Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      99,64
      % -0,4
      BIST
    • DOLAR
      3,52
      % 0,13
      Dolar
    • EURO
      3,93
      % 0,32
      Euro
    • ALTIN
      142,05
      % 0,52
      Altın


Yavuz Bubik


Facebookta Paylaş









Bursalı olmak
Tarih: 05-05-2017 01:22:00 Güncelleme: 05-05-2017 01:22:00


Bursa, daha Osmanlılar döneminde göç alan ketlerden bir tanesidir. 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi ardından Balkanlar ve Kafkasya’dan toplu göçmenlerin Bursa’ya iskânı ve takip eden yıllarda ayni yörelerden  parçalanmış  aile guruplarının Bursa’yı tercihleriyle başlayan süreç o günden bu yana periyotlarla süregelmiştir. 1950 ve1980’li yıllardaki toplu Bulgaristan göçmenleri 1960’lı yıllardaki sanayi atılımları sonucu Anadolu illerinden gelen yeni yerleşikler, Bursa’nın kasaba ve köylerinden büyük şehre olan yönlenme ile kent nüfusu çok hızlı arttı. Artık o cazibesini yitirmiş olsa da   Cumhuriyetin ilk yıllarından yakın zamana kadar, havası, suyu, tabiat güzelliği ve huzur ortamı ile Bursa bir emekliler cennetiydi. Onları da ekleyiniz bu rakama ve son yıllarda güney ve güney-doğudan göçenleri...

Eskiden babalar kızını gelin ederken nasihat da bulunur; “Gittiğin evin bir gözü               körse, sen de bir gözünü yum” derlerdi.  Eski göçmenler de geldikleri yeni şehrin kültürüne ve yaşam tarzına uyum gösterme gayretinde bulunurdu. Umursamaz davranışlardan, kıyafeti, hareketleri, tavırları ile sırıtmaktan kaçınırdı.   Kendi yöresinin kültür ve alışkanlıklarını empoze etme ısrarları olmazdı. Hemşehrilik duygularını ve ilişkilerini korumakla birlikte “Doğduğu değil, doyduğu şehirli” olma önceliğine önem verilirdi.

Bu gün üzülerek görüyoruz ki iki milyonluk kitlede “Bursalı olma” nosyonu yok denecek kadar az. Bursa’yı sevmek, Bursa’ya sahip çıkmak, bu kentte yaşamakla övünmek, gurur duymak o kadar unutulmuş ki... Bursa için bir şeyler yapmak şuurunu yeniden uyandırma projesini alkışlamak, ve katkıda bulunmak, kentin nimetlerini kullanan herkesin görevi olmalı.

Kente sahip olma, yerel yönetimlerin öncülüğünde başlar ve gelişir. Günümüzde şehir sınırların çok genişlemiş olması, yerel yönetimler ve devletten daha fazla hizmet bekleme doymazlığı büyük zorluk. Şehriler küçükken bazı şeyler daha basit ve kolaydı. Çocukluğumdan hatırlıyorum; Belediye Başkanları ve üst düzey yardımcıları kenti adım adım dolaşır, küçük sorunlarla bile ilgilenmek şansına sahip olurlardı.  Zabıta memurları (o zamanlar adı Belediye Çavuşuydu) bakım, tamir isteyen sokak ve kaldırımları, temizliği ihmale uğramış yerleri her gün tespit edip ilgile birime ulaştırırdı. Bir görevli gece bütün sokakları dolaşır, yanmayan sokak lambalarını belirlerdi. Bu görevle mahalle ve çarşı bekçileri de yükümlüydü.

 Bugün kaldırımlarda, yollarda bozulmuş veya başka hizmet birimleri tarafından kazılıp öylece kaderine terk edilmiş o kadar çok yer var ki... Pahalı araçlar ve şoför marifetiyle   dolaşan  müdürlerin, şeflerin bunları görme şansı yok.  Hepsi telsizli kalabalık ekiplerde ise iş emri almadığı noktalara müdahale inisiyatifi. Asfalt tamir aracının park ettiği noktadan bir metre ilerisindeki çukura -içindeki görevliden ricama rağmen-  bir kürek asfalt atıvermek zahmetinde bulunmaması da bir başka gerçek. Yerel yönetimlerin hizmet birimlerine telefon veya e-posta ile yapılan başvurulara ne derece cevap alınabildiği tartışılır. Hizmetin yoğunluğu buna bahane olamaz. Tüm kademelerde çalışanlarda “KENTE SAHİP OLMA” düsturunun yerleştirilmesi çok önemli. Bir basit örmek; onlarca müdür, oturdukları Orman lojmanlarının bahçesindeki, ağaçların bakımsızlığından rahatsız olabilmeli...

Eskiden, o yılların anlayışıyla, ruhsatsız yapılaşmalar ve proje ihlâlleri ciddi takibe uğrardı. Prost’un şehir planına göre; Çekirge asfaltının kuzeyinde yapılacak binaların çatı yüksekliği asfalt kotunu geçemez kuralı vardı.  Mimar mühendis olan rahmetli dayım 1953 yılında, İntamlar’ın tam karşısında, Kükürtlü bahçesinin bitişiğinde -yakın zamanda yıkıldı.-  bir bina yapmıştı. Bina yüksekliği ön görülen kotu bir metre geçtiği için iki yıl meslekten men cezası almıştı ve bu süreyi askerlik görevini yaparak değerlendirmişti.

Şehirler küçükken yerel basın kentin küçük sorunları ve kentlilikle  daha çok ilgilenirdi. Bu gün bir iki gazetemizdeki “Dert Babası” esprili köşelerle  yetiniyor olmak dışında  yazılı ve görsel medyaya bu yeni projede çok görev düşüyor.

“BURSALI OLMAK” bir imtiyaz. Şair diyor ki;

“Bursa iyi, Bursa güzel,

Bursa için destan yazılır,

Bursa için iğne ile kuyu kazılır.”





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Porsche kompakt SUV Macan
    Porsche kompakt SUV Macan
  • EGD Ödül Töreni 2017
    EGD Ödül Töreni 2017
  • Atatürk
    Atatürk
  • Fantastik
    Fantastik
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Bebişler
    Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Osmanlı
    Osmanlı
VİDEO GALERİ
YUKARI