Bugun...

Brexit

 Tarih: 25-12-2018 13:45:00
Serra Yedikardeş

   Avrupa Birliği, üye devletlerinde gittikçe popülerleşen anti-liberal liderler ve Birleşik Krallığın bünyesinden ayrılma kararı üstüne tarihindeki en büyük varoluş savaşını veriyor.

   Peki, Avrupa Birliğini bu duruma sürüklemiş olan Birleşik Krallık’ta neler oluyor ve nedir şu Brexit?

   İngiltere Birleşik Krallığı, 1973’te %67,2 evet oyuyla katıldığı Avrupa Birliği’nden 23 Haziran 2016’ da %48,1’e karşı %51,9’luk bir talep ile 1 Temmuz 2020 tarihine kadar ayrılmaya karar verdi.

   Referandumun üstünden iki yıl geçtikten sonra İngiltere hükümeti bu süreçte nasıl bir yol izliyor ve İngiliz kamuoyu bu konuda ne düşünüyor?

   İngiltere Başbakanı Theresa May, ofisini devralmadan önce Brexit’e karşı bir tutum izlemesine rağmen, görev tanımı gereği halkın hükümetten talep ettiği Brexit’i en adil şekilde yürütmeye koymak için İngiltere Parlamentosu ve Avrupa Birliği ile müzakere içindeydi.

   Aylar süren görüşmelerden sonra Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık bir Brexit planı üstüne anlaştılar. Bir sonraki adım bu anlaşmanın 11 Aralık 2018’de İngiltere Parlamentosu’nda yapılacak oyla yasallaştırılmasıydı. Ancak, May’in Brexit planının Kuzey İrlanda sınırı üstündeki çözümlemeleri ne muhalefet ne de Brexit taraftarlarınca rağbet gördü. Böylece, parlemento üyelerinin, Brexit anlaşması oylamasında anlaşmaya karşı bir karar vereceklerini öngören May, Brexit sürecini güvence altına almak için oylamayı, 21 Ocak 2018’e erteledi. Bunun üstüne, Avrupa Adalet Mahkemesi Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma kararını tek taraflı bir şekilde geri alabilmesini sağlayan bir yasa çıkarttı. Sonuç olarak, eğer parlamento ocak ayındaki oylamada May’in Brexit planını reddederse Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı ikinci bir referanduma sunulup sonuca bağlı olarak İngiltere Brexit’ten tamamen vazgeçip Avrupa Birliği’ndeki üyeliğini mevcut şartlar altında koruyabilecek.

   Ancak, küçük bir farkla ayrılma kararının verildiği ilk referandumdan hemen birkaç ay sonra İngiltere kamuoyu gerçek anlamda Avrupa Birliği’yle yollarını ayırmanın ne gibi sonuçlar doğurduğunu Brexit görüşmeleri boyunca varılan anlaşmazlıklar sonucu farkına vardı.

   Referandum öncesi yapılan Brexit kampanyası Avrupa Birliği’nin Birleşik Krallığın ekonomisini sömürdüğü ve Birleşik Krallığın uluslararası ticaret ve politikada Avrupa Birliği’nden bağımsızca hareket etmesi sonucunda daha güçlü bir devlet olacağı iddialarına dayandırıldı. Böylece, 1973’ten beri Avrupa Birliği anlaşma ve standartları çerçevesinde elde edilen ekonomik ve politik büyümenin bilincinde olmayan ve bu yüzden İngiltere’nin görkemli imparatorluk geçmişini ve günümüzdeki işbirlikçi serbest ticaret başarısından ayırt edemeyen vatandaşlar referandumda sandıklarda Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı aldılar.

   Brexit görüşmeleri ilerledikçe İngiltere kamuoyu Avrupa Birliği’nden ayrılmanın birçok ticaret, politik ve sosyal yardım anlaşmasının sonunu getirdiğini ve bu sebeple bu alanlarda İngiliz ekonomisine ve sosyal devlete sağlanan menfaatlerin İngiltere’nin kendi kendine temin edemeyeceğinin bilincine vardı. Sonuç olarak, Brexit muhalifleri referandum kampanyalarının aceleye getirilerek kamuoyuna yanlış bir Brexit resmi çizdiğini ve bu yüzden, Brexit görüşmelerindeki anlaşmazlıklar göz önüne alınarak yapılan ikinci bir referandumun kamuoyunun gerçek ve bilinçli fikrini yansıtacağını öne sürerek ikinci bir referandum talep ediyor.

   Halk arasında ikinci referandum fikri gün geçtikçe popülerleşiyor. Fakat, Theresa May böyle bir durumun Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı almış olan çoğunluğun demokratik haklarının ihlali olacağı fikrini savunarak, şu ana kadar sürdürdüğü Brexit politikasını ve hükümetini bu süreçte etkin olmamış olmak gibi suçlamalardan koruyor. Bu durum kamuoyu fikrini Brexit’e karşı olup ikinci bir oylama talep edenler ve kesin bir ayrılma talep edip, Brexit sürecindeki güçlükleri hükümetin başarısız bir politika izliyor olmasına verenler arasında iki zıt kutba ayırıyor. Sonuç olarak, May’in Brexit anlaşması şimdilik bu iki görüşü de tatmin eder nitelikte değil.

   Günümüz itibari ile halk arasında en çok destek gören görüş Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılmasının tekrar kamuoyunun fikrine sunulması. Fakat, vatandaşlar bu ihtimalin salt aleni talep ile gerçekleşeceğinden kuşku duyuyor. Eğer, 21 Ocak’ta anlaşma parlamentodan geçerse İngiliz halkının referandum hayalleri suya düşecek gibi gözüküyor. Ancak, parlamentoda çoğunluk anlaşmayı reddederse, Theresa May’in ve Brexit’in geleceğiyle ilgili şimdilik ne İngiliz kamuoyu ne de biz bir şey söyleyebiliriz.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI