istanbul escort

Bugun...

Şiddetin normalleştirilmesi

 Tarih: 23-04-2019 23:36:00
Serra Yedikardeş

İnsanların birbirlerinin canını almasının normalleştirilmeye çalışıldığı zamanlarda yaşıyoruz.

Bu sene en son dünya basınında en çok öne çıkan iki saldırıdan biri Yeni Zelanda’da 50 kişinin ölümüne yol açan Christchurch Camisine yapılan saldırı ve Paskalya gününün sabahında Sri Lanka’da 300’ü aşkın insanın canına mal olan çeşitli kilise ve otellere yöneltilen silahlı saldırı.

Biri Yeni Zelanda’da diğeri ise Sri Lanka’da yer alıyor. Biri ibadet halinde olan Müslümanlara diğeri ise Paskalya ’da ibadet eden Hristiyanlara karşı.

Hedef olan farklı din dil ırk ve politik görüşlere sahip insanlar. Fakat yaşanılan acı, dünya üstündeki her vatandaşın hissettiği insanlık ayıbı ve saçılan terörün insanlık ve uluslararası sistem üstünde bıraktığı iz aynı.

Farklılıklara yöneltilen ağır şiddet içerikli saldırılar vasıtasıyla fikir, inanç veya ırk çeşitliliğinin insanlığın doğasının bir parçası olduğu unutturulmaya çalışılmakta. Böylece bazı amaç ve inançlar adına insanların birbirlerinin canını almasının normalleştirildiği bir uluslararası sistem yaratılıyor.

Kitlelere yöneltilen bu saldırılar her bireyin içinde var olan dünyaları yok saymayı başka kitlelerin kişileri için kolaylaştırıyor. Çünkü bireyler salt insanlıkları ile kabul edilmek yerine inanç fikir, ırk, sosyal sınıflarına göre kategoriler altına alınıp genellemeler ile tanımlanıyorlar. Böylece bir insana veya bir topluluğa saldırıda bulunmak normalleştirilip neredeyse meşrulaştırılıyor.

Coğrafyamızda da motivasyonunu insan sevgisi yerine güç isteminden alan iç ve dış politik emeller seneler boyu insan ve toplumların farklılıklarını kullanarak bölücü politikalar aracılığıyla amaçlarına ulaşmışlar. Orta Doğu’da organik bir şekilde var olan çok kültürlü düzeni ancak kitleler arasına nefret tohumları atarak aksatabilmişler.

Bu bakımda Türkiye tarihi boyunca birçok kültür ve farklı görüşleri barındıran yapısını korumak için ister halk tabanında ister politik alanda mücadele vermiştir.

Şimdi ise farklılıklar adına insana karşı yöneltilen şiddetin bu denli normalleştirildiği ve sistematikleştirildiği bir uluslararası sistemde, yaşadığımız coğrafya ve ülkenin yapıtaşlarını oluşturan kültür, din, ırk ve düşünce çeşitliliğini dünya siyasi sisteminde yer alan agresif söylemlerden korumalıyız.

İster politika ister akademi ister her bireyin günlük hayatında vatandaşlar arası dayanışmayı zedeleyen ve şiddeti cesaretlendiren ayrımcı tutumları bir kenara bırakıp gündemimizdeki çarpışma yaratan ve zarar vermek üstüne kurulmuş beyanlar yerine insanlık adına yapılan yapıcı faaliyetlere yer vermeliyiz.

YUKARI