Afyon escort Tekirdağ masaj salonu
Bugun...

Resesyon beklentisine dünya merkez bankalarının tepkisi

 Tarih: 16-08-2019 22:56:00
Yılmaz Velioğlu

Son 2 aydır Dünya Merkez Bankalarından peş peşe faiz indirimleri görmeye başladık. Rusya, ABD, Avustralya, Türkiye ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Merkez Bankası ile bu silsile devam edecek. Aslında tüm bu hamleler resesyon, yani durgunluk beklentilerine ya da korkularına karşı atılan önleyici adımlar olarak yorumlanabilir. Özellikle ABD ile Çin arasında var olan ve her geçen gün artan ticaret savaşları ivmesi, beraberinde resesyonu da getireceğe benziyor. ABD ve Çin’de ticaretin yavaşlaması, tüm Dünya ticaretinin bundan etkilenmesi anlamına geliyor. Diğer yandan Avrupa’ya baktığımızda zaten negatif faize kısmi de olsa indirim gelmesi dahi gündemde. Avrupa özelinde PMI endeksleri (Satınalma Yöneticileri Beklenti Anketi)  sürekli düşüş trendi ile karşımıza çıkıyor. Yani ticaret yavaşlama eğilimi içinde ve bu sürekli hale gelmek üzere… İngiltere, anlaşmasız Brexit ile gündemde kalmaya ve para birimini eritmeye devam ediyor. Eğer Eylül sonunda anlaşmasız olarak AB’den çıkarlarsa, resesyon kaçınılmaz olacak. Kaldı ki, yeni gümrük tarifeleri, ikili anlaşmalar hala belirsizliğini koruyor. İşte böyle bir ortamda Merkez Bankaları da mümkün olduğunca canlılığı kaybetmemek için faiz indirim silahlarını çekiyorlar, çekmeye de devam edecekler.

TCMB ne yaptı, ne yapacak?

TCMB, Temmuz toplantısında politika faizini psikolojik sınır olan %20’nin altına, %19,75’e çekerek yüksek  bir indirime gitti.  Bankalar mevduat faizlerine bunu hemen yansıtıp, kredi faizlerinde daha yavaş davrandı. Konut kredilerindeki indirimin bazı şartlar dahilinde yapılmasını saymıyorum. Bundan sonraki faiz hamlelerinin bu hızda olmayacağını tahmin ediyoruz. Yılsonuna kadar gerçekleşecek olan üç toplantıda toplam 400 baz puanlık daha indirim olabilir. Aslında faizin iniyor olması her şeye çare olur manasına gelmiyor. Büyümeyi tetikleyecek bazı adımların da gelmesi şart. Eğer yukarıda belirttiğimiz global resesyona düşük büyüme ile girersek, bunun etkileri normalden çok daha olumsuz yaşanır. Dolayısıyla 2020 ilk çeyreğine kadar dolarizasyonu önleyen , istihdamı arttıran ve büyümeyi destekleyici hamleler atmak birincil öncelik olmalıdır. 

Global Resesyon öncesi ne yapılmalı?

İlk hedeflerden biri mutlaka ve mutlaka dolarizasyonu önleyici tedbirler almak olmalıdır . TL mevduatı özendirici stopaj indirimleri yeniden gündeme alınabilir. Şirketlere kullandırılan düşük faizli kredilerin işletme sermayesi olarak kullanıldığı  test edilmelidir. Gerekirse yasal düzenleme getirilip aksi durum için yaptırımlar belirlemelidir. Düşük faizli kredi kullanıp,  sonrasında da bununla döviz mevduat yapmak tamamen engellenmelidir. Şirketlerin bu düşük faizli kredileri kullanmadan önceki döviz varlıkları ile kredi sonrası döviz taşıma durumları karşılaştırılmalı , gerekirse taahhütname alınarak çeşitli yaptırımlar getirilmelidir. Diğer yandan kamu bankaları aracılığıyla ihracatçılara özel hazine işlemleri sübvansiyonu verilebilir. İhracat bedellerinin TL’ye dönüşünde ihracat bedeline özel kur verilip, dolarizasyonun önlenmesi sağlanabilir. Yaptırımla değil, teşvikle kurulacak kambiyo rejimi daha sürdürülebilir olacaktır. Özellikle otomotiv, mobilya ve beyaz eşya perakende sektöründe ötv ve kdv oranları indirim yönünde revize edilebilir. Böylelikle bu sektörlerdeki daralmanın önüne geçilmiş olur, istihdam artışı sağlanabilir, tüketim hızlandırabilir.

Sonuç olarak, 2020’nin ikinci yarısı itibari ile Dünya ticaretinde bir daralma bekliyoruz. Önümüzde kısa bir süre var, ama tedbirleri almak için yeterli... TCMB’nin hamlelerinin başarısını bence Ekim ayı sonunda test edebileceğiz. Özellikle Eylül ve Ekim aylarında dış borç ödemelerimiz yüksek tutarlarda görünüyor. Eğer Ekim sonuna TCMB’nin rezervlerini eritmeden ve döviz kurunda artış olmadan bu faiz oranlarıyla dahi ulaşabilirsek atılan adımlar başarıdır diyebileceğiz. Önümüzde çetin bir kış bizi bekliyor. Ağustos’da karınca olmanın vaktidir.

YUKARI