Bugun...
SON DAKİKA

Yatak

 Tarih: 10-12-2017 18:57:00
Yavuz Bubik

Farkında mısınız? İster enflâsyonist  politikanın sona ermesinden ister bir çok maldaki arz fazlalığından olsun otomobilden eve, beyaz eşya dan mobilyaya kadar cazip kampanyalar ve uzun vadeli taksit dönemine girdik. Gazeteler, radyolar,  TV ler bu konudaki reklâmlarla dolu. Yatakta kredi kartına 24 ay, vade farksız taksit olanakları ilân ediliyor. Son elli yılda her şey gibi yatak da o kadar deyişti ki:

Çocukluğumda yoksulların ve askerin yatağı ottan olurdu. Bir çuval içine doldurulan kuru ot, yatak görevi görürdü. “Çulsuz” deyimi buna bile sahip olmayacak kadar yoksulluğu ifade ile girmiş literatürümüze. İkinci Dünya Harbi sırasında mahallelerdeki camilere kadar yerleştirilen çok sayıdaki askerin bu ot yataklarda yattığını ve güneşli günlerde yataklarını(!) dışarı çıkarıp havalandırdıklarını hatırlıyorum.

Evlerde, otellerde, hastanelerde, yurtlarda aklınıza gelen her yerdeki yatak çeşidi ise pamuk yataktı. Bir süre yatılınca ezilip topaklandıklarından hiç değilse yılda bir kez pamuklarının  değnekle dövülerek kabartılması gerekirdi. Ama asıl çözüm hallaç tarafından atılmasıdır. Çarşıda hallaç dükkânlarının dışında sırtında kemane elinde torna işi tahta tokmakla mahalle arasında dolaşırdı bu meslek erbabı. Bahçelerin beton zemininde veya bir duvar dibinde önüne yığılan yastık, şilte yatak içleri  tahta tokmakla titreştirilen kemane sırımının (ince deri veya bükülüp kurutulmuş bağırsak) rezonansına tutularak liflerinden açılırdı.  İlk birkaç gece bu yumuşak yataklarda yatmak keyif, yastıklar ise azâp olurdu. Evlerde her cins kumaştan dikiş dikilirdi. Artan parça kumaşlar şeritler halinde kesilip yol kilimi dokutulur, çok küçük parçalar mı? Pamuk yatakların içine takviye edilir ya da daha yoksul kesimce şilte dolumunda kullanılırdı. 

Akşamları evlerde yatak yapılırdı. Yüklüklerden veya sandık üzerindeki yüklerden indirilen yataklar odalara serilir, haşereye karşı çevresine ceviz yaprakları dizilirdi. Evin genç kızının ve gelininin göreviydi yatakları yapıp toplamak ve her akşam parmak uçları ile didikleyip kabartmak.  Kışları bazen pamuğun üzerine ikinci kat olarak, bazen tek başına yün yatak konulurdu. Yün yatağın malzemesi  her yatışta ve bükülüşte kayar bir kenarda toplanır ortası çukurlaşır. Her gece bunu mıncıklayıp homojen bir forma sokmak beceri isterdi.  Dağ köylerinin, özellikle Yörüklerin yün yatakları meşhurdur. Onlar iki kat yün yatak, yün yorgan ve yastık içinde gömülerek uyurlar. Üniversite dönemimde Yörük kökenlilerin bu yatakları, bizim pamuk yataklarımız yanında görkemli dururlardı. Tabii yurtlara herkes yatağını, yorganını evinden getirirdi.

Yatak taşınırken denk yapılır. Önce yere orta kalınlıkta bir urgan yılankavi bir formatta   serilir.  Bir kilim veya kalın bir  yaygı üzerine yayılır, yatak üçe katlanıp ortasına konulur. Kırılacak eşya, ufak tefek şeyler veya kitaplar yatak arasına doldurulur. Kilim sarmalanır ve urganla özel bağlama sistemi ile bağlanır.  Bir küçük patiskaya sabit kalemle adres yazılıp üzerine dikilir.  Trene, vapura verilir, kamyon üzerinde, sırtta her yere gidebilir böylece.

Evlerde eşya azdı. Özellikle sık tayin gören subay ve memurların eşyası portatif olurdu. Katlanabilir tahta sandalyeler ve yine katlanabilir bir masa. Sandalyelere konulan küçük kare halılar. Somyası sökülebilir boru karyola, bir kaç parça halı kilim, yatak, yorgan, şilte, yastık, gaz ocağı,  kap kaçak, bir iki sandık; o kadar. Koltuk, kanepe bir kısım yerleşiklerin mobilyasıydı. Evlerde her odada çakılı sedirler olurdu.  Üzerine şilteyi, kilimi yayar, ot yastıkları dizer, örtüsünü   örtersiniz tamam. Odada hazırı yoksa sandık tahtasından hemen bir sedir çakmak sorun değildir. En kıymetli eşya radyo ise, ambara verilmez, sizinle birlikte seyahat ederdi.  Tel dolabı, sac soba ve borular çok kere ayrılırken bırakılır, gidilen yerde yenisi alınırdı. Buzdolabı, diğer beyaz eşya; bunlar da ne ola?

Yıllar ilerledikçe önce sandık çemberinden yay takviyeli boru somyalar girdi yaşantımıza; Bulgaristan göçmenleri ile örme Bulgar somyası. Üzerindeki yataklarla gündüzleri çok rahatsız bir oturma düzeni sağlardı.  Sonraları çek-yatlar yüklendi bu görev.  Sünger yatağın gelişi başlı başına bir devrimdi. Hızla pamuk ve yün yatağın yerini aldılar. Artık gurbetçilerin sırtında bükülmüş pamuk yataklar değil sünger olanları dolaşıyordu. Ardından yaylı yatakların envai geldi ve bazalar...

Eskiden “ak köpeğin pamuk pazarına zararı” olurdu. Ne pamuk pazarı kaldı, ne hallaç ne de mahalle arasından yankılanan “tın- tıss”  sesleri...  Şimdi pek seyrek kullanılan  yün ve pamuğu da  makineler atıyor, görünmeyen bir yerlerde...

Ev eşyaları, organize işletmelerce “evden-eve” taşınıyor. Çöplükler sünger, yaylı yataklarla, atılmış beyaz eşya ile dolu.

Kazançları, kayıpları ile bütün bu değişimler yükselen hayat standardımızın işaretleri ama birilerinin eskileri de yazması lâzımdı, yeni kuşaklara...   

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI