escort istanbul istanbul escort istanbul escort bayan

Bugun...

İlk iktisat dersim: Yaş 10 - Yer Tahtakale

 Tarih: 24-02-2019 18:56:00
Yılmaz Velioğlu

Son dönemlerde çarşı pazardaki gelişmeler ‘ticari ahlakı’ sorgulamamıza vesile oluyor. Stok yapılan ürünler, komisyoncuların fahiş orandaki payları, %800’leri bulan kar marjı ile sebze meyve satışları, hal ve market denetimleri vb. konular gündemimizden düşmüyor. Bu olayları izlerken; ticaret hayatına dair edindiğim ilk ders aklıma geldi. Bu ayki yazımızda bu ilk dersi sizinle paylaşmak istiyorum.

İş hayatına 10 yaşında İstanbul-Eminönü, Tahtakale’de başladım. Dedem, yaklaşık elli yıl boyunca Mısır Çarşısı’nın karşı sokağında, Kuru Kahveci Mehmet Efendi’nin biraz ilerisinde seyyar satıcılık yaparak hayatını kazanmış bir adamdı. Bir duvar dibinde çanta, valiz satarak hayatını idame ettirirdi. Ben de yaz tatillerinde onun yanında çalışır, okul dönemim için harçlık kazanırdım. Ticaret hayatına ait ilk izlenimlerim o günlere dayanıyor. Bir gün dedem; tezgâhını bana emanet edip, 2-3 saatliğine bir yere gitti. Bana bütün çantaların fiyatlarını küçük bir kağıda yazdı. Cebime de bir miktar bozuk para bıraktı. ‘Para üstünü dikkatli ver, kağıtta yazan fiyatları da iyi kontrol et’ dedi ve gitti. İlk defa bu denli büyük bir ticari sorumluluğun altına girmiş olduğum için hem heyecanlı hem de hevesliydim. Aradan 2-3 saat geçti, dedem geldi. ‘Ne yaptın, satış oldu mu oğlum?’ diye sordu. Ben de büyük bir gururla ‘Üç tane çanta sattım’ dedim ve hesabı kapatıp dedeme verdim. Çantaların fiyatlarını şimdi hayal meyal hatırlıyorum, ama büyük bir gururla, şu üç çantanın benzerini tanesi 15 milyondan sattığımı söyledim. Tabi ki; o beni takdir etmeden önce, ben takdiri almış gibi gururlu bakışlarla etrafa bakıyordum. Dedemin bir anda yüzü asıldı ve kızmaya başladı bana. ‘Bu çantaların tanesinin 10 milyon lira olduğunu yazmadım mı ben sana’ diye bağırmaya başladı. ‘Evet dedim, ama ben 15 milyona sattım. Daha iyi değil mi?’

İşte ticaret hayatına dair ilk dersimi o an aldım. ’15 milyona satman gerekseydi, 15 milyona sat derdim sana. Ben yıllardır burada sürekli gelen müşterilerimle para kazanıyorum. Onları ‘kazıklarsan’ bir daha senden mal almazlar. Hem arka sokakta aynı çantanın 10 milyona satıldığını gördüğü zaman, ne düşünecek o adam.’ dedi ve ses tonunu yükseltmeye başladı. Halbuki ben, onun beklediğinden daha çok gelir elde etmenin gururunu yaşarken, bir anda afalladım. O yaşta; dedemin ne demek istediğini tam olarak idrak edemesem de, zamanla bu ilk ticari deneyim o günkü örneğin ne kadar önemli olduğunu öğretti bana. Ticarette dürüstlük önemliydi, ticarette süreklilik önemliydi, ticarette sürümden kazanmak önemliydi, ticarette rakip analizi önemliydi, ticarette bereket önemliydi, ticarette kurallara riayet etmek önemliydi, ticarette kazandığını sanıp aslında kaybettiğini anlamak önemliydi.

O ilk ticari dersin meyvelerini birkaç sene sonra almaya başlamıştım. Hatta sonraki sene; kendi çapımda bir inovasyona imza attığımı söyleyebilirim. Okulların açılmasına bir ay kala, dedem valizlerin dışında okul çantası da satardı. O dönem plastik beslenme çantaları yeni yeni piyasaya çıkmıştı. Dedeme bu projemi anlattım ve ondan küçük bir sermaye alıp plastik beslenme çantası tezgahımı onun yanında açtım. Sadece ondan aldığım borcu ne zaman geri ödemem gerektiğini söyledi ve gerisine karışmadı. Mercan Yokuşu’ndaki toptancılarda araştırmayı ben yaptım, pazarlığı, nakliyeyi, kaça alıp kaça satacağımı ben belirledim. Bir ay sonra da dedeme olan borcumu ödedim. Kar marjımı, bir önceki seneden aldığım dersle ‘makul’ seviyede tuttum. Ayın sonunda kayda değer bir karla okuluma döndüm.

Aslında tüm bu örneklerin içinde; iktisat kitaplarında yazmayan bir kavram da yer alıyor: Paranın Bereketi… Buna kimimiz inanır, kimimiz inanmaz; ama ben bunun varlığını yaklaşık 30 senedir gözlemleyebiliyorum. Ticaret hayatında dürüstlük; her alanda olduğu gibi ön planda olmalıdır. 10 yaşındaki o çocuk; ilk ticari hatasını yapmıştı belki… Ama o aradaki 5 milyonu gizleyip,  ‘cebine atmayı’ düşünmemişti bile. Hata yapmadan öğrenilmez; yeter ki içinde iyi niyet olsun. Tahtakale’nin bir zamanlar sembolü olmuş olan dedeme, bilinen adıyla nam-ı diğer ‘Fethi Baba’ya saygı ve minnetlerimle…

 

YUKARI