Bugun...
SON DAKİKA

Faizin kibarcası: Komisyon

 Tarih: 18-07-2018 00:00:00
Yılmaz Velioğlu

Son aylarda gerek yurtiçinde gerekse yurtdışındaki ekonomik göstergelerin yukarı yönlü hareket ettiğini görüyoruz. Fed’in faiz oranlarına bakışı yukarı, İngiltere Merkez Bankası’nın orta vadeli faiz politikası yukarı; içeride döviz kuru, enflasyon, faizler, cari açık yukarı… Böyle bir ortamda mevduat bankalarının uyguladığı faiz oranları da yukarı yönlü gidiyor. Ticari kredilerde TL faiz oranlarının %25’i bulduğu, hatta bazı bankalarda üzerine çıktığını görüyoruz. Buraya kadar, her şey sistemin oluşturduğu konjonktüre uygun diyebiliriz. Fakat bir de işin kenarından dolanarak faizi olduğundan daha yüksek veya faize ek olarak ‘komisyon’ adı altında alınan ek faizler dikkatimizi çekiyor. Geçtiğimiz hafta üç mevduat bankasından bir yıllık spot ticari kredi faiz fiyatlama talebinde bulundum. Bunlardan biri kamu bankasıydı. Tamamı 1 yıllık kredi vermekten imtina etti. Biri altı aylık, biri üç aylık, biri de spot yerine rotatif kredi vermeyi teklif etti. Daha da ilginç olan nokta; hepsi faiz+komisyon fiyat verdiler. Aslında bankalar faizlerin önümüzdeki dönemde daha da artacağını bu hareketleriyle belli ediyorlar. Çünkü topladıkları mevduat ortalaması iki ayı geçmiyor. Verdikleri kredilerin ise ortalama vadesi bir yıldan daha fazla. Yani bugün aldıkları borcu bir yıl içinde altı defa revize edecekler. Faizler arttıkça daha yüksek orandan borçlanacaklar. Krediyi ise bugün 1 yıllık verirlerse, artacak faiz oranları karşısında kârları eriyecek. Bu nedenle bir yıllık kredi vermeyi pek istemiyorlar. Hatta örneklerde de görüldüğü gibi kimisi sadece rotatif kredi vermekten yana. Rotatif kredinin spot krediden farkı;  istedikleri zaman faiz oranını değiştirebilmeleri ve istedikleri zaman krediyi geri çağırabilme yetkilerinin olmasıdır. Spot kredide faiz vadeye kadar değiştirilemez.

Neden kredi kullandırırken faizin yanında komisyon da alıyorlar?  Bankaların bilançolarında en çok eleştirilen faiz gelirlerinin çokluğudur. Bu uygulama ile faiz gelirlerini düşük gösterip komisyon gelirlerini yüksek gösteriyorlar. Üstelik kimi banka komisyonu peşin alarak görünenden daha fazla faiz alıyor. Çünkü paranın zaman değerini de işin içine kattığımızda katlanılan bedel büyüyor. Yeni hükümetin kurulması ile birlikte ilk hedefler enflasyonu tek haneye düşürmek ve faiz oranlarını aşağı çekmek yönünde olacaktır . Aslında ilk etapta her iki noktadaki artışı durdurmak gerekir. Aşağıya indirmekten öte artışları durdurmak dahi şu global düzende bir başarı sayılabilir. Böylelikle kısa vadede daha gerçekçi bir hedef belirlenmiş olur. Cari açığı frenlemeden enflasyon ve kurları kalıcı olarak aşağı çekmek pek gerçekçi görünmüyor.  Cari açığı da indirmek bugünden yarına olacak bir şey değil. Hep söylenen o sihirli kelimeler ‘yapısal reformlar’ artık bu dönemde uygulanmak zorunda..  Her alanda başarılı olmanın zor olduğu bir sürece giriyoruz. Öncelikle büyüme konusunda son iki senedeki durumdan bir nebze olsun uzaklaşmamız gerekiyor. Çünkü büyüme beraberinde cari açığı ve dışa bağımlı borçlanmayı getiriyor. Bir anda değil ama yavaş yavaş frene basılması şart. Özellikle tarımdan başlayarak kendine yeter bir ekonomi profiline dönmeliyiz. Böylece yukarıda saydığım değişkenlerin en azından sabit kaldığını görebiliriz.

Yine kamu bankalarının ön planda olacağı bir dönem başlıyor. Ticarî kredilerde yazımızın özünü oluşturulan dengesizliğin kamu bankaları kanalı ile düzeleceğini umut ediyoruz. Faizi indirip komisyonu artırırlarsa yine takipçisi olup konuyu gündeme taşımaya devam edeceğiz.

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI