Bugun...

‘Demokratik Dolar’

 Tarih: 20-08-2018 15:18:00
Serra Yedikardeş

Günlerdir ekranların başında elimiz kolumuz bağlı, dolarla oturuyor, kalkıyoruz.

İçine düştüğümüz ekonomik durum ile ilgili, hükümet, muhalefet ve yabancı basın tarafından birçok açıklama, yorum ve müdahaleye tanıklık ediyor, hızlı çözümler ve sonuçlar görmek istiyoruz. En çok da bu süreç içinde politik, akademik ya da diplomatik yetkisi olmayan biz vatandaşların görevi nedir bilmek ve bir an önce Türkiye’de yaşayan her vatandaşa dokunan bu durumu düzeltebilmek için işe koyulmak istiyoruz.

Son birkaç haftadır Türk Lirası Amerikan doları karşısında hızla değer kaybediyor. Bu ekonomik hadisenin sebep ve sonuçları birçok birim tarafından farklı şekillerde yorumlanıp, farklı çözümler sunuluyor. Ancak, herkesin ortak gayesi şu an içinde bulunduğumuz durumdan en az zararla çıkmak. Bunun için de her ne kadar Türkiye’nin ekonomik durumu ile ilgili hayati değişim ve gelişmelere öncülük etmek belli yetkililerin görevi olsa da bu süreçte vatandaşların gerçekleşen değişimlerden haberdar olup bilinçli bir şekilde hareket etmesi en az yapılan reformlar kadar kritiktir.

Son haftalarda Türkiye ekonomisinde gerçekleşen ani değişimi ve bu değişimin arkasında yatan sebepleri daha iyi anlayabilmek için yerli yabancı birçok yayın kuruluşundan haber ve makaleleri takip ediyoruz.

New York Times: “Türkiye’ye yatırım yapmayın!”

 Amerika’nın New York Times gazetesinde geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre; yatırımcılar faiz oranları yüksek olan Türkiye yerine yatırımları için ekonomik krizini atlatmış ve faiz oranlarını gittikçe yükseltmekte olan Amerika ve diğer gelişmiş batı ülkelerini tercih ediyorlarmış. Haber, bunun başlıca sebeplerinden biri olarak; Türkiye’nin politik anlamda yeterince demokratik bulunmamasını gösteriyor. Bu sebepten, yatırımcıların demokratik olmayan bir ülke yönetiminin, yeterince kararlı olmayan bir politikaya ve bunun da ekonomide ani değişimlere yol açarak yatırımlarını riske atacağını ön görmekte olduğunu söylüyor.

New York Times haberi, bizlere yakın zamanda ekonomimizde gerçekleşmiş olan ani değişimin sebeplerinin, batı devletleri ve yatırımcılar tarafından görülen yüzünü anlatır niteliktedir. Bu bilgiler ışığında yola çıkarsak, Amerika ve Türkiye arasında anlaşmazlıklara sebep olan Rahip Brunson olayı, Amerika’nın dünyaya Türkiye’nin demokratik bir devlet olmadığı manifestosunun sembolü haline gelmiş ve Türkiye’nin uluslararası güvenilirliğini sarsarak zaten üretim yetersizliğinin kırılganlaştırdığı ekonomimizde şiddetli bir dalgalanmayı tetiklemiştir. Bahsedilen olaylar sonucu Türk lirası değer kaybederken dolar gittikçe daha da güçlenmiştir.

Demokrasi mi? Ekonomik kazanç mı?

O halde Amerika’nın demokrasi adına çıktığı bir yolda, yüklü ekonomik kazançlar elde etmiş olması bir tesadüf mü?

Birinci Dünya Savaşının sonundan beri Amerika Birleşik Devletleri dünyada demokrasi ve liberal ekonominin en büyük destekçisi olmuştur. Yalnız gerek soğuk savaştan sonra yeni dünya düzenini kurarken, gerek de kurduğu düzenin koruyuculuğunu üstlenirken, demokrasi ve özgürlük adına birçok ülkenin iç işlerine ekonomik, politik ve askeri müdahalelerde bulunarak bu süreçlerden şahsi, ekonomik ve politik kazançlar sağlamıştır.

Geçtiğimiz haftalarda da tanıklık ettiğimiz üzere aynen geçmişten de birçok örneğini gördüğümüz gibi bu sefer de aynı ‘demokratik’ tutumla ekonomik silahlarını Türkiye’ye doğrulttu.

Yıllardır Amerika’nın arkasına saklandığı ‘demokratikleştirme mazeretine’, yapıtaşları kişilerin temel hak ve özgürlükleri üstüne kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti neden savunmasız kalsın ki?

Amerika uluslararası siyasetin temel değerlerinden olan .ülkelerin egemenliğini, yine uluslararası siyasetin yapıtaşlarından olan insan hak ve özgürlüklerini bahane ederek çiğnemeyi sürdürecektir. Bu nedenle ülkemizin iç işlerinde bu tip dış müdahalelere olanak vermemek için demokrasi, insan hak ve özgürlükleriyle ilgili açık vermemeli ve dünyaya gittikçe gelişen bir demokrasi olabileceğimizi göstermeliyiz. Burada bahsedilen demokratik ve özgürlükçü yapı; sadece popüler bir seçimle başa gelmiş hükümetin uygulamalarından değil, aynı zamanda vatandaşın vatandaşa karşı olan tutumundan da doğar. Çünkü demokratikleşme ve özgürleşme her zaman en küçük birim olan bireyden başlar. Siyasal yapı ise bireylerin birbirlerine karşı olan tutumları doğrultusunda evrilir.

Farklılıkları kınamak yerine kutlayalım

Öyleyse   içinde   bulunduğumuz   bu   çalkantılı   dönemi   en   acısız   bir   şekilde   atlatıp tekrarlanmamasını sağlamak için bizlerin üstüne düşen görev; her gün kurduğumuz ilişkilerde daha anlayışlı, farklılıkları kınamak yerine kutlayan, birbirimize karşı sabırlı ve   her   bireyin   fikir   ve   ifadesine   değer veren   bir   tutumla   hareket   etmektir. Bu yolla demokratik   ve özgürlükçü düşünceyi günlük yaşamımıza indirgemiş oluruz.

Her bir vatandaşının bu değerleri benimsemiş olduğu bir devlet anti demokratik düşünülemez. Sonuç olarak dış güçlerin iç işlerimize müdahalelerinin arkasındaki demokratikleştirme mazeretini ellerinden alabilirsek asıl ekonomik problemlerimize odaklanabilir ve imaj kaygısı olmaksızın ekonomizi ileriye götürmek adına adımlar atabiliriz.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI