Bugun...

Her sual mesuliyet doğurur

 Tarih: 06-06-2017 01:49:00
Yılmaz Velioğlu

Finansal okur-yazarlık gerek bireysel bütçe yönetiminde, gerekse şirketlerin nakit akışında son derece önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle borç yönetimi; gelecekteki nakit döngüsünde belirleyici ana unsur oluyor. Zarar eden bir şirket kurtulabilir, kar edip yanlış nakit akış uygulayan ise batabilir prensibi hiç de yabana atılır bir tavsiye-ikaz değildir. Zaman içerisinde danışmanlığını yaptığımız bazı şirketlerde de bu konunun örneklerine rastlıyoruz. Finansal okur-yazarlık konusunda tavsiye alan işletme ya da bireylerin bu tavsiyelerden sonra artık daha dikkatli bir yönetim sergilemeleri beklenir, fakat son tahlilde gerçek hiç de öyle değil.

Sual kelimesi mesuliyet kökünden geliyor. Yani soruyu yönelten, aldığı cevaptan sonrası için sorumludur. Bunu hayatın her alanına monte edilebilecek bir prensip olarak görebiliriz. Ekonominin alt dalı olan finans yönetiminde de bu gerçeklik her daim dikkate alınmalıdır. Döviz geliri olmayan bir şirkete, dövizle borçlanmasının nelere sebep olacağı açıklandıktan sonra, bilmiyordum ya da farkında değildim mesajı geriye doğru yürüyemeyen sonuçlar doğurur. Tüm aktifini yani varlıklarını borçla finanse eden bir işletmenin nelerle karşılaşabilirim sorusu, artık o işletmenin bazı şeylerden mesul olmasını gerektirecek bir kapıyı aralamıştır. Ya o kapıdan içeri hiç girilmemeli, ya da girildikten sonra görülenler unutulmamalıdır. Örneğin; kredi kartı borcunu başka bir kredi kartından borçlanarak kapatmak yerine, ihtiyaç kredisi ile daha makul bir maliyet ve öngörülebilir bir ödeme projeksiyonu ile sonuçlandırmak bilgisine ulaşan bir kişi, hala eski alışkanlıkları ile devam ediyorsa sonuçlarına hazırlıklı olmalıdır. Bilgi, sonuca ulaşmanın bir aracı; sual de o aracın harekete geçiricisidir.

Ticaret Kanunu’nda yer alan; tacirin basiretli hareket etmesi hususu aslında bilgi-sual-mesuliyet üçgenine atıfta bulunan bir yön de içermektedir. Bir işletme düşünün; gayrimenkulü borçla, hammaddesi borçla, araçları borçla, maaşları borçla, her şeyi borçla çözmeye çalışıyor. Kapasitesinin üzerinde ve tamamen borçla büyümeye çalışıyor. Sizce bu işletmenin gerçek sahibi, resmi olarak kayıtlarda yazılan kişiler midir, yoksa borçlandığı finansal kurumlar, bankalar mıdır? Böyle bir nakit döngüsü ya da ticaret mantığında, şirket tüzel kişiliğinin temsilcileri çıkış yolu için sual ederler. Ve bu sual aslında yaptırımı kağıt üzerinde olmayan ama gerçekte belki de ondan da büyük bir mesuliyeti doğurur.

Finansal okur-yazarlık… Tüm işletme yöneticilerinin, işçinin, memurun, öğrencinin, ev hanımının mutlaka bilmesi gereken bir konudur. Hatta ilköğretimden başlayarak okullarda zorunlu ders olarak dahi müfredata girmesi gerektiği kanaatindeyim. Gelir, gider ve yatırımın yönetilmesi; ‘para’nın tanınması, bunların akabinde rasyonel finansal davranışların oluşturulması her bireyin ihtiyacı olan bilgilerdir.  Özellikle günümüzde, birçok tv-radyo ve sosyal medya içinde sürekli tüketimin özendirildiği ve bunun ötesinde borçlanmanın ne kadar kolay bir unsurmuş gibi sunulduğu aşikardır. Bir kredi kartını düşünün; ‘hayalinizdeki her şey’ sloganı ile lanse ediliyor ve kullanıcılara sunuluyor. Bedava olarak ‘puan’ almanız için yüzlerce lira harcamanız bekleniyor. Ama harcayacağınız dağ üzerinde değil, kazanacağınız fare üzerinde duruluyor.

Sonuç olarak, şirketler de bireyler de finansal okur – yazarlık kavramını mutlaka dikkate almalılar. Bilgiye ulaşmak için sual etmeliler, sual sonrasında da mesuliyetlerinin farkında olmalılar. Her dağ fare doğurmaz, ama her sual mesuliyet doğurur.

 

 

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR