SON DAKİKA
Hava Durumu

#Deva Partisi

Ekometre - Deva Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deva Partisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

DEVA Partili Ekmen: Gazetecilik kriminalize edilemez Haber

DEVA Partili Ekmen: Gazetecilik kriminalize edilemez

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulunda, gözaltına altına alınan ve tutuklanan gazeteciler NOW TV muhabiri Ali Onur Tosun, gazeteci Zeynep Kuray, foto muhabir Bülent Kılıç, AFP foto muhabiri Yasin Akgül, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı, Sendika.org muhabiri Zişan Gür, BirGün yazarı Barış İnce, gazeteci Hayri Tunç, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam ve foto muhabiri Murat Kocabaş hakkında konuştu. Gazetecilerin tutuklanması birçok açıdan vahim tabloya işaret ediyor Ekmen, “Gazetecilerin tutuklanması birçok açıdan vahim tabloya işaret ediyor. Gazetecilerin görevi, objektif bir şekilde haber alma hakkını topluma kullandırabilmektir. Eğer bir gazeteci görevini icra ederken meslek ilkelerine aykırı hareket ediyorsa bu ancak yine toplum tarafından kınanabilecek ve meslek örgütleri tarafından eleştirilebilecek bir durumdur. Gazetecilik görevinin kriminalize edilmesi kabul edilemez. Sahada olan biteni görüntülemekten ve seyircilere aktarmaktan ibaret olan bir faaliyetin, suç olarak tanımlanması düşünülemez. Müneccimlerim tutuklanmasından sonra gazetecilerin tutuklanması zannediyorum yakın dönemin en vahim olaylarından biri olarak kayda geçmiştir, geçecektir” dedi. İktidarın medya düzeni oldukça kırılgan Gazetecilere yönelik tutumun yıllar içindeki değişimine değinen Ekmen, “Bugün İletişim Başkanlığı'nın bir talimatı ile canlı yayınlara başlayanlar, canlı yayını kesenler, aynı gün, aynı ortak manşetler ile ortaya çıkan büyük medya ağına karşın; bağımsız, küçük mecralarda ve özgürce görevini yapmaya çalışan gazetecilerin tutuklanmış olması iktidara ait medya düzeninin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Eğer bu gazeteciler toplumu yanlış bilgilendiriyorlarsa neredeyse 1'e 100 mesabesinde gücü kendi kontrolünde olan medya unsurları ile bu yanlışları afişe edebilirsiniz. Ancak sadece elinde taşıdığı cihazın merceğiyle görmüş olduğu fotoğrafı kamuoyuna servis ettiği için bir gazetecinin tutuklanması kabul edilemez. 2002 yılındaki medya düzenini hatırlatıyoruz, bugünkü medya düzenine bakıyoruz ve 22 yıllık aradan sonra yaşananların AK Parti'nin çıkış iddiasıyla uyuşmadığını görüyoruz” açıklamalarında bulundu.

Babacan: Adeta bir darbe teşebbüsüdür Haber

Babacan: Adeta bir darbe teşebbüsüdür

Babacan, Yeni Yol gruplarında yaptığı konuşmada, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir yıldır ellerinde sopayla tek tek destek belediyelerini dolaşıyorlar” “Yerel seçimlerden bu yana bir yıl geçiyor. Arkadaşlar, siz bir kenara çekin hele. Burada bu işin uzmanı var' diyor. 'Bu popülist otokratlık modelimiz bizim patentimizdedir. “Farklı zaman aralıklarında birbirinden bağımsız konular bir sabah eş zamanlı olarak geliyorsa siyasi etkileşimin açık göstergesidir” “Bu sabahki operasyonlara gelince, bakın üç tane mali konu var. Bir tek bu artık kent uzlaşısı mı ya da terörle ilgilenilen konular mı, o başlık. Üçüncüsü de Gezi Olayları. Şimdi, bağımsız bir yargının olduğu ülkeler; bu kadar farklı olayların, hele hele ta bundan üç yıl önce on iki sene önce yaşananlarla ilgili olan, böyle eş zamanlı olarak, Tarafsız ve bağımsız yargının uğraştığı bir ülkede kendi yargı sürecinde işler. Eğer birbirinden bu kadar farklı konular, bu kadar sayıdaz bölümler; kimi on iki yıldır, kimi bir yıldır, kimi altı çözülen süreçlerden geçiyor da, toplumun sürekli olarak bir sabah geliyorsa, bu, bu bölümün siyasi olarak müdahaleyle yürüdüğünün en açık hali. “367 örnekte olduğu gibi Türkiye'deki sivil darbe teşebbüslerini görmüş bir ülkedir” “Gerçekten bugün Türkiye'nin yaşadıkları, değerli arkadaşlar, daha önce yaşanan o siyaset içinde görünen ya da farklı vesayet odakları yapılan darbe girişimlerinden farklı bir şey değil. İdari olanakları kullanarak, geçmişteki kararlarda gördüğümüz gibi, dayanıklı darbeleri ve darbe girişimlerini görmüş bir ülkedir.” “Türkiye'de sandığın kutsallığını sona erdiren bir teşebbüstür” “Şu anda bu sabah, eş zamanlı olarak demokrasinin pek çok unsuruna müdahale eden, seçilen pek çok belediye başkanınaş sürekli olarak müdahale eden bu süreç maalesef seçilmiş bir iktidar kesintileri, sandıktan çıkan bir iktidarın yapılan adeta bir darbe girişimidir. “Yargı süreci işletmiyor; Erdoğan'ın izni ve başkanlıklarıyla yapılıyor” “ Eğer Sayın Erdoğan bu konularla ilgili hiç konuşmasa, bu konularla ilgili en küçük bir tutum almasa diyeceğiz ki, ya 'Tamam yargı bu, süreç işliyor'. Sadece kendiniz demiyorsanız, 'Ya da turbun büyümüş heybede' diyen kendisi değil? “Demokrasi değil, başka bir yönetim rejimidir” "Gerçekten çok üzücü. Demokraside mücadele yeri. Hukuk içerisinde, adil bir şekilde bir demokratik demokrasiyi sağlayan demokratik gücün yönetimini da, idareyi de kullanarak, bütün olanaklarını kullanarak kapatması, dağıtması artık demokrasi değildir. “İktidar belediyeleri süreç boyunca farklı işliyor; 'Siz bırakın, biz gereğini yapın' diyorlar” “Şu var ki, hiç kimsenin önünde kanun dışı değil. Varsa bir çerçeve, tabii ki hukuk devleti faaliyetlerini da vermelidir. Ama şu şekilde, bir iktidar belediyelerine bakıyoruz, bir de belediyelerine bakıyoruz: Ya bu iktidar belediyelerinde en ufak bir dosya ya da benzer bir şey biliyor musun? Herkes bu tür hükümet belediyelerinde olabilir, daha önce örneklerini görüyorlar, ne yapıyorlar? Başkanları çağırıyorlar, 'Siz arkadaşlar bırakıyorlar' diyorlar. “İki yargılı sistem geçildi; muhalefetle uğraşacak yargı ve iktidara dokunulmayacak yargı…” “Türkiye artık, iki yargılı bir sistem, iki yargılı. Bir şey yok. Senin yargın, benim yargım. Muhalefetle uğraşacak, muhalefetin baskı oluşturacak yargı ve iktidara dokunulmayacak. Gerçek demokraside, tam demokraside bunlar kabul edilemez.” “Artık Türkiye'de seçilmiş bir iktidara sahip bir darbe yapılmıştır” “Bu ülkede siyasetin alanı daraltılıyor. Siyasetçilere şu anda verilen mesaj bu. 'Bakın hiç uğraşmayın ya'. Geçenlerde de açıkladı ya. 'Nasılsa emri hak bir gün vaki olacak. E bu koltuklarda da ilelebet oturamayacağız' dedi. Bu ne demek? 'Ya ben kafaya koydum artık. Ömrüm ve sağlığım yettiği sürece buradayım. Başkasına da bu iktidar yok' demek. Bu o demek yani. Şimdi eğer durum gerçekten böyleyse, durum böyleyse, o zaman değerli arkadaşlar Türkiye artık bir Dağıtıma devam etmek demektir, ama artık askeri darbeyi yapanlar ne der hemen? “Türkiye'de Demokrasi hayattadır, evet hastadır ama hayattadır” “ Ama beyhude beyhude… Türkiye artık çok değişti. Türkiye artık insanların uyandığı, insanların ne olduğu iyi anladığı bir ülke. Bakmayın şu anda seslerini çıkarmadıklarına. Bu ülkelerde hayattadır. Evet, şu anda Sayın Erdoğan ve şürekası ne kadar çaba gösterirse, bu millet bu ülkede sonsuza dek sürecektir. beraber. Hep beraber.” “İsrail büyük bir şımarıklık içinde!” “Dün Gazze'de katliam bırakıldığı yerden devam etmeye başladı. Artık soykırım diye adlandırabildiğimiz boyutlara varan bu insanlık suçu, bu savaş suçu yaygınlaşıyor. Buradan Gazze'deki bütün Filistinli kardeşlerimize orada kalıp dirençleri için, toprakları uğruna can verdikleri için ve 'Gazze Gazzelilerindir' deyip inadına orada bu mücadeleye devam etmek için, burada selamlarımı iletiyorum. Bir bakıyorsunuz insan yok oluyor, şehit oluyor.

Ekmen: Yasal düzenlemeleri muhalefetin olumlu katkılarına açın Haber

Ekmen: Yasal düzenlemeleri muhalefetin olumlu katkılarına açın

Başkanlık sistemiyle Meclisin birçok fonksiyonunu kaybettiğini söyleyen Ekmen, istişare mekanizmasına önem verilmesi gerektiğinin altını çizerek, iktidar partisinin yasal düzenlemelerde Meclisi muhalefetin olumlu katkılarına açması gerektiğine dikkat çekti. Ekmen, “Maalesef hepimiz biliyoruz ki milletvekili teklifi olarak sunulan birçok düzenleme, hatta tamamı bakanlık koridorlarında hazırlanılıyor. Bu, milletvekiline de haksızlık, Türkiye Büyük Millet Meclisine de haksızlık, milletimize de haksızlık” dedi.   DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde istişare mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. AK Parti'nin Meclisin gündem ve çalışma saatlerini düzenleyen grup önerisi üzerine söz alan Ekmen, mevcut durumun yasama sürecinin sağlıklı işlemediği ve düzenlemelerin genellikle bakanlık koridorlarında hazırlandığına dikkat çekti. Meclis istişare zeminine açılmalı Ekmen, Mecliste istişare mekanizmasına önem verilmesi gerektiğinin altını çizerek, istişareyle Meclisin çalıştırılmasının çok kolay olduğunu vurgulayarak, “Meclis eğer 1.Meclis’in duvarında yazıldığı gibi; bir istişare zeminine dönüştürülürse, Meclis sayısal çoğunluğa dayalı değil, milletin bütün hassasiyetlerini ve kaygılarını dikkate alınmalı. Meclis çoğulcu bir istişare zeminine dönüştürülürse bütün yasalar hızlı bir şekilde ve kolay bir şekilde buradan geçer. Ama bir inatlaşmaya dönüşürse gece 23.00’te vereceğiniz kararı 5.30’da vermek zorunda kalırsınız. Gece 23.00’te uzlaşmayla verilecek bir kararı sabah beş buçuğa kadar defalarca kez alınan yoklama ve karar yeter sayıları kararından sonra vermek zorunda kalırsınız. Eğer Meclis bir istişare zeminine dönüşürse, eğer milletimiz adına muhalefet partilerinin dile getirdiği düzenlemeler ve kaygılar dikkate alınırsa burada üç günde, üç haftada geçmeyen düzenlemelerin yeri geldiğinde bir günde bile geçeceğini görürsünüz. Ama bunun için sayısal çoğunluğunuza güvenip burayı bir dayatma zeminine çevirmemeniz gerekir” ifadelerini kullandı.   Düzenlemeler bakanlık koridorlarında hazırlanıyor Başkanlık sistemiyle Meclisin birçok fonksiyonunu kaybettiğini söyleyen Ekmen, iktidar partisi yöneticilerinin başkanlık referandumu öncesi yasama ve yürütme arasındaki vaatlerini hatırlatarak, “Referandum döneminde yasama ve yürütme arasındaki ayrılığın Türkiye'de güçler ayrılığı açısından ne kadar iyi olacağı anlatılmıştı. Ama bugün maalesef hepimiz biliyoruz ki milletvekili teklifi olarak sunulan birçok düzenleme, hatta tamamı Bakanlık koridorlarında hazırlanılıyor. Komisyonda bir milletvekili arkadaşımız teklif sahibi olarak oturuyor, bir soru geldiğinde dönüp arkasındaki bürokratlara ‘bunun cevabı ne olacak?’ diye bakakalıyor. Bu, milletvekiline de haksızlık, Türkiye Büyük Millet Meclisine de haksızlık, milletimize de haksızlık. Bu Meclis torba kanunların Plan Bütçe Komisyonunda üçer beşer görüşüldüğü, birbiriyle ilişkisiz konuların kuyruğundan birbirine bağlandığı bir yönetim şeklini hak etmiyor. Türk milleti de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da bunu hak etmiyor.” Yasal düzenlemeleri muhalefetin olumlu katkılarına açın AK Partili Adalet Komisyonu Başkanı ve üyelerinin infaz düzenlemesiyle ilgili görüş bildiremediğini ifade eden Ekmen, söz konusu durumun Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama tarihinde utançla geçecek konulardan biri olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti; “Ve o yasal düzenleme yayınlandığında hangi suç makinelerinin o infaz düzenlemesinden faydalanarak dışarı çıktığı, yeniden karaborsacılığa, bahisçiliğe, kumarhaneciliğe, kadına karşı şiddete, çocuğa karşı cinsel saldırıya bulaştığını biz ancak o suçluların bir suç işledikten sonra haklarındaki GBT kayıtlarıyla anlıyoruz. Bu Meclisin bu milletin tamamı üzerinde, hukuk güvenliği üzerinde sonuçlar yaratan böyle bir düzenlemeyi burada enine boyuna tartışmaya hakkı yok muydu? Size basit bir önermede bulunuyoruz: Yasal düzenlemeleri muhalefetin olumlu katkılarına açın. Bu önerilere kulağınızı kapatmayın ki bir yasa yayınlandıktan sonra yürürlüğe girmeden bir daha değiştirmek zorunda kalmayın ya da yürürlüğe girdikten kısa bir süre sonra bir daha değiştirmek zorunda kalmayın.”

Ekmen: Yabancı turist güven bunalımı yaşıyor Haber

Ekmen: Yabancı turist güven bunalımı yaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Bolu Kartalkaya’da yaşanan acı facia ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda konuştu. Yeni Yol TBMM Grubu’nun turizm sektörünün özellikle felâketler ve afetlere karşı dayanıklılığının mevzuat ve uygulama açısından denetlenmesi hakkında genel görüşme önerisi üzerine söz alan Ekmen, Anayasa’nın iç tüzükte TBMM’ye önemli görevler verdiğini hatırlatarak, araştırma komisyonlarından iktidar ve devlet sisteminin yeterince faydalanmadığı konusunda ciddi eleştirilerin olduğunu vurguladı.  Kanunun gereği yapılmıyor Araştırma komisyonlarının yaptığı birçok çalışmanın bitmesine rağmen yayınlanmadığını, Genel Kurula indirilmediğine dikkat çeken Ekmen, “Yayımlanan raporlardan da devlet kurumları faydalanmıyor, tavsiyeleri dikkatle inceleme ve hayata geçirmekte bir inisiyatif almıyor. Örneğin, 2019 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde hayvan hakları hususunda yayımlanmış olan rapor çok önemli ve nitelikli bir rapor olmasına rağmen, dört yıl boyunca hiçbir kurum bunun gereğini yapmadı. Biz burada, bütçeden hemen önce tartışmalı bir şekilde başka bir yasayı hayata geçirdik ama bu raporun da kanunun da gereği yapılmıyor” diye konuştu.  Yangın yabancı turistte güven bunalımı oluşturdu Bolu Kartalkaya Otel yangınıyla ilgili tutanakları, Meclise sunulan araştırma komisyonu kurulması önerilerini tek tek incelediğini ifade eden Ekmen, önerilerin genelinde yangın faciasının tüm boyutlarıyla aydınlatılması olduğunun altını çizerek, “Oysa bu yangının turizm sektörü üzerinde çok ciddi bir güven bunalımı yarattığı, birçok yabancı turistin kendi acentelerini benzer bir olayın ya da durumun kendi başlarına da gelip gelemeyeceği endişesi içerisinde sorgulamaya tabi tuttuğu anlaşılıyor. Hatta öyle bir durum var ki artık İstanbul'a gelecek turistler otellerden, konaklayacakları otellerden depreme karşı güvenlik belgesi istiyorlar ama böyle bir belge sunulamadığı için rezervasyonlar da yapılamıyor. Turizmin ülkemiz için gerek istihdam gerek doğrudan döviz temini yoluyla ne kadar önemli olduğunu ve bunun Türkiye açısından bu alanda yaşanacak bir sonucun, bir sorunun nasıl sonuçlar yaratacağını en iyi siz takdir edersiniz” ifadelerini kullandı.  Acil durum planları güncellenmelidir Ekmen, 6 Şubat deprem felaketinin turizm sektörü üzerindeki sonuçlarının henüz atlatılmadığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:  “Kartalkaya yangın faciasının, turizm sektörü üzerindeki etkilerine ilişkin daha geniş çerçeveden bir genel görüşme yapmak zorundayız. Böyle bir genel görüşmede mevcut mevzuatın yeterliliği, denetim mekanizmalarının etkinliği, afet risklerinin, bütün afetlerin turizm sektörü üzerindeki etkileri, sadece belirli değil, bütün personelin yangın başta olmak üzere diğer olası afetlere karşı eğitim kapasitesinin incelenmesi, acil durum planlarının güncellenmesi, sigorta ve finansal güvencelerin yeterliliği, uluslararası uygulamalardan alınabilecek örneklerin enine boyuna konuşulması gerekir. Mesela Türkiye'deki uluslararası otel zincirlerinin bu konudaki güvenlik yetkinliği maalesef, yerel otellere göre çok daha üst standartta.” Küçük ve orta ölçekli işletmelere finansal destek sağlanmalıdır! Güvenlik tedbirlerinin sağlanmasında Küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerine yönelik finansal desteğin sağlanması gerektiğini belirten Ekmen, şunları kaydetti:  “Özellikle küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerinin başta yangın olmak üzere olası afetlere karşı deprem, sel ve benzeri afetlere karşı yeterli hâle getirilmesi için ihtiyaç duyulan finansal desteklerin sağlanması. İmar sorunları, otorite boşluğu, iş ve meslek hastalıklarına ilişkin tedbirlerin alınması gibi iş güvenliği ve eğitiminin bütün çalışanlar hakkında sağlanması çok önemli. Çünkü bu eğitimi almış bir çalışanın duyarlı bir şekilde birçok kişinin hayatını kazandırması söz konusudur. Merkezî bir otoritesi olmayan itfaiye standartlarının belirlenmesi gibi birçok konuda uzmanların ve siyasi partilerin yapacağı çalışmaların bir genel görüşme yoluyla ele alınmasının turizm sektöründe ciddi bir ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.”  Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a seslenen Ekmen, “Bu acı olay hepimize ders olsun ve turizim sektörünün ihtiyaçlarını bütüncül bir şekilde ele alalım” dedi.

Esen: Nas politikalarınızın bedelini halka ödetmeyin Haber

Esen: Nas politikalarınızın bedelini halka ödetmeyin

Esen, 16 milyon sigortalı çalışanın 9 milyonunun asgari ücret aldığını hatırlatarak “Asgari ücretin 22 bin 104 TL olarak açıklanmasının ardından milyonlarca asgari ücretlinin evine ateş düştü. Yangın yeri evlerde büyüyen çocukların beslenmesinden, eğitiminden, sağlığından çalan bu korkunç karar bir neslin hayatını ve onların çocuklarının yaşamlarını etkileyecek” dedi.  Nas politikalarının bedeli Esen ekonomiyi kısır döngüye sokan Bakan Nebati dönemini işaret ederek “NAS politikalarınızın bedelini ödettiğiniz insanların derdini gırtlaklarına basıp lokmalarını sayarak azaltamayacağınızı artık anlayın! Bu rakamı asla kabul etmiyoruz!” dedi. Esen ayrıca sosyal hizmetlerin yetersizliği ve yoksulluk ilişkisini hatırlattı “Sosyal yardımla övünüp sosyal hizmet üretmeyen, ne işte ne eğitimde sayısız ev genci üreten bu sistem halkını aç, yoksul, mutsuz ve yalnız bırakmıştır” yorumunda bulundu. “İddialı hedefleri bırakın, gerçekçi hedefler belirleyin” Vekil Esen, 22 bin 104 TL olacak asgari ücret rakamının gerçekçi bir hedef olmadığını, maaşların kaşıkla zamlandığı yerde, gıda, kira ve günlük yaşam maliyetlerinin yüzde 60’a yakın oranlarda sürekli zamlandığını belirtti. Esen, ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerini detaylı bir şekilde dile getirerek şu ifadelerde bulundu: “Döviz kurlarına müdahale bu reçetenin ilacı olamadı, para ve döviz politikaları işin uzmanlarıyla yeniden değerlendirilmeli. Vergiler ve dış ticarette korumacılık yerine artık kamu harcamalarında kısıtlamaya gerçekten gidilmeli, mali disiplin vergi arttırmakla olmaz, Arjantin örneğindeki gibi kamu harcamalarını azaltmakla olur.” “Enflasyonla mücadele alım gücünü bitirmekle olmaz, tasarrufa ikna ile olur” Esen ayrıca, gerçekçi hedefler beklediklerini ifade ederek, enflasyonla mücadelenin vatandaşın alım gücünü yok etmekten değil, vatandaşın gelecekte fiyatların daha da yükselmeyeceğine ikna olması ve harcama yerine tasarrufa yönlendirilmesinden geçtiğini söyledi.

Şahin: 86 milyonu silkeleyen bir iktidarla karşı karşıyayız Haber

Şahin: 86 milyonu silkeleyen bir iktidarla karşı karşıyayız

Şahin, “Sadece belediye başkanlarını değil, dar gelirliyi, emekliyi, asgari ücretliyi ve 86 milyon insanı silkeleyen bir iktidar ile karşı karşıyayız” dedi. “İşte itiraz ettiğimiz sistem budur!” Elips TV’de 1'E 1 programına katılan Şahin, gazeteci Bülent Aydemir'in sorularını yanıtladı. Asgari ücretin gerektiği gibi istişare edilmeden belirlendiğine işaret eden Şahin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden iktidara yüklendi: “Görüşmeler ne zaman başladı ne zaman müzakereler gerçekleşti. Sayın Vedat Işıkhan’ın önünde bir metin ve bu metni okuyor. İşte itiraz ettiğimiz Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi budur.” “Vergiyi yüzde 46 ile toplayacaksınız, gariban asgari ücretliye yüzde 30 reva göreceksiniz!” Şahin, asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yapılmasına tepki göstererek “Vatandaştan vergiyi yüzde 46 ile toplayacaksınız, yeniden değerlenme oranına yüzde 44 diyeceksiniz, Motorlu taşıtlar vergisine yüzde 43 diyeceksiniz ve en tabandaki gariban asgari ücretliye yüzde 30’u reva göreceksiniz” ifadelerini kullandı. “Sayın Işıkhan, önüne koyulan metni okuyor!” Şahin, “Bakan Işıkhan Balıkesir’de son dönemlerin en büyük iş kazası ziyaretinde incelemelerde bulunurken, asgari ücret toplantısının Perşembe ya da Cuma günü olacağını daha önce duyurmalarına rağmen, son anda asgari ücretin 20:30’da açıklanacağını söylediler. Görüşmeler ne zaman başladı ne zaman müzakereler gerçekleşti. Sayın Vedat Işıkhan’ın önünde bir metin ve bu metni okuyor. İşte itiraz ettiğimiz Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi budur. Bir kişinin dediğine göre bu ülkenin yönetilmemesi gerekir” diye konuştu.   “Bu, kul hakkı değil mi?” Şahin, “Bu rakamın en az yüzde beşi Ocak ayında işçinin daha cebine girmeden eriyecek. Bu reva mı, sayın Erdoğan? Bu kul hakkı değil mi? Bir asgari ücretliye yapılan bir zülümdür. Bakan Işıkhan, Erdoğan’ın ‘muhalefetin belediye başkanlarını silkele’ sözünü yanlış anladı. Sadede belediye başkanlarını değil, dar gelirliyi, emekliyi, asgari ücretliyi ve 86 milyon insanı silkeleyen bir iktidar ile karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.

DEVA Partili Esen: Sosyal devlet çöktü Haber

DEVA Partili Esen: Sosyal devlet çöktü

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili  “Aile, toplumun temel taşı ama çöküşün eşiğinde” diyen Esen, mevcut bütçe anlayışının toplumsal sorunları derinleştirme riskini vurguladı. Ekonomik kriz ve sosyal hizmetlerin yetersizliği 2025 yılı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi, yüzde 21,73 artışla 407 milyar 10 milyon 627 bin TL olarak teklif edilmiş durumda. Ancak bakanlığın merkezi yönetim bütçesindeki payı 2022’de yüzde 3,77 iken 2025’te yüzde 2,76’ya düştü. Esen, bu düşüşün, sosyal devlet anlayışından uzaklaşan politikaların bir sonucu olduğunu belirtti. İstanbul’daki yoksulluğun tablosu Esen, İstanbul Planlama Ajansı’nın (IPA) verilerine dikkat çekerek şu çarpıcı rakamları paylaştı: -4 kişilik bir ailenin aylık yaşama maliyeti 75 bin TL’yi aşmış durumda. -İstanbulluların yüzde 58’i iki günde bir et, tavuk veya balık tüketemiyor. -100 kişiden 62’si kış aylarında evlerini yeterince ısıtamıyor. Bu tablo, artan gelir eşitsizliğinin ülkedeki derin yoksulluk ve toplumsal çöküşe olan etkisini gözler önüne seriyor. Ailenin geçimi çocuğun riskten korunmasıyla ilişkili Esen, çocukların risklerden korunması ve aile bütçesi arasındaki ilişkiye değinerek şu ifadelerde bulundu:  “Bugün Türkiye’de her 4 aileden 3’ü eğer tek maaşla kalırsa yoksulluk sınırını geçemiyor. Derin yoksulluğun pençesinde kavrulan bu evlerin çocuklarından bizler nitelikli gelecek bekliyoruz, kendilerini dijitaldeki ve sokaktaki tehlikelerden koruyacak ruhsal donanımı bekliyoruz, aç karınla dersleri anlayıp okuyup büyük insan olmalarını istiyoruz, biz bu çocuklardan alamadıkları yarım kalmış ihmal dolu ortamlardan çıkıp harika insan ilişkileriyle aileler kurmalarını sadece fon vererek sağlayacağımıza inanıyoruz. Bu mümkün değildir!”

Kavaf emekliler için TBMM'ye kanun teklifi sundu Haber

Kavaf emekliler için TBMM'ye kanun teklifi sundu

Önerilen düzenlemeler, çalışma hayatında eşitlik ve adaletin tesis edilmesi, işçilerin ve emeklilerin temel haklarının korunması ve sosyal devlet ilkesinin güçlendirilmesi amacını taşıyor. Kavaf’ın teklifleri, özellikle ekonomik zorlukların yoğun yaşandığı bir dönemde, toplumun kırılgan kesimlerinin yanında olmayı hedefliyor.  Kavaf, önerileri hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde emeklilerimiz, işçilerimiz ve özel sektör çalışanlarımız pek çok zorlukla mücadele ediyor. Önerdiğimiz düzenlemelerle onların haklarını güçlendirmeyi, yaşam standartlarını iyileştirmeyi ve toplumdaki sosyal adaletsizlikleri gidermeyi amaçlıyoruz. Bu teklifler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani bir sorumluluğun gereğidir.” Asgari ücret ve altında gelir elde edenlere haciz muafiyeti İlk kanun teklifi, asgari ücret ve altında gelir elde eden çalışanların ve emeklilerin maaşlarının haczedilmesini yasaklıyor. Kavaf, bu düzenlemenin gerekçesini şöyle açıkladı: “Haciz uygulamaları, vatandaşlarımızın zaten sınırlı olan gelirlerini daha da kısıtlamakta ve onların temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Sosyal devlet anlayışı, bireylerin asgari yaşam standardını güvence altına almayı gerektirir. Bu teklifimizle asgari ücretliler ve emekliler için bu güvenceyi sağlamayı hedefliyoruz.” Teklif kapsamında, İcra ve İflas Kanunu ile İş Kanunu'nda yapılacak değişiklikler ile bu gelirlerin haczedilemezliği yasal güvence altına alınacak. Nafaka alacaklarının ise bu düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi. Özel sektör çalışanlarına refakatçi izni Kavaf’ın ikinci teklifi, devlet memurlarına tanınan refakatçi izni hakkının özel sektör çalışanlarına da tanınmasını öngörüyor. Teklifin ayrıntılarına göre, özel sektör çalışanları da eşlerinin veya birinci derece alt ve üst soy hısımlarının ciddi sağlık durumlarında yılda toplam 30 güne kadar ücretli refakat izni kullanabilecek. Bu izin, bir defada en fazla 10 gün olacak ve hastalık durumunun belgelendirilmesi şartı aranacak. Kavaf, bu düzenleme ile çalışma hayatındaki eşitsizliklerin giderilmesini amaçladıklarını belirtti: “Kamu görevlilerine tanınan bir hakkın özel sektör çalışanlarından esirgenmesi, Anayasamızda yer alan eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu teklifimizle, tüm çalışanların aynı insani haklara sahip olmasını sağlamayı hedefliyoruz.” Bu düzenleme ile çalışanların insani ihtiyaçları gözetilirken, iş dünyasında eşitlik ve çalışma barışının güçlendirilmesi hedefleniyor. Banka promosyon hakları: Özel sektör çalışanlarına eşit hak tanınıyor Kavaf’ın üçüncü teklifi, özel sektör çalışanlarının banka promosyon gelirlerinden eşit şekilde yararlanmasını sağlıyor. Teklif, çalışanlara maaşlarının yatırılacağı bankayı seçme hakkı tanırken, işverenin banka promosyonlarını işçilere eşit olarak dağıtmasını zorunlu kılıyor. Promosyon tutarlarının şeffaf bir şekilde belirlenmesi ve işçi temsilcilerinin bu süreçlere katılımı da düzenleme kapsamında yer alıyor. Kavaf, bu düzenlemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Kamu çalışanlarının yararlandığı banka promosyon haklarının özel sektör çalışanlarından esirgenmesi, büyük bir adaletsizlik yaratmaktadır. Bankalar, çalışan maaşları üzerinden promosyon ödemesi yapıyorsa, bu gelir doğrudan işçilerin hakkıdır. Bu teklifimizle işçilerin mali haklarını güvence altına alıyor ve özel sektör çalışanlarının da bu haklardan eşit şekilde yararlanmasını sağlıyoruz.” Düzenleme, özel sektördeki işverenlerin çalışan maaşları üzerinden elde ettikleri promosyon gelirlerini yasal bir çerçeveye oturtmayı ve çalışanların ekonomik haklarını genişletmeyi amaçlıyor. DEVA Partisi’nin duruşu!  Selma Aliye Kavaf, sunduğu tekliflerin temel amacının toplumun dezavantajlı kesimlerinin haklarını savunmak olduğunu vurguladı. Kavaf, açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdı: “Bu teklifler, sosyal devlet ilkesinin somut bir yansımasıdır. Çalışanlarımızın, emeklilerimizin ve işçilerimizin haklarını genişletmek, ekonomik ve sosyal adaleti sağlamak hepimizin görevidir. DEVA Partisi olarak, toplumun her kesiminin yanında olmaya devam edeceğiz.” Bu üç düzenlemenin hayata geçirilmesi halinde, Türkiye’de çalışma hayatında önemli bir dönüşümün başlaması bekleniyor. DEVA Partisi, bu tür adımlarla sosyal adaletin tesis edilmesine ve çalışma barışının güçlendirilmesine katkı sunmayı hedefliyor.

Babacan: Çocuklar kumar oynuyor Erdoğan izliyor Haber

Babacan: Çocuklar kumar oynuyor Erdoğan izliyor

Ekonomi, gençler arasında yaygınlaşan kumar ve bahis, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu hakkında verdiği tutuklama kararı gibi konulara değinen Babacan, şunları söyledi: “Yüksek faizi ödeyen borçlu çiftçi ve esnaf” “Türkiye’ye döviz giriyor ve yüksek faizi alıp çıkıyorlar. Kur da hareket etmediğine göre yabancı yatırımcı tahvil, bono ya da mevzuat yapıyor. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yüksek faiz ödeyen devlet yok. Türk lirası olarak gördüğünüz faiz dolar faizidir. Yani doları getiren dolar cinsinden götürüyor. 100 bin dolar getiren 150 bin dolar alıyor gidiyor. Bu faizleri kim alıyor ve ödüyor. Alan yabancı parası olan; ödeyen de siz, biz, hepimiz… Çünkü vergi ödüyoruz… Faizi ödeyen banka borçlu çiftçiden, KOBİ’den alıyor o faizi.” “Fakirden alıp zengine vererek ekonomi düzelmez” “34 yıllık enflasyonu iki yılda tek haneye indirdik. Bir buçuk yıldır çabalıyorlar. 38 olan enflasyon 48’e çıktı şu anda. Çünkü sadece vergi ve faiz artırarak, fakirden alıp zengine vererek olmaz. Böyle ekonomi yönetimi olmaz. Ülkemizde son yıllarda artan ahlaki yozlaşma, yanlış eğilimler bununla da çok alakalı. Adalet olmazsa insanlar haksız kazancın peşine düşüyor. ‘Ne kadar dürüst ve başarılı olsam da olmuyor bari kısa yoldan para kazanayım’ diye düşünüp yanlış yollara giriyorlar.” “Kritik alanlarda Şimşek ve ekibine adım attırılmıyor” “Kamu ihaleleri ile ilgili sorunlar var. Örneğin Avrupa Birliği’nin 28 ülkesinin uyguladığı ortak kamu ihale mevzuatı vardır. İşte yapısal reform budur. Biz ‘Hemen bunu uygulayın’ dedik. Neden uygulamıyorsunuz? Demek ki menfaati olan birileri engel oluyor… Yapısal reform dediğimiz konu, milletin menfaatidir ama küçük çıkar gruplarının da menfaat kaybıdır. Özü budur. Beş firma kazansın millet kaybetsin değil, millet kazansındır. Sayın Şimşek ve ekibi yapısal reform yaptı mı şu ana kadar? Hayır. Yaptırmazlar. Oraya dokundun mu ‘cıs’ eline biri vurur, işini yap derler. ‘Sen faiz artır, vergi artır’ derler. Kritik alanlarda ekonomi yönetimine adım attırılmıyor.” “İnançlı bir Cumhurbaşkanı’nın olduğu yönetimde, kumarla ilgili adım atılmıyor” “Bugün Ankara’da kumarhane açmak isteseniz izin vermezler. Neden? Yasak çünkü. Gençler bu kötü alışkanlıktan korunsun diye… Çünkü kumarda haksız kazanç vardır, bağımlılık getirir. Türkiye’nin her yerinde hemen hemen yasaktır. Kumarhane açmanın yasak olduğu ülkede herkesin cebine kumar sokmuşsunuz. Daha önce ‘Faiz konusunda Nas var da kumar konusunda yok mu?’ demiştim. Sayın Erdoğan yönetiminde oldu bunlar. İnançlı bir Cumhurbaşkanı’nın yönetiminde böyle bir alan açıldı, neden bir şey yapmıyorlar?”   “Yasaklamıyorsanız ortaksınız” “‘Kumara ortak değilseniz kapatın’ dedim geçen gün. ‘Teknoloji, elektronik ortam nasıl kapatalım?’ diyorlar. İşinize gelince sosyal medyayı kapatıyorsunuz ama… Üstelik ödemeler kredi kartlarıyla, ödeme sistemlerinden geçmiyor mu? Devletin finans akışını kontrol etmekle yükümlü birimlerinin elindedir bu… Neden durdurmuyorsunuz? 13-14 yaşında çocuklar gelip kumar oynuyor Erdoğan izliyor. Yasaklayın arkadaş diyorum şunu. Basit. Yasaklamıyorsanız ortaksınız diyorum…” “Parti ismi geçmeden tüzel kişilik oluşturacağız” “AB Parlamentosunda bu yapı var. AB’ye üye ülkelerin ulusal parlamentolarında da var. Avrupa demokrasisinde grup dendiğinde partilerden oluşan gruplar var; Liberaller ve Demokratlar grubu var. Avrupa Halkçı Partiler grubu var. Bizim iç mevzuatımızda böyle bir şey yok, şu anki mevzuata göre bu anlamda yapmak mümkün değil. Mevcut mevzuata göre çatı yapı kurarak, parti ismi geçmeden tüzel kişilik oluşturmayı planlıyoruz. Saadet ve Gelecek ile daha sık görüşüyoruz; bu model üzerine çalışıyoruz.”   “Türkiye için yeni bir yol açmamız gerekiyor” “Yerel seçimlerde iktidar ikinciliğe düştü. O günden bugüne ana muhalefette de erime oldu. Düzgün araştırmacılar en büyük kitlenin kararsızlar olduğunu ortaya koyuyor. İktidar ve muhalefet baş başa görünüyor ama seçimden bu yana ikisinde de kan kaybı var. Bu tabloyu gördüğümüz için Büyük Kongre’de ‘Türkiye için yeni bir yol açmamız gerekiyor’ dedik. Her alanda kriz yaşanırken, böyle bir iktidarla ve kendi iç sorunlarıyla uğraşan, kendi kendini yıpratan ve küçülten ana muhalefet arasında Türkiye’yi sıkıştırmamak lazım ve vatandaşlarımıza yeni bir yol sunmak lazım.” “Gelin, hayal ettiğimiz Türkiye için birlikte yürüyelim” “Buradaki asıl amaç geniş bir birliktelik oluşturabilmek. Buradaki ölçü şu; her partinin farklı geçmişi olabilir ama geçmişte değil de yarınlarda buluşabiliyor muyuz biraz da bunun egzersizini yapacağız. Gerçek anlamda tam demokrasi, hukukun üstünlüğü isteyen, hukuka ve adalet değer veren, rasyonel, fırsat eşitliğine dayanan, kural bazlı ekonomi isteyen bir birliktelikten bahsediyoruz. Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyorsunuz diye sorduğumuzda aynı cevabı veriyorsak neden ayrı ayrıyız? Gelin, hedeflediğimiz ve hayal ettiğimiz Türkiye’ye beraber yürüyelim.” “Netanyahu kararı bir miktar da olsa ‘İnsanlık var’ dedirtti” “Netanyahu hükûmetinin yaptıklarına baktığınızda, bu yapılanların uluslararası hukukta yaptırımı bellidir. Özellikle ABD ve bazı batılı ülkelerden aldığı destekle insanlık suçu işlemeye devam ediyorlar. Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’la ateşkesten bahsediliyor ama Gazze için ateşkes daha dün 14’e 1 oyla veto edildi. Sadece ABD veto etti bunu… Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya ateşkes istedi, insanlık suçu dursun diye… Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan BM sisteminde ABD’nin tek başına veto etkisi var. ABD, bu yetkiyi İsrail lehine ve Gazze’deki masumların aleyhine kullandı. İçimiz kan ağlıyor. Ancak bu karar bir miktar da olsa ‘İnsanlık var, uluslararası hukuk bir yerlerde çalışıyor’ diye bir hava oluşturdu. Bunun uygulaması nasıl olur, ne kadar yaptırım gücü olur izlemek gerekiyor.” “Gönül isterdi ki Türkiye’nin Filistin konusunda sözünün gücü olsaydı”  “Nasıl bir zamanlar Türkiye, Filistin İsrail meselesinde önemli bir aktördü. Gönül isterdi ki Türkiye’nin sözünün bir gücü olsun. Kuru hamaset, bol bol laf var ama uygulamaya gelince işe yarar bir şey görmedik. Önce ‘Ticaret İsrail ile yapılmıyor, Filistin’le yapılıyor’ dediler, sonra İsrail ile olduğu ortaya çıktı. Ardından ‘Ticareti özel sektör yapıyor’ dediler ama devlet olarak ticaret yaptıkları da ortaya çıktı. Oysa özel sektörün İsrail ile ticaret yapması, devletin iznine bağlıdır, izin vermezse ticaret durur… İlk günden itibaren tamamen insanları aldatmaya yönelik politikalar izlendi. Ticaret meselesi ile ilgili insanları gözünün içine baka baka aldattılar.” “Bahçeli’nin konuşmasını ilk duyduğumda ‘Bunları söyleyen Bahçeli olamaz’ dedim” “Bahçeli’nin konuşmasını ilk duyduğumda ‘Bunları söyleyen Bahçeli olamaz’ dedim. Sonra akşam metni okudum. Bahçeli’nin kalemi değil, MHP’nin kurumsal yapısı içinde çıkan bir metin de değil. Bahçeli’nin metin yazarları var, onların da metni değil. Bu başka bir şey. Birisi ikna etmiş ve Sayın Bahçeli’nin bunu açıklamayı yaptırmışlar. Açıklamalarda ileri şeyler var, toplumun sinir uçlarına dokunuyor. Terörist elebaşı DEM grubunda konuşma yapacakmış, olacak işler değil; süreci en başında baltayan işler. Öyle tepki gösterilir ki olacak iş olmayacak hale gelir. Ama bir yandan da açıklamasında dünyadaki çatışma çözümü örneklerinden de istifa eden, terör sorunu nasıl çözülür diye gerçek anlamda çalışılmış bir içerik de var. Yapıldığında sonuç verecek işler…”  “Erdoğan süreci sahiplenmiyor” “Bahçeli açıklama yaptı yer yerinden oynadı, Sayın Erdoğan bu süreci sahiplenmedi. Uçaktaki gazeteciler cesaret edip kendisine soramadı, böyle bir konu sanki yokmuş gibi… Çok enteresan. Sayın Erdoğan’ın bu işi sahiplenip sahiplenmediğini daha bilmiyoruz. Açıklamaları konuyu teğet geçiyor, sahiplenmiyor. Uzaktan izlerken şunu düşündüm. Zamanında bu konuların kısmen içinde olmuş biri olarak söylüyorum, bu tür konularda iktidar içinde kamplar oluşur. Benim gördüğüm, izlediğim Sayın Erdoğan’ın kısmen bir kampın, kısmen diğer kampın etkisinde kaldığı… Böyle bir iş güçlü siyasi irade gerektirir. Siyasi irade koyacak mısın koymayacak mısın? Bu iş çocuk oyuncağı değil, çok önemli bir konudan bahsediyoruz. İktidarın henüz karar veremediği Bahçeli’ye ön aldırtılan ama arkası gelmeyen bir konu şu anda. Kafa karışıklıkları, çelişkiler var.”

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Ekometre En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.