kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

2020’de bıraktıklarımız ve 2021’de bizi bekleyenler

 Tarih: 06-01-2021 09:00:00
Serra Yedikardeş

Korona virüs pandemisi’nin etkisiyle Dünya’nın her yerinde sıra dışı bir yıl olarak izini bırakan 2020 başından sonuna kadar dünya tarihinin gidişatını değiştiren olaylara tanıklık etti.

 

Avusturalya orman yangınlarıyla başlayan sene, 47 milyon dönümlük bir arazinin yanmasına yol açarak binlerce insanı yerinden etti. 34 insan ve bu sayının binlerce katı kadar hayvan yaşamını yitirdi. Bu yangın sürerken, bir çoğumuz sosyal medya aracılığıyla bizlere ulaşan alevler içindeki hayvan görüntülerinden etkilenerek birkaç saniye için tüm koşuşturmamıza ara verdik ve dünyada yalnız olmadığımızı hatırladık, ama yaşadığımız gezegen üstündeki bir kıtanın beşte biri yanmıyormuşçasına hayatlarımıza devam ettik.

 

Avustralya’daki buhran devam ederken İran’ın Devrim Muhafızları lideri Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen bir drone saldırısı sonucu öldürüldü. Yakınımızdaki İran’ın cevapsız bırakmayacağını bildiğimiz ABD’nin bu müdahalesi “üçüncü dünya savaşı çıkabilir” söylemleri tüylerimizi ürpertti. Peki durup bu olayın gerçek anlamda İran’ın egemenliği üstündeki ağırlığını tartabildik mi?

 

Yine Ocak ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin İkinci Libya İç Savaşına Ulusal Mutabakat hükümeti tarafında katılacağını açıkladı. Türkiye’nin bölgede güç alanını genişletmesi olarak tanımlanan bu hamle, aslında Kıbrıs’tan Fransa’ya kadar birçok ülkenin Türkiye ile aralarında Lozan Anlaşmasına kadar dayanan meselelerin seyrini değiştirici nitelikteydi. Dünya ve Türk kamuoyu bunu özetle Ortadoğu ve Afrika’daki bir diğer savaş, yaşanan bir diğer gelişme olarak değerlendirdi.

 

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Aralık 2019’da Çin’de başladığına inanılan Korona virüsü salgını Mart ayına kadar dünyayı sardı ve İtalya’nın nüfusunun çeyreğinin karantinaya alınmasına yol açtı. Hala meselenin bizlere çok uzak olduğunu düşündüğümüz bu sırada Dünya Sağlık Örgütü Kovid-19 salgınını bir pandemi olarak sınıflandırdı. Çok kısa bir süre içinde Dünya Küresel Borsaları ABD’nin de Schengen Bölgesine seyahat yasağı ilan etmesiyle çöktü. Dünya genelinde ülkeler farklı karantina önlemleri aldı.

 

Mart ayının sonlarına doğru dünya hepimiz için biraz olsun durdu. Böylece evlerimizde oturduk ve olan biteni izlemeye başladık. Gördük ki yılın başından beri yeri gelince felaket, yeri gelince kahramanlık olarak tanımladığımız birçok olayın içini okumamış ve bu olaylar aracılığıyla durup içinde yaşadığımız düzeni fazlaca sorgulamamışız. Galiba bir çoğumuzun Dünya’dan haberdar olmanın önemi kadar, tanık olduğumuz gelişmelerin bizlerin ve hatta hiç tanımadığımız insan ve canlıların hayatlarına etkisinin önemini anlayabilmemiz için dünyanın durup, bizleri evlerimize kapatıp düşünmeye zorlaması gerekti.

 

Bizler yaklaşık üç ay boyunca evlerimizden olan biteni izlerken ve pandemiye rağmen yaşamlarımızı kazanmak için savaş verirken, Mayıs ayının sonunda Amerikalılar hayatları için başka bir savaş vermek adına evlerinden çıktılar. Afrika Amerikalı George Floyd’un bir polis tarafından ten renginden dolayı haksız şiddete maruz kalarak öldürülmesiyle “Siyahların Hayatı Önemlidir” hareketi başladı. Bizler de bütün bu olanı evlerimizden takip ettik ve pandemiye rağmen uğruna sokağa dökülünen bu hareketin önemini anlamaya çalıştık.

 

Haziran ayında, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson Çin’in Hong Kong’da yeni güvenlik yasaları dayatması durumunda Hong Kong vatandaşlarının İngiliz vatandaşlığına geçişini kolaylaştıracak bir yasa önerisi sunacağını açıkladı. Çin Hong Kong’un özerk yapısını tek bir yasayla savurup atarken, Hong Kong’un sıkı müttefikleri bölge vatandaşlarına ayrıcalık tanımak dışında hiçbir şey yapamadı. Dünya bir kez daha Çin’in yükselen gücüne tanıklık etti.

 

Temmuz ayında Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin bir anayasa değişikliğiyle 2036’ya kadar devlet başkanı olmayı garantiledi. Bu sırada, Türkiye’de cumhuriyetin kuruluşuyla camiden müzeye çevrilen Ayasofya tekrar camiye çevrildi. Devam eden pandemi sebebiyle evlerinde olan birçok kişi de, açılış günü Cuma namazlarını Ayasofya’da kılmaya giden bir o kadar kişi de bu sembolik olaya farklı farklı anlamlar yüklediler.

 

Ağustos ayında Lübnan’ın Beyrut Limanında gerçekleşen bir patlama 220 insanın ölümüyle Lübnan ekonomisi ve siyasi sisteminin çöküşüne sebep oldu. Patlamanın ardından iki haftalık olağanüstü hâl ilan eden Lübnan patlamadan önce de süregelen siyasi ve ekonomik buhranını atlatabilmiş değil.

 

Eylül ayında Birleşik Arap Emirlikleri ABD aracılığıyla İsrail’le İbrahim Anlaşması’nı imzalayarak, İsrail’le ilişkilerini normalleştiren ilk Arap ülkesi oldu. Bu durum İsrail’in bölgedeki varlığının meşrutiyetini arttırırken, İsrail’le ilişkilerini bir üst seviyeye taşımak isteyen birçok Ortadoğu ve Afrika ülkesinin önünü açtı. Bizler de barış anlaşması olarak tarihe geçen bu iş birliğinin bölgeye gerçekten barış getirip getirmeyeceğini sorguladık.

 

Ekim ayına doğru Azerbaycan ve Ermenistan’ın üstüne hak talep ettiği Dağlık Karabağ bölgesinde yıllar sonra tekrar başlayan çatışmaların şiddetlenmesiyle Dağlık Karabağ Savaşı başladı. Kısa sürede Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkelerin taraf almasıyla uluslararası bir krize dönüşen bu savaşı çevreleyen çeşitli çıkarlar, birçok kişinin savaşı sonunda kimsenin haklı çıkmayacağı bir çatışma olarak görmesine yol açtı.

 

Kasım ayında ABD’de gerçekleşen Başkanlık Seçimleri Demokrat Parti adayı Joe Biden’ın galibiyetiyle sonuçlandı. Böylece, bizler 2016’da Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasıyla dünyada hızlanan popülizm hareketinin son bulup bulmayacağını, Biden’ın tekrar Dünya kamuoyunu enternasyonalizme ikna edip edemeyeceğini sorguladık.

 

2020’nin son ayında ise Kovid-19’la mücadele etmesi için geliştirilen aşılar Pfizer firması tarafından dağıtıma sunuldu. Bu uzun bekleyişin sonunda aşıların güvenilirliği, dağıtımı ve etkenliği konusunda kafamızda hala birçok soru olsa da aşıların pandemiye çözüm getirmesini heyecanla bekliyoruz.

 

Dünya kısmen durdu dediğimiz 2020 yılında gerçekleşen bütün bu kritik olaylar tarihin seyrini değiştirdi. Bunların hepsi yaşanırken Korona virüs pandemisi aslında hepimize günlük olarak gerçekleşen küresel olaylardan doğrudan etkilenebileceğimizi hatırlattı. 2020’den çıkarılacak çok ders var. Fakat, umarım bu dersler 2021’de aklımızda kalır ve gelecek yıl, evlerimizin kapıları tekrar dünyaya açıldığında, bol bol okuduğumuz, düşündüğümüz, önemsediğimiz ve önemsediklerimiz için hayatlarımızdan biraz zaman ayırıp harekete geçtiğimiz bir sene olur.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI