Bugun...

Finansal Kurtuluş Mücadelesi

 Tarih: 20-08-2018 15:23:00
Yılmaz Velioğlu

Son yıllarda yaşanan en büyük finansal dalgalanma ile karşı karşıyayız. USD’nin nereden nereye vardığı, nereye varacağı artık en son konuşulacak konular arasında yer alıyor. Küresel siyasetin ekonomiye ne denli tesirli olduğu, görünen ya da sunulan sebeplerin aslında sadece birer bahane olduğu bugünlerde daha da iyi anlaşılıyor. Dalga dalga gelen belirsizlik ortamı mutlaka bir noktada yatay seyrine gelecek, bugünlerde yaşanan artçı şoklar elbette sonlanacaktır. Ülke ekonomisine tamamen dışarıdan yapılan bu saldırılar bertaraf edilecek ve gemi daha güvenli bir limana çekilecektir. Tabi ki bu süreç kolay olmayacak. Gerek reel sektör, gerekse finansal kesim bu süreçte aldığı / alacağı yaraları yıllara sari bir şekilde sarmaya çalışacaktır. Her kriz dönemi beraberinde belli dersler alınmasını da doğurur. Bankacılık sisteminin yıllar öncesine göre daha sağlam olması; geçmiş krizlerde aldığımız derslerle ilişkilidir. Bu krizin de mutlaka bize öğreteceği şeyler olacaktır.

Finansal Kurtuluş Mücadelesi olarak adlandırdığım bu süreçte; gerek geçmişteki bankacılık mesleği gerekse reel sektör tecrübelerimle nacizane önerebileceğim maddeler aşağıdaki gibidir:

1-) Ekonomi yönetimine güven

Bu süreçte belki de en önemli konu; milli ekonomiye ve milli ekonominin kamu yöneticilerine güven hususudur. Resmi kanallardan aktarılmayan ve doğrulanmayan hiçbir bilgi; ekonomik kararlarımızda aksiyon almamızı sağlamamalıdır. Spekülatif amaçlı al-sat işlemlerinden sakınmalı, bunun gerek milli ekonomiye vereceği zarar gerekse de suç teşkil edecek noktaları olduğu unutulmamalıdır. İç siyaset malzemesi olarak yıkıcı yorumlardan uzak olup, yapıcı eleştiriler samimiyetle dile getirilmelidir.

2-) Ticari ahlakın önemsenmesi

Ekonominin çarklarının eskisinden daha hızlı dönmesi gerektiği aşikardır. Bu noktada, özellikle hammadde satıcılarının stok yaparak geçici karlar elde etme arzusu, sular durulunca kaybetmelerine sebep olacaktır. Ticaretin, üretimin devam etmesi karşılıklı kazanmakla mümkün olacaktır. Böyle bir ortamda meslek birliklerinin üyeleri arasında iletişim ve koordinasyonu pekiştirmesi, ticaretlerinin güvenli işlemesi için arabulucu rolü üstlenmesi son derece önemlidir. Rakip firmaların dahi güç birliği yapması gereken günlerden geçtiğimiz unutulmamalıdır.

3-) İhracata ek teşvikler

Döviz kuru kaynaklı krizi çözmenin yolu yine dövizden geçecektir. İhracatımızın hiç aksamadan, planlanan hedefin dahi üzerine çıkacak ivmede hareket etmesi en büyük kazancımız olacaktır. Özellikle Eximbank kaynaklarını arttırmalı ve ihracatçıya desteğini sürdürmelidir. Hatta bankanın pozisyonu uygunsa, yılsonuna kadar vadesi gelecek olan ihracat kredileri için, 6 ay süreli- 2019’a aynı şartlarla temdit edilme fırsatı sunulmalıdır.

4-)Bankacılık Sektörü kredi ve Hazine hareketleri

Önümüzdeki dönemde ticari kredilerde geri çağırmayı sıkça duyacağız. Geçtiğimiz krizlerde de bununla karşılaştık. İşte en tehlikeli olan noktalardan birisi budur. Kredi analizi normal dönemdeki hassasiyetten ne bir eksik ne bir fazla olmamalıdır. Kredi fiyatlaması, krizi fırsata çeviren yapıya bürünmemelidir. Ticari kredilerde bir anda iki katına çıkan fiyatlamalar kulağımıza gelmeye başladı. Hazine birimlerinde döviz alış-satış makasının çok geniş tutulduğuna da şahit oluyoruz. Özellikle bu iki hareketin BDDK’nın sıkı takibinde olacağını tahmin ediyorum.

5-)Kur riski almamak

Yıllardır üzerinde hassasiyetle durduğumuz konulardan birisi de, döviz pozisyon riskiyle ilgilidir. Döviz geliri olmayan şirketlerin sırf daha ucuz olduğu için döviz kredisi ile fonlanması bu dönemde yaşanacak iflasların müsebbibi olacaktır. Finans tarihimize geçecek bu krizin, ders niteliğindeki esas kazanımı bu madde gibi görünüyor. En azından bundan sonra mümkün olduğunca döviz pozisyon açığından uzak durulması şirket sürekliliğini sağlar. Döviz açık pozisyonu olmamakla birlikte, bankalardaki limitleri Türk Lirası olup, kredi kullanımı döviz olan firmalar limit-risk dengesini iyi ayarlayamadılarsa limit aşımı yaşayacaklardır. Bazı kredileri sırf bu sebeple kapatmak zorunda kalacaklardır. Hem açık pozisyon hem de limit-risk dengesi ayarlamasının şirket bünyesinde analizi son derece önem arz ediyor. Çünkü extra limit artışları bankalar tarafından sermaye yeterliliğini kaybetme endişesi ile geri çevrilebilir.

Sonuç olarak; finansal kurtuluş mücadelesi olarak adlandırdığımız bu dönemi yerli ve milli bir duruş kurtaracaktır. Bu sıfatlara bir tane daha eklemek istiyorum. Yerli, milli ve samimi duruş… Dolar alıp başını gittiğinde bozdurup dekontunu göstere göstere reklam yapmak bence samimi duruşa girmiyor. Bu işin magazinel boyutudur. Samimi duruş, Dolar 4 TL iken ithal ettiği malı stoklayıp, şimdilerde 7 ile çarpıp satmak değildir. Asıl samimi duruş, krizi fırsata çevirmek değil, krizden ders çıkartmaktır. Dalgalar bitsin, sular çekilsin, dostu düşmanı bir görelim… Kazandığımız gün işte o gündür.

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI