Bugun...

Kadınlar Günü

 Tarih: 15-03-2018 12:40:00  -   Güncelleme: 06-04-2018 14:50:00
Yavuz Bubik

Mart ayının sekizi Dünya Kadınlar günü. Kutlanılan günler ve haftalar o kadar çok oldu ki sanırım yeni bir kutlama için boş gün kalmadı.

Kadınlar Gününün geçmişi 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmelerine kadar gidiyor. Ülkemizde ise İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlıyor.  1980’li yıllarda bir süre yasaklanıyor, günümüzde ise Kadınlar Günü kutlamalarında “Emekçi” veya “Çalışan” sıfatları önemini kaybetmiş görünüyor.

Ülkemizde kadın kırsal yörelerde hep çalışma hayatı içinde olmakla beraber, kentlerde ve kamuya açık yerlerde çalışmaları ancak imparatorluğun son dönemlerine rastlar. Kadınların ücretli işçi olarak çalışmaya başlamaları 1913, devlet dairelerinde çalışmaları ise 1914’lü yıllarda mümkün olmuş. İş dalları ise genelde öğretmenlik, ebelik gibi birkaç meslekle sınırlıdır. Cumhuriyetle beraber kazanılan kadın hakları ve çeşitlenen çalışma alanlarına rağmen çok uzun yıllar kısıtlı meslek dallarında görünebildiler.

Çocukluğumun 1950’ler Türkiye’sinde özellikle Anadolu’da kadın öğretmenler, ebeler, hemşireler,  dairelerde hademeler dışında pek yoktular. İstanbul’da azınlık mensubu kadınları mağazalarda tezgâhtar, sinema gişelerinde veya sinemalarda yer gösterici olarak görür ve biz taşralılar yadırgardık bunu. Telefon idaresinin şehirler arası santrallerinde (01-03-06) servislerinde görmez ama seslerini duyardık ancak.

1950’ler Bursa’sı o günlere kadar gördüğüm Anadolu illerinden çok farklıydı. Belki de çok eski yıllardan bu yana yoğun Balkan göçmenlerinin etkisiyle çalışan kadın hiç yadırganmazdı. Bankalarda, postanede, devlet dairelerinde, adliyede çok sayıda çalışan hanımlar vardı. O günlerde bile eski bir bankacı olan Mesude Pars Hanımı, hâkim Mürvet, Dr. Zeliha İzbul Hanımları hatırlıyor ve rahmetle anıyorum. Kanunen her on bin nüfusa ancak bir eczane açmak mümkün olduğu için sayısı ancak iki elin parmaklarına yaklaşan eczaneler içinde iki veya üç tanesi hamım eczacılardı: Bedia Hanım, Şeyma Hanım… Eczacılar diplomalı meslek sahipleridirler ama aynı zamanda da esnaftırlar. Bunların dışında Bursa’da esnaf hanımlar da vardı. Setbaşı’nda Mahfel’in karşısında sıra dükkânlar vardı. Orada tabelalarında isimleriyle Kuru Kahveci Nermin Hanımı, yine Yeşil Caddesinde Tuhafiyeci Süreyya Hanımı hatırlıyorum. Fabrikatör Hasene Hanım (Sağışman) belki de dönemin fabrika patronu ve işletmecisi olan tek temsilcisiydi.  Yine çocukluğumda İstanbul’da, kendi kullandığı faytonunda Milli Piyango Bayii Nimet Hanımı da gördüğümü anımsıyorum. 

Sonraki yıllarda hanımları o kadar çok meslek dalında gördük ki: Valiler, emniyet müdürleri, polisler, subaylar, bakanlar, patroniçeler, sanatçılar, zanaatkârlar... Hanım Başbakan bile gören bu günün kuşaklarına yukarıda naklettiklerim çok garip geliyor olmalı. 1953 yılında Hava Harp Okuluna kızlar da kabul edilmişlerdi.  İlk Mezunlardan ismini yanlış hatırlamıyorsam; Şerefnur Şavlı üsteğmeni, 1958 veya 1959 yılında dönemin Hava Kuvvetleri Kumandanı Orgeneral Tekin Arıburnu Amerika’daki bir NATO toplantısına yaveri olarak götürmüştü. Akreditasyon listesinde isminin başına hanım ifadesi konulmamış. Misafir edilecekleri tesiste yaverler ve refakat subayları ikişerli veya üçerli odalarda yatırılmak üzere plânlanmış. Tüm NATO ülkeleri içersinde tek hanım subay hem dikkat ve takdirleri çekmiş hem de kendisine ayrı bir oda temininde büyük sıkıntı yaşanmış. O günlerin basınında haber olarak çıkmıştı.

Çalışan, çalışmayan -kadın olan- saygı değer kadınlar; her gününüz kutlu olsun.

   

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI