kocaeli escort izmit escort escort izmit istanbul escort

Bahis analiz

Vdcasino

betpas mariobet 1xbet

relaxbahis relaxbahis relaxbahis relaxbahis

betgram betgram

Bugun...

Şirketim kanser olmuş olabilir mi ? - 2

 Tarih: 11-06-2021 12:29:00
Nazlı Merve Taş

Mobbing kavramının akademik tanımını geçen ayki yazımda anlatmıştım. Etkileşimi keyif veren; faydalı bir yazı oldu. Bu ay ise mobbing kavramını yaşanmış örnek olaylarla iyice derinleştirmek istiyorum. Bu örnek olaylar sayesinde kavramın “pratikteki” karşılığını göreceğiz.

İlk paylaşacağım örnek olay TBMM İş Yerinde Psikolojik Taciz ( Mobbing ) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporundan alınmıştır.

 

S. “bir üniversitenin Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında akademik hayatıma başladım. 1991 yılında doçent oldum, 1992 yılında kadrolu atandım. On yıldır kadrolu doçent olarak profesörlük için gerekli koşullara sahip olmama rağmen, örgütlü olarak yükseliş kararım sürekli engellenmektedir. Bununla birlikte bölümde hiç bir akademik olayda yer almama müsaade edilmemekte, asistan arkadaşlarla çalışma yapmam engellenmekte, hangi arkadaşa bir çalışma teklifi ile gittiğimde bana dolu olduklarını ve çalışamayacakları bildirmektedir.

1998 yılından beri bölümde tez yönetmem izin verilmemekte, böylece asistanlarla pratik olarak bu bölümde çalışmadığım dikte edilerek bana karşı tavır almaları sağlanmaktadır. Ayrıca yayın etiği açısından da yok sayma ve hiç çalışmıyor havası sürdürülmektedir. Kendini bana emanet eden hastaların takip ve tedavisinde konsey kararları gibi bir takım örgütlü çıkışlarla hastalarım yanlış ve bilimsel olmayan tedavilere yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Uyku ile ilgili solunum hastalıkları konusunda ABD’de eğitim görmeme ve bu konuda bir de tez yönetmeme, 1994-1998 yılları arasında ilk laboratuvarı kurup çalıştırmama rağmen şu an kliniğimiz bünyesinde laboratuvara girmem engellenmekte ve devlete parası ile alınan bu aletleri kullanmam ve kendimi bilimsel olarak geliştirmeme izin verilmemektedir.

 

Örnek olayda neler dikkatiniz çekiyor? Sistematik olarak üstleri tarafından yetkin bir akademisyenin gelişimi engelleniyor. İtibarsızlaştırılıyor, çalışması değer üretmesi engelleniyor. Özellikle en son satır ne kadar vurucu; mağdurun ABD’de uzmanlaştığı konuyu ülkemiz üniversitesinde uygulaması engellenmiş. Peki, bu hikâyede sizce kaybeden kim? Profesörlük unvanını alamayan akademisyen mi? Bahse konu üniversite mi? Mobbing yapan diğer akademisyenler mi? Üzücü olan şu ki ilerleyen dönemlerde kişilerin başına neler geldi hayat onlara neler sundu bilmiyoruz. Ancak kesin kaybeden var ki çok açık; ülkemiz.

Şirketlerde de tam anlamıyla bu ve benzeri kayıplar söz konusu. Dar bakış açısı ile şirketin departmanından biri işten ayrılıyor. Ancak büyük resimde şirketinize katma değer sağlayacak, farklı bir bakış açısı ile vizyon katacak kişi gidiyor; şirketiniz kaybediyor.

Bir başka örnek olay daha. Gene gerçek olay; TBMM İş Yerinde Psikolojik Taciz ( Mobbing ) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporundan. Bu sefer özel sektörden;

Xyz kuruluşunda dokuz yıl uzman olarak çalıştım. Koordinatör olan kişi ile aynı odayı paylaştım. Zaman içinde o olmadığında yerine vekâlet ettim. Ne var ki, üst yöneticilerin zaman zaman onun yerine benden bilgi almaları, beni yanlarına çağırmaları onu çok rahatsız etmeye başladı. Sonrasında da benden bilgi saklamaya, odada sürekli sigara içmeye, beni toplantılara göndermemeye, üzerime çok fazla işimizle direk ilgili olmayan işler yüklemeye ve sözlü tacizlerde bulunmaya başladı. Bazen çalışma arkadaşlarımın yanında hakarete bile uğradığım oldu. Geleceğimi düşünüp sustukça üstüme gelmeler de arttı. Bir süre sonra da yönetim değişikliği oldu, ben onun yöneticisi durumuna getirildim.

Mobbing mağdurunun ve şirketin orta vadede kaybetmediği şanslı diyebileceğimiz bir örnek. Ancak ne yazık ki tecrübelerimizden ve var olan kaynaklardan bildiğimiz üzere bu tarz mobbing durumunda, çok büyük ihtimalle, yetkin çalışan başka bir iş bularak şirketten ayrılıyor yönetici pozisyonundaki kişi bu sistematik bezdirme politikasını “rakip” gördüğü her yetkin çalışana uyguluyor. Sonuç olarak mobbing yapan sistematik bir şekilde yerini sağlamlaştırırken; şirket, yetkin, çalışkan, belki de şirketin geleceği olacak çalışanlarını gene sistematik olarak kaybediliyor.

 

Bir de yalan söylenmesinin kurumun kültürü haline gelmesi durumu var ki bu tarz vakalarda hem üst yöneticiler hem de şirket sahipleri her anlamda zarar görüyorlar. Çünkü “yalan söyleme” ya da beyaz yaka diliyle “günü kurtarma” sadece mobbing vakalarının sebebi değil; birçok ahlak ve etik dışı olayın çıkış sebebidir. Şimdi sizlerle iki örnek olay paylaşıyorum. Başlangıçta masum gibi görünen ancak zamanla kurumun kültürü haline gelirse şirketinizi sinsi sinsi bitirecek olaylar.

 

Yönetici, “kadın” konulu bir toplantı için gelen davet mektubunu kendisi şehir dışında olduğu için katılamayacağı, kadınla ilgili diğer uzmanlarınsa Ankara dışında oldukları (doğru değil) için katılamayacakları şeklinde yanıtlar.

 

Yönetici, çalışanı D.K’ nın yurt dışında katılması gereken bir toplantıya, o hafta çok yoğun olduğundan dolayı katılamayacağımı (doğru değil) beyan etmiş ancak toplantının olduğu hafta D.K’ ya yıllık izinlerinin çok olmasını bahane ederek izne çıkarmıştır.

 

Belki hepimizin karşılaştığı, tecrübe ettiği olaylara çok benzer olaylar paylaştım. Hatta sevgili okuyucularımızın bazıları, ne yazık ki, şunu dahi diyecektir “Bunlar ne ki!, Ben neler yaşadım”

 

Size şaşırtıcı gelebilir ancak mobbing vakalarının en kötü özelliği nedir biliyor musunuz? Herkes kaybeder. Evet, mobbing yapan da maruz kalan da; vakanın görüldüğü kurumlar da. Hatta ben resmi bir kare daha büyüteyim; tüm iş dünyası, ülke ekonomisi de. Mobbing kavramına kanser denilmesinin en temel sebebi de budur. Sinsice ilerler, her yeri sarar ve sonunda tedavi için çok emek, yeri geldiğinde kayıp gerekir. Tedavisi ızdıraplıdır. Çünkü bazen en beğendiğiniz çalışanınızı beğenme sebebinizin onun aslında profesyonel mobbing uzmanı olduğu gerçeği ile yüzleşirsiniz ya da “ yetersiz” diye ikinci sınıf muamele yaptığınız çalışanınızın başka bir şirkette “yıldız çalışan” haline gelip; o şirkete milyonlar kazandırmasını izlemek zorunda kalırsınız. Kayıp yılları, kırılmış kalpleri, hatta dağılmış aileleri, sağlık sorunlarını konuya dâhil etmiyorum bile.

 

Kavram geniş, teşhis zor. Ancak bu “kanser” den kurtulmak imkânsız da değil. Gelecek ay mobbing mağduru, mobbing yapan kişilerin genel karakteristik özelliklerini konuşalım. Teşhiste bir ışık yakacaktır. O zamana kadar herkese adil, saygılı, sevgi dolu bir çalışma ortamı diliyorum.

 

 

 

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI