Bugun...
SON DAKİKA

Yazlık sinema

 Tarih: 15-05-2018 23:03:00  -   Güncelleme: 18-05-2018 02:21:00
Yavuz Bubik

Televizyonun esiri olmadan evvel gecelerimizi renklendiren mekânlardı sinemalar; tabii kış gecelerini. Yaz geceleri mi? Şimdi sadece yazlık kasabalarında kalan Bahçe Sinemaları vardı.

Kırk elli yıl evvel Bursa’da ona yakın yazlık sinema anımsıyorum; Mahfel’in arkasındaki şimdiki oto-park karşısında, Devrengeç Suyu ile Irgandı Köprüsü arasında, Heykel karşısı Ziraat Bankası aralığında, Cumhuriyet Caddesi Türk Japon fabrikası (Gökçen Han) bahçesinde, aynı doğrultuda İvaz Paşa Çarşısı’nın önünde, Tophanenin altındaki sıra dükkânların üst katında, Altıparmak Caddesi kuzey yakasının ortasında, daha sonraları Kültür park içinde, Hürriyet Mahallesi’nde galiba bir de Yıldırım’da.

 Bedavacılardan  sakınmak için etrafı yüksek, tuğla duvarlarla çevrilmiş, üzerlerine küçük pencereli branda bezleri ile ek yapılmış, ama yine de civarlarındaki yüksek komşu  evlerin görüş açılarını kapatamamış arsalarda havaların ısınması ile açılırlardı. Gece yarısına kadar yüksek açılmış hoparlör sesinden, üç dört gün boyunca aynı filmleri izlemekten, her gece mahalle komşularını ağırlamaktan  rahatsız olsalar da çok şikâyetçi olmazdı semt sakinleri.

Yükseltilerek perde haline getirilmiş duvar her yaz yeniden beyaz, dört kenarı kalın çerçeve şeklinde siyah boyanır, zemin beton ise kıştan kalan çatlaklar onarılır, değilse çakıl taşları ile düzlenirdi. Kışın toplanmış basit, tahta sandalyeler çıtalar, galvaniz tellerle onarlık guruplar halinde bir birine bağlanıp sıralanırdı. Fevkalade rahatsız bu oturma düzeni için seyirciler ya koltuk altlarında şilte taşır ya da sinemacı çocuklardan “cici minder” kiralarlardı; basmadan dikilip artık pamukları ezilmiş, yassılmış ve kirli.

Yerler numarasızdı, bilet fiyatları çok ucuz olurdu. Aileler çocukları ile veya kadınlar tek başlarına gelirler, bazı sinemalarda aile sıraları ayrılır, bu kısma  yalnız erkekler oturtulmazdı. Bebekler sıra yanlarında arabaları içinde uyur, bebekli anneler, küçük yaştaki çocuklar için kış aylarında mümkün olamayacak bir imkân doğardı. Seyir esnasında gazoz, meşrubat, yemiş satılır, tiryakiler devamlı sigara içebilmekten çok mutlu olurlardı. Kültür Park’taki sinema arka kesimde masa düzeni kumuştu. Basma örtülü masanın etrafında daha rahat, tahta koltuklarda oturur, semaverle çay isteyebilirdiniz, tabii daha yüksek bedelle.        

Ses düzeni kaliteli olmazdı ama sterio  yayını tanımayan kulaklarımız çok da rahatsızlık duymazdı. Film sık sık kopar, kömür elektrotlu makinelerde  ark zayıflar, perde flulaşırdı. O zaman makinist toplu ıslık sesi ile uyarılır, bazen filmin tutuşması ile perdede yalazı gölgeleri oluşurdu.

Genelde eski filmler gösteriye girerdi. Birkaç yıl evvel izlediklerimizi tekrar tekrar görmekten hiç şikâyetçi olmazdık. Sansür kurulu açık sahnelere izin vermezdi.  Eğer bir yatak sahnesi gerekiyorsa, karyolanın altında yan yana kadın ve erkek terliklerinin gösterilmesi veya bir tecavüz sahnesinin ileri aşamasında kırılan bir testi, akan bir su görüntüsü ile olay seyircinin hayal gücüne bırakılırdı. Uzun ve ateşli öpüşme sahnelerine genç seyirciler  “iyi muzzz” sloganı  ile eşlik ederlerdi.

Yağmurlu günlerde sinema açılmaz, seyir esnasına yağmur bastırırsa paralar iade edilirdi. Tabii gişeciler ıslanan insanları bezdirip, taleplerinden caydırmak için ödemeyi olabildiğince ağırdan alırlardı.  

              1950 yılında Bulgaristan göçmenlerinin iskân edildiği Hürriyet  Mahallesini banyolar için Çekirgeye gelmiş bir Adanalı zengin ziyaret etmiş. “Cami” cevabı beklentisi ile “bir eksiğiniz var mı” sorusuna “yazlık sinema” cevabını alınca çok bozularak ayrılmış.

              Yine çocukluğumdan anımsadığım bir söylenti de; 1950’li yıllarda iki uyanık(!) Anadolu köylerini dolaşıp “Bu makine yumurta ile çalışır” deyip adam başına topladıkları yumurtaları jeepin  arkasındaki sandığa doldurur, jeneratörden aldıkları elektrik ile  bir ahırlarda, bez perdede  film gösterisi yapıyorlarmış. En heyecanlı yerde gösteriyi kesip “yumurta bitti, haydi beşer tane daha getirin” diyerek. Paranın bulunmadığı ama en azından komşunun folluğunda her zaman bol yumurta bulunabilecek bir ortamda... 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI