kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

Pandemiler biter mi?

 Tarih: 20-02-2021 12:43:00
Serra Yedikardeş

Hastalıklar, yaşadığımız dünyanın doğasının bir parçası. Fakat, belli ki bir süredir insanlığa tarihi boyunca etki eden salgın hastalıkların varlığı ve toplumlara getirdiği yıkımlar unutulmuştu. Son dönemde, insanlık adına kat edilen teknolojik ve bilimsel gelişmelerin birçoğu, günümüzün ekonomik, toplumsal ve siyasi sisteminde salgın hastalıkların, insan yaşamındaki yeri ve etkisini çok da hesaba katmadan kullanıma konuldu. Tabii bunda insanoğlunun, doğanın salt kendine hizmet etmek adına var olduğuna inanarak ve doğanın bir parçası olduğunu göz ardı ederek yaşamaya başlamasının da çok büyük bir etkisi var.

 

Lafı buraya getirmemin sebebi, Korana virüs pandemisinin bizlere başından beri yaşattığı korku ve belirsizliklerin aslında tarihi iyi okuyamamış ve belki de insanlığı doğadan ayrı ve üstün varlıklar olarak ele almış olmamızdan kaynaklandığını vurgulamak istememdi.

 

Pandeminin, hayatı durduracak kadar ciddi bir hadise olduğunu anladık. Korunmak için evlerimizde oturmaya başladığımız andan itibaren, Korana virüsünün tarihe karışması adına kurduğumuz tüm hayalleri, bir an önce geliştirilecek olan etkili bir aşıya bağlamıştık. Aralık ayından beri piyasaya birçok aşı sunuldu. Ülkeler genelinde aşılanma çalışmalarına başlandı. Fakat, aşıların dağıtımından etkinliğine kadar, yaşadığımız kabusa son verecek o sihirli formülü çevreleyen belirsizlikler, bizlere pandeminin sonunun tek bir aşının geliştirilmesinden ibaret olmayabileceğine işaret etti.  “Pandemi ne zaman ve nasıl bitecek?” sorusuyla ‘normal’ hayatlarımıza dönüşün kesin tarihini ve tarifini talep ettiğimizde aldığımız cevabın belirsizliği, geleceğe umutla bakmayı oldukça zorlaştı.

 

Aslında, yazımın başında da bahsettiğim gibi insanlık tarihinin ilk ve en korkunç pandemisini bizler yaşamıyoruz. Bu demek oluyor ki, başımızı insanlığın geçmiş salgın tecrübelerine çevirerek, içinde boğulduğumuzu hissettiğimiz bu belirsizliklere biraz da olsa açıklık getirebiliriz.

 

  • Bilinen en eski ve en ölümcül pandemi, dönemin dünya nüfusunun yarısının ölümüne yol açan Veba’ydı. Milattan önce 430’lardan 17. Yüzyıla kadar aralıklarla sürekli olarak tekrar ortaya çıkan ve altı kere salgın halini alarak, yüzlerce milyon insanın ölümüne sebep olan Veba, her ortaya çıkışında sıcaklık, nüfus ve toplumsal bağışıklık gibi değişen faktörlerin sonucu olarak yavaş yavaş yıllar içinde etkisini yitirmiş. Fakat, ortadan tam anlamıyla kalkmamış ve tarih boyunca tekrar tekrar salgınlara yol açmış.

 

  • Avrupalı kaşifler tarafından, dünyaya yayıldığı bilinen Çiçek Hastalığı, tarihteki ölümcül etkileri toplu aşılanma sonucunda önlenen tek salgın. Avrupalılar tarafından, keşfettikleri coğrafyalara taşınarak yerlilerin büyük bir kısmının ölümüne sebep olan hastalık, daha sonra farklı Avrupa ülkelerinin kolonileri haline gelen bu topraklarda, Avrupalı sömürge yöneticileri eliyle yürütülen aşılama çalışmaları sonucunda ölümcül etkisini yitirmiştir.

 

 

  • 19. Yüzyılın ortalarında İngiltere’de ortaya çıkan Kolera salgını, birçok gelişmiş ülkede artık görülmese de temiz içme suyuna erişimi olmayan birçok gelişmemiş toplumda ölümcül bulaşıcı bir hastalık olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.

 

  • Son olarak, Korona virüsünün ulaştığı boyutlarda bizlere en yakın tarihte meydana gelen salgın olan İspanyol gribinin ise üç dalga halinde 1918’den 1920 yılına kadar sürdüğü biliniyor. İspanyol gribini sona erdiren etkenin aşı değil de Korona virüsü pandemisi gereğiyle de önlem olarak uygulanmakta olan maske zorunluluğu, toplu buluşma yasakları ve dezenfektasyon çalışmalarının sıkı sıkıya uygulanması olduğu söyleniyor.

 

Yukarıda verdiğim birkaç, çok belirgin örnekte görüldüğü üzere, dünya üstünde milyonlarca insanın ölümüne sebep olarak ve belli aralıklarla süregelerek, yerel ve uluslararası düzende büyük değişikliklere sebep olan hastalıklar, çok büyük bir oranda aşıyla yok olmuyor ve tekrar tekrar salgınlara sebep oluyorlar. Eğer, pandemilere sebep olan virüsler, bakteriler ve mikroplar kalıcıysa asıl sorulmaya başlanacak soru, bundan sonra pandemilerin getirdiği yıkımı en aza indirmek için yerel ve uluslararası toplumsal, siyasi ve ekonomik yapılandırmalarda nasıl bir değişikliğe gidilebileceği olacaktır. Bu tabii ki de şu sıralar herkesin dilinde dolanan evlere tıkılmış insansız bir tüketim toplumu distopyasına doğru gittiğimiz anlamına gelmiyor. Fakat, her krizde olduğu gibi dünyanın Korona virüsünün getirdiği buhrandan da yaptığı çıkarımlar ve bunları izleyen yapıcı reformlar olacaktır diye umuyorum.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI