Bugun...

IMF’de Tango Mevsimi

 Tarih: 16-06-2018 21:56:00
Yılmaz Velioğlu

Arjantin son iki ay içinde para birimi Peso’da %25’in üzerinde değer kaybetti. Merkez bankası bunu önlemek için bir süre bekledi. Sonrasında on gün içinde üç defa faiz artışına gitti. Gelinen noktada faiz oranı %40 oldu. Ama pesodaki düşüş engellenemedi. 2001 yılında yaşanan ekonomik krizde Uluslararası Para Fonu’na (IMF) başvurmuşlar ve bu kriz sürecini onunla aşmaya çalışmışlardı. Sonra borçları bitti, IMF’siz günler başladı. Acaba yine aynı senaryo yaşanır mı derken, Arjantin hükümeti IMF’nin kapısını çaldı. Başvurularını yaptılar, 15 gün içinde başvuru sonuçlandı ve 50 milyar Dolarlık kredi desteğini buldular. Belirttiğimiz gibi Arjantin’de politika faizi %40 seviyesinde bulunuyor. Tabana yayılan bireysel ve ticari kredi faizleri ise %50-%60 bandında yer alıyor. Enflasyonları %25’i geçmiş vaziyette… Dış borçlarını ödeyemeyecek noktaya gelmeleri arifesinde IMF’ye sarıldılar. Peki şimdi ne olacak? IMF, bu borcu 3 yılda peyderpey verecek. Stand-by sözleşmesi yapılacak. Yani koşullu bir sözleşme ile karşılaşacaklar. Kredinin tamamı bir anda verilmeyecek. İlk parti ödemeden sonra hükümetten bir taahhüt alıp; bütçe dengesinin nereye geleceği, vergi oranlarının ne kadar arttırılacağı, kamuya personel alımı kısıtlamalarının boyutları, maaş zamlarının ne kadar öteleneceği, emeklilik sisteminin gözden geçirilmesi, kambiyo mevzuatında yenilikler, kısıtlamalar, tasarruflar vb. unsurların tamamı IMF’nin onayına sunulacak. IMF bir nevi Arjantin’in ekonomik kararları onaylama merkezi olacak. Çünkü IMF’nin tarzı budur. Ucuz kredi verir, en son gelinen noktadır ve acı reçeteyi sunar. IMF’li günler her ülke için sorunlu, kaoslu başlar. Çünkü alışagelmiş kamu ekonomik aktiviteleri artık var olmayacak, tabana yayılan bir tasarruf dönemi başlayacaktır. Siyasi çalkantı bunu takip edecek, yıllarca süren bir değişim, dönüşüm süreci yaşanacaktır. Bunun sebebi IMF’nin verdiği reçete değildir. Bu reçetenin kullanılması gerektiğini zaten o ülke hükümeti de bilmektedir. Dolayısıyla IMF’nin ‘yaşattıkları’ sebep değil sonuçtur. Köprüden önce son çıkış olarak tanımlayabileceğimiz Uluslararası Para Fonu, vereceği borcun nerede, nasıl kullanılacağını önceden bilmek isteyecektir ki, o ülke bir daha borç batağına kolay kolay düşmesin.

Acı reçeteyi uygulamak bir bakıma da zaten kaçınılmaz sondu. Fakat burada toplumsal etkileri de göz ardı etmemek gerekiyor. IMF, bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının sorgulanmasına sebep oluyor. Ülke bütçesini başkalarının onayına sunmak… IMF’nin girdiği her ülkede ilk günlerde sokak gösterileri ile karşılaşırsınız. İşte asıl sebep budur. Bağımsızlığın en azından ekonomik bağımsızlığın elden gittiği yönündeki toplumsal algıdan bahsediyoruz. Arjantin’de de aynı fotoğrafla karşılaşacağız. ‘IMF’yi protesto eden göstericiler sokaklardaydı.’ şeklinde haberlerle karşılaşacağız.

IMF’yi bir de ezber bozan yanıyla değerlendirelim. IMF’den en çok borç alan ülkeler hangileri? IMF’nin 60 trilyon USD olan alacağının yarısından fazlası ABD, Çin ve Japonya’ya verilen kredilerdir. Peki bu durum yukarıda belirttiğimiz konularla tezatlık oluşturmuyor mu? O ülkelere acı reçete yok mu, onlar da mı köprüden önce son çıkıştalar? Hayır. Bu tür gelişmiş ekonomilerle olan IMF bağı, koşullu stand-by anlaşması ile yapılmıyor. Onlar kredinin ucuzluğu ve sürdürülebilirliği ile ilgileniyorlar. Özellikle ABD, IMF’e en çok borcu olan ülke konumundadır. IMF’nin kuruluşu zaten ABD önderliğinde 1940’larda yapılmıştır.  Dolayısıyla Arjantin örneği ile ABD örneği birbirinden farklı nitelikteki borç ilişkilerini barındırıyor. IMF’nin kurucuları arasında ilginç bir isim dikkatimizi çekiyor; John Maynard Keynes… Keynesyen iktisat ekolünün temsilcisi… Yani kamunun ekonomide söz sahibi olması gerektiğini söyleyen, devletin serbest piyasa ekonomisini benimsemekle birlikte, yapıcı ve rol belirleyici fonksiyonuyla yarı serbest bir ekonomi modeli sunan İngiliz iktisatçıdan bahsediyoruz. IMF’nin koşullu sözleşmelerdeki rolünde de Keynes ekolünün izlerini halen görüyoruz.

Sonuç olarak, Arjantin IMF ile bir kredi ilişkisine yıllar sonra yeniden girmek zorunda kaldı. Bu durum tabi ki günü kurtaracak ama toplumsal çalkantıyı da beraberinde getirecektir. IMF’de tango mevsimi başladı, umarız bu sadece tangoyla sınırlı kalır, halay ya da horona merak sarmazlar.

 

 

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI