Bugun...

Resesyon nedir?

 Tarih: 02-09-2019 01:19:00
Yılmaz Velioğlu

Bir önceki yazımızda; global ekonomide resesyon beklentilerine merkez bankalarının nasıl hazırlandığını, ne tür önlemler aldığını işlemiştik. Bu konuda gelen birçok soruya açıklık getirmek maksatlı resesyonu daha da ayrıntılı analiz edebileceğimiz yeni bir yazı kaleme aldık.  Resesyon; ekonomide durgunluk, küçülme, daralma anlamlarına geliyor. Teknik olarak, bir ekonomide daralma var diyebilmemiz için, genel kabul görmüş bir ölçüm sistemi var. Ekonomi, daha özel ifade ile gayrisafi yurtiçi hasıla, iki dönem üst üste küçülür yani negatif büyürse o ekonomide resesyondan söz edilir. İki dönemden kastımız, iki çeyrek dönemdir. Yani toplam 6 aylık zaman diliminde negatif büyüme varsa, o ekonomi resesyona girmiştir. Aslında ben bu tanımı biraz daha geniş anlamı ile yorumluyorum. Örneğin bizim gibi yüksek nüfusa sahip bir ekonominin yıllık en az %4 büyümesi beklenir. Buradaki artış negatif değil ama, örneğin %1’ler seviyesinde ise resesyon oluşmuştur yorumunu yaparım. Yani aslında, durgunluk ya da küçülme; o ekonominin ‘potansiyeli’nin altında art arda büyümesi olarak da betimlenebilir. Çünkü oradaki sembolik büyüme, aslında potansiyelinden uzak bir küçülmeye işaret eder.

Resesyon dönemlerinde ne olur? En önemli gösterge, işsizliğin artmasıdır. Ticaret hacmi azalır. Şirketler maliyet azaltımına gider ve bunu en kolay şekli ile işçi çıkartmakta bulurlar. Yeni istihdam yaratılmaz. Şirketler zarar eder, aktif toplamları azalır. Şirket aktifine kayıtlı taşınmazları defter değerinden daha düşüğe satmak zorunda kalırlar. İflaslar, konkordatolar artar. Bu durgunluktan çıkış için, kamu otoritesi hem para politikası araçlarını hem de maliye politikası araçlarını kullanır. Yani hem faizler ve para arzı yönünde sihirli dokunuşlar yapılır, hem de vergi indirimleri yoluna gidilir. Kamu ekonomisi öncülüğünde sübvansiyonlar verilir. Devlet, ekonomide normal zamanlara göre daha da ön planda olan bir aktör olur. Yani bir bakıma 1929 Ekonomik Buhranı’nda uygulanan Keynesyen ekonomiye benzer adımlar atılır.

Peki bu resesyon dediğimiz durum hangi çeşitlerle ortaya çıkar? Durgunluktan çıkış şekline göre; V tipi, W tipi, U tipi ve L tipi resesyon olabilir.

V tipi resesyon, kısa bir süre içinde toparlanma ile sonuçlanır. İki çeyrek daralan ekonomi, iki çeyrek sonra da büyümeye geçer. Yani bir sene içinde hem resesyon hem toparlanma yaşanır. U tipi resesyonda, toparlanma biraz daha uzundur. Burada durgunluk başladıktan en az bir sene sonra büyüme yakalanır. W tipi resesyon, biraz daha tehlikelidir. Tam resesyondan çıktım derken yeniden durgunluğun başlamasıdır. L tipi ise, en tehlikelisidir. Resesyon başlar, ama bir türlü çıkış sağlanamaz. Ve büyümenin başlaması bir türlü görülmez.

Çarpıcı bir yorumla yazımıza noktayı koyalım. 8-10 senede bir, ekonomilerde resesyonun olması gerektiği taraftarıyım. Böylelikle ekonominin tüm paydaşları kendilerine çeki düzen verip, silkelenirler. Sürekli büyüme, kontrol edilemeyen bir güç yaratabilir. O güç o kadar büyür ki ve öyle bir zaman gelir ki, bırakın resesyonu ‘bir cisim yaklaşıyor’ söylentisi dahi her şeyi darmaduman edebilir. Dolayısıyla, 8-10 senelik periyotlarda gerçekleşecek bir V tipi resesyon oto-kontrol sağlamaya  vesile olabilir. O meşhur sözde olduğu gibi; kontrolsüz güç güç değildir. Böyle küçük sendelemeler de daha emin ve sağlıklı büyümeleri getirir. Kontrol, potansiyel ve süreklilik… İşte bütün mesele bu.

 

YUKARI