serbestleşme ve dışarıdan dayatmalı yapısal dönüşümler uygulanmaktadır. Dolayısıyla, serbest piyasa ekonomisiyle birlikte dışa açılma yönündeki ekonomi politikaları, IMF ve Dünya Bankasının gelişmekte olan ülkeler için zorunlu kıldığı politikaların dayatması olarak devreye girmiştir. Neo-liberalizm ekonomi üzerinde etkili olduğu kadar toplumun düşüncesini etkileme açısından da önemlidir.‘Darbenin yürürlüğe girmesine olanak tanıdığı neo-liberalizmin getirdiği modern iktidar teknikleri, özneleri belli kalıplarda düşünmeye zorlamıştır. Bu zorlamada yeniden tanımlanan ve daha önce bir arada düşünülmesi mümkün olmayan kavramların şaşırtıcı bir biçimde bir arada düşünülebilir hale gelmesi etkili olmuştur. 12 Eylül darbesi ile insanların özgürlüklerine engel olunmuş, fikir söyleme, grev hakkı gasp edilmiştir. Milli birlik ve beraberlik her şeyin üstünde tutulmuş insanların başka seçeneği olmamış ve toplum neo-liberalizm anlayışını benimsemeye mecbur bırakılmıştır. Neo-liberal politikalar Türkiye gibi ülkeler için dışa bağımlılığı ve işsizliği arttırmış, gelir dağılımını olumsuz yönde etkilemiştir. Sanayileşme ve çağdaşlaşma adı altında yapılan çoğu politika Türkiye’yi ve Türkiye gibi ülkeleri olumsuz yönde etkiledi.

  Modernleşme siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik gibi çok farklı boyutlara sahiptir ve bu alanlar birbirlerini etkilemektedir. Karmaşık ve uzun bir süreç olan modernleşme Rönesans, Reform, aydınlanma, hümanizm gibi çok önemli basamaklardan geçmiştir. Batı tüm bu basmaklardan geçip modernleşmiş algısına sahip olabilmiştir. Fakat gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden hemen ve kendisine benzer bir modernleşme beklerler. Gelenekten kopup yeniyi kabul etme anlayışı olan modernizm Batı ile özdeş görülür ve çoğu modernleşme klasik yani Batı tarzıdır.

    Türk modernleşmesi Batı tarzı modernleşmeyi benimsemiştir. Modernleşme isteği daha çok ekonomik ve siyasi gerekçelerdendir. Osmanlı duraklama dönemine kadar Batı tarzı modernleşmeyi çok önemsememiş ancak toprak kayıpları yaşayınca bir kurtuluş olarak modernleşmeye başvurmuştur. O zamandan beri Türkiye hala devam eden bir modernleşme çabası içindedir. Modernleşmesinin, Türkiye açısından en büyük sorunu Batı’da olduğu gibi tabandan değil tepeden inmeci bir şekilde gerçekleşmiş olmasıdır. Bu durum çeşitli sorunları da beraberinde getirmiş toplumsal ayrımlara sebep olmuştur. Ayrıca Türk modernleşmesinin bireyi değil devleti önemseyen bir bakış açısında olması Batı tarzı modernleşmenin ruhuna aykırıdır.

    1980’li yıllar Türkiye için ekonomik ve siyasi anlamda çok zor geçen yıllardı. Darbe ile birlikte kaos ortamı daha da kötü bir hal aldı. Modernleşmek ve kalkınmak için sanayileşmek gerekir anlayışı hakimdi. Yapılan modernleşme çabalarının çoğu ekonomi temelliydi. Turgut Özal’ın imzasını taşıyan 24 Ocak kararları neo-liberal politikalar ekonomide öne çıkmış, serbestleşme ve ithal ikameci büyüme stratejisi benimsenmişti ancak istenilen başarı sağlanamadı. Neo-liberalizm toplumda da etkili oldu ve yaşanılan olaylar neticesinde insanlara devletin istekleri zorla dayatıldı. Yapılan politikalar soucu Türkiye’de işsizlik, dışa bağımlılık arttı. Kente göç çoğaldı, gelir dağılımında adaletsizlik olumsuz yönde etkilendi. Bu yıllarda modernleşme ve gelişme için yapılan çoğu politika Türkiye’yi olumsuz yönde etkiledi.

 

YUKARI