relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

istanbul escort

interbahis

betpas mariobet 1xbet

bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort antalya escort alanya escort bayan istanbul escort escort istanbul şişli escort beylikduzu escort kadıköy escort sakarya escort escort sakarya izmit escort diyarbakır escort bodrum escort escort bodrum gaziantep escort porno indir porno porno sex türbanlı porno porno izle hd porno porn porno seks sikiş izle seks izle
canlı bahis bahis siteleri kaçak bahis
Bugun...

Gizli enflasyonun sebebi: Para Arzı

 Tarih: 22-07-2020 12:08:00
Yılmaz Velioğlu

Konut fiyatlarında, taşıt fiyatlarında son dönemde benzeri görülmemiş hızda bir artış yaşıyoruz. Faiz oranlarındaki düşüş talep patlaması yarattı ve bunun sonucunda fiyatlar hızla yukarı yönlü hareket etmeye başladı. Bunun adı enflasyon…

 

Enflasyonu; talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu olarak ikiye ayırabiliriz. Maliyet enflasyonu o ürün, hizmet ya da malın girdi fiyatlarındaki artışa bağlı bir yükselmeyi ifade eder. Talep enflasyonu ise, o ürün ya da mala olan talep artışının yarattığı fiyat artışıdır. İkincisinde, satıcının alıcı bulma gibi bir derdi yoktur. Talep çok olduğu için fiyatta istediği gibi oynayabilir. Bugünlerde yaşadığımız enflasyon da talep enflasyonudur.

 

Şimdi konuyu biraz daha derinlikli işleyelim ve para arzı kavramıyla ilişkilendirelim. Para arzındaki artış basitçe ifadesiyle dolaşımdaki ve banka mevduatlarındaki paranın artışıdır. Çok olan değersizdir kuralı gereği, para ne kadar bollaşırsa/bollaştırılırsa değeri düşer. Yılbaşından beri para arzının %57 oranında arttığını, yıllık bazda artışın %80’leri geçtiğini görüyoruz. Yani çok hızlı ve durmaksızın para basılıyor. Dolayısıyla para arzı artıyor. Buraya kadar her şey normal diyebilirsiniz. Para arzını arttırmak, parayı bollaştırmak bir ekonomi politikası tercihidir ve bugünlerde bu uygulanıyor. Üzerinde durmak istediğim nokta paranın neden çoğaltıldığı değil, çoğaltılan paranın ne şekilde dağıtıldığı/sunulduğu… Para arzındaki artış, talep enflasyonuna sebep oluyorsa, bu da enflasyona etki ediyorsa, dikkat edilmesi gereken nokta, basılan paranın hane halkına ne şekilde sunulduğu… Cevap belli, borçlandırma…

 

Eğer basılan paranın dağıtımı/kullandırımı asgari ücret artışı, emekli maaş zammı, memur maaşı zammı, özel sektör çalışan ücret zammı şeklinde olsaydı, sürdürülebilir enflasyon-talep- fiyat dengesi yakalanabilirdi. Ama basılan paralar borçlandırma şeklinde pompalandığı için, kısa dönem sonra problemin çıkması kaçınılmaz olacaktır. Şu an hane halkı, borçlanma neticesinde elinde bulunan paranın, aldığı evin, arabanın sarhoşluğunu yaşıyor. Parası var ama geliri yok!

 

Açıklanan enflasyonun maalesef ne para arzıyla, ne konut fiyatları ile ne marketteki şampuan fiyatları ile doğru orantılı olduğu kanaatindeyim. Geçen sene tuttuğunuz evden, ev sahibiniz çıkmanızı istese, benzer evi en az %30 daha yüksek fiyata bulabileceğiniz bir dönemdeyiz. İyi kötü bir işte çalışan, anında bankadan en az 10 Bin TL kredi çekebiliyor. Ama o 10 Bin TL’yi biriktirmeye kalksa bir yıl içinde biriktiremeyecek kadar düşük gelire sahip… Hatta geliri tasarruf yapmasına dahi müsaade edemeyecek noktaya düştü, farkında değil… İhtiyaç kredisi çekip; bunu altına, dolara, borsaya yatıranlara hiç değinmiyorum bile… Adına kumar mı, macera mı, finansal körlük mü dersiniz bilemem. İşin özü; tasarrufun, yatırımın, harcamanın iç içe geçtiği ve önümüzde tamamen gözü kapalı gidilen bir yol varmış gibi geliyor bana.

 

Konut satışlarında tarihimizin en yüksek oranlarına ulaştık. İnşaat sektörü birçok sektörün tetikleyicisidir. Ama bakıyorsunuz konut satışlarının %70’inden fazlası ikinci el konutlar… Yani inşaat sektörünün canlanmasına katkı yapacak bir operasyon değil. Olsa olsa, fiyatların artışından kaynaklı rant geliri oluşturma sonucundan öte değil. Kaldı ki, bu ikinci el satışların ve fiyat balonunun olduğu konutlar ne kadar depreme dayanıklı… Yarın öbür gün şiddetli bir depremde zorunlu deprem sigortasının karşılayacağı tutar maksimum 240 Bin TL’dir. Bu tutar anca evinizin bir odasına denk gelir. Orta hasarlı hale gelse, eviniz mühürlense ne oturabilir, ne de kiraya verebilirsiniz. Ama daha ödemeniz gereken yıllarca kredi taksiti sizi bekler.

 

Velhasıl, para arzı artışı enflasyona, enflasyon da dar-sabit gelirliye olumsuz bir senaryo doğuracaktır. Bu çarkın, bu mutluluk sarhoşluğunun mutlaka yeni ekonomik politikalarla düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyim. Hele ki pandemi dönemi daha da uzarsa, ekonomik aktivite, üretim-ihracat-milli gelir-büyüme beklendiği gibi oluşmazsa sümen altı ettiğimiz sorunlar günyüzüne çıkabilir. Eğer siz de bu çarkın içindeyseniz ve 12 ay geri iadesiz bir mutluluk satın aldıysanız, 1-2 ayı geçti, geriye kaldı 10 ay… Tadını çıkarmak mı, yoksa bunları akıldan çıkarmamak mı? Tercih sizin…

 

 

YUKARI