kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

ABD nin Afganistan’dan çekilmesi ve Türkiye’nin konumu

 Tarih: 26-07-2021 00:32:00
Serra Yedikardeş

Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın NATO birliklerinin 11 Eylül 2021’e kadar Afganistan’dan ayrılacağını açıklamasından bu yana ülkedeki kritik savunma noktaları boşaltıldı. Geçtiğimiz günlerde NATO güçlerinin ülkenin Taliban’a karşı savunmasındaki önemli partnerlerinden biri olan ve ülkede bulunduğu sürede, Afganistan’a milli bütçesinin 10 milyon dolarını ayıran Avusturalya ülkedeki varlığını sonlandırdığını açıkladı.

 

Bilindiği gibi, Donald Trump, yönetimi boyunca Ortadoğu’da izolasyonist bir dış siyaset izlemiş ve bu doğrultuda Amerika’nın, 1 Mayıs 2021’e kadar Afganistan’dan çekileceğini vaat etmişti. Böylelikle, Batılı birliklerin Mayıs’a kadar ülkeden çekilmesini bekleyen Taliban, 24 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanan İstanbul Barış görüşmelerinde ülkenin geleceği adına uzlaşmaya varmak için Batı destekli Afganistan Hükümetiyle masaya oturmayı kabul etmişti. Trump’ın birçok uluslararası güvenlik uzmanının görüşüne göre prematüre olan bu kararı, Biden’ı, masa üstünde barışı sağlayabilme olasılığı ve sahada Afganistan topraklarını Taliban’a karşı korumak arasında bıraktı. Sonuç olarak, Biden, Trump’ın belirlediği tarihin Afganistan’ı terk etmek için hem Afgan Hükümetinin meşrutiyet ve devamlılığı hem de Amerikan birliklerinin güvenliği açıdan tehlikeli olduğuna karar verip, çıkış tarihini sembolik bir tarih olan 11 Eylül 2021’e çekmişti. Birliklerin bu gecikmeli çıkışı, Taliban’a barış görüşmelerinden caymak için yeterli sebebi verdi. Böylece, NATO müttefikleri ülkeden yavaş yavaş çekilirken Taliban masaya oturmayı reddediyor. Bu durumda, ülkeden çekilen güçler, Afganistan’ı dolaylı olarak Taliban’a bırakıyor.

 

Geçtiğimiz yıllarda Rusya ve ABD arasında denge politikası gütmeye çalışan Türkiye, NATO’da marjinalleşen yerini, müttefiklerinin biraz olsun görmezden gelebilmesini sağlayan bir hamlede bulunarak, Afganistan’ın yönetimini Afgan Hükümetinin elinde tutmak adına hayati önem taşıyan Kabil Havalimanındaki güvenliği sağlamayı önermişti. Uzun yıllar boyunca Batı değerlerini yüceltmek ve işlevsel bir yönetimin devamlılığını sağlamak için Afganistan’da Taliban’a karşı, ABD ile birlikte verdikleri bu mücadeleye yirmi seneden fazla bir süredir büyük miktarda bütçe ayırıp birliklerini feda eden NATO müttefikleri, Türkiye’nin Kabil Havalimanındaki gardiyanlığını ve arabuluculuğunu ülkeyi Taliban’a terk etmeye iyi bir alternatif olarak görmekteler.

 

Taliban, her ne kadar İstanbul Barış görüşmelerinden geri adım attığından beri Türkiye’nin arabuluculuğuna sıcak bakmasa da NATO ülkelerinin, Türkiye’nin Afgan Hükümeti ve Taliban’la yıllardır süregelen çifte iletişimini ciddiye aldıklarını söylemek mümkün. Fakat, bu güven, batı ülkelerinin halklarına karşı meşrulaştırmakta en zorlandıkları savaşı başarısızlıkla terk etmeyi kabul etmek yerine, Türkiye’nin NATO’daki yerini sağlamlaştırmasına karşılık, Afganistan’ı dolaylı bir şekilde Taliban’ın ellerine bırakmadıklarını düşünerek içlerini rahatlatma çabasının etiketinden başka bir şey olmayabilir. Zira, Taliban Türkiye’nin ülkedeki varlığını NATO güçlerinin bir uzantısı olarak görmekte ve Türkiye’yi tarafsız bir arabulucu olarak kabul etmemekte.

 

Bu şartlar altında Afganistan’daki yönetim ve meşrutiyet kavgasının yakın zamanda masaya taşınmayacağını söylemek mümkün. Bölgedeki ülkeler Taliban ve Afgan hükümetine, şahsi emellerini bir kenara bırakarak yaklaşmadıkları müddetçe, ülke sadece farklı bölgesel güçlerin değerleri ve idealleri adına temsili savaş sürdürdükleri bir savaş alanı olarak kalacak.

 

Peki Türkiye kendini içine attığı Rusya, İran, Çin gibi oyuncuların yeni başrolleri üstlenecekleri bu denklemde nerede duracak? Afganistan’da, liberal değerler ve bölgesel süreklilik adına üstlendiği bu görevde Türkiye’nin NATO’nun çıkarlarını kendi kişisel kazanımları karşısında nereye konumlandıracağı, hem Türkiye’nin Batıyla ilişkileri hem de Afganistan’daki çatışmanın geleceği adına belirleyici olacaktır.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI