marketingfutbol.club bonus veren siteler bahis siteleri
Bugun...

Kazakistan’daki ayaklanmalara küresel tepkiler

 Tarih: 17-01-2022 17:43:00
Serra Yedikardeş

Kazakistan’da son dönemde yapılan petrol zamlarıyla başlayan muhalif hareketler büyüyerek kitlesel eylemler halini aldı.

Birçok uzman, ayaklanmaların asıl hedefinin akaryakıta gelen zamlardansa ülkenin zengin yeraltı kaynaklarından elde edilen gelirin siyasi elit tarafından sömürülmesine yol açan federal hükümet sistemi olduğunu savunuyor. Yani zamlara gösterilen tepki siyasi hak ve özgürlüklerin genişletilmesi talebini barındırır nitelikte denilebilir. Fakat, Kazakistan’da ki muhalif hareketler, hükümetin olağanüstü hâl ilan etmesinin ardından yapılan müdahalelerle yerini çatışmalara bıraktıktan sonra küresel bir boyut kazandı.  

 

Kazakistan 1991’de Sovyetler Birliğinden ayrıldıktan sonra Rusya’yla sıkı ilişkiler sürdürdü. Fakat, Rusya’ya bağımlılığını azaltmak için Çin, Avrupa ve Rusya arasında denge politikası güden Kazakistan’da gerçekleşen bu olaylar küresel kamuoyunu ikiye böldü.

 

Rusya, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in ricası üzerine, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan’ı barındıran, Moskova Merkezli Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün Barış Gücü birliklerini ayaklanmaları bastırmak üzere Kazakistan’a gönderdi.

 

Kazakistan’ın dostane ilişkiler içinde olduğu bir diğer güç Çin Başkanı Xi Jinping, Kazakistan hükümetinin protestoculara karşı izlediği sert önlemlerin arkasında durduğunu açıkladı. Xi Jiping, Çin’in dış güçlerin müdahaleleriyle alevlendiğine inandığı başkaldırıya kesinlikle karşı çıktığını açıkladı.

 

Birleşik Krallık Hükümeti, Kazakistan’da hız kazanan ayaklanmalar konusunda endişeli olduklarını, protestoların barışçıl bir şekilde ilerlemesi gerektiğini ve protestolara hükümet müdahalesinin Kazakistan’ın uluslararası taaddütlerine uyumlu olması beklendiğini açıklamış. Şiddet içeren eylemleri kınamakla birlikte protestolarda hayatlarını kaybedenlere taziyelerini iletirken, Birleşik Krallık, bu süreçte Kazakistan’ın egemenliğinin gözetilmesinin öneminin altını çizmiş.

 

Geçtiğimiz günlerde Kazakistan Dışişleri Bakanı Mukhtar Tileuberdi ile görüşen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin Kazakistan’ın basın özgürlüğü ve Anayasal kurumlarının arkasında durduğunu ve ülkenin şu an içinde bulunduğu krizi barış ve hakların gözetildiği bir şekilde çözümlenmesini dilediklerini iletmiş.

 

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üyesi Belarus’un Başkanı Lukashenko, Kazakistan’daki protestocuları ayaklanmalarını sona erdirmeye davet etmiş.

 

Suriye Hükümeti, protestolar karşısında Kazakistan hükümetinin arkasında durduğunu bildirdi.

 

İran Dışişleri Bakanı Saeed Khatibzadeh, Kazakistan’da barışçıl ve dış etkilerden bağımsız bir çözüm süreci görmeyi dilediklerini belirtti.

 

Fransa, Kazakistan’daki tüm tarafların açık bir diyalog çerçevesinde çözüme ulaşma yolunu güttüklerini görmeyi arzuladıklarını ve protestoların kanlı bir şekilde bastırılmasını endişeyle karşıladıklarını bildirmiş.

 

Polonya Dışişleri Bakanı, Kazakistan’daki protestocular ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü birlikleri destekli devlet güçleri arasındaki çatışmaların bir an önce açık diyalog çerçevesinde yatışmasını dilediklerini belirtmiş

 

Avrupa Birliği, Rusya’yı Kazakistan’ın egemenlik ve bağımsızlığına saygı duymaya çağırmış.

 

Türkiye’de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Kazakistan’daki ayaklanmalarla ilgili Azerbaycanlı ve Rus meslektaşlarıyla iletişimde olduğu bildirilmiş. Çavuşoğlu Kazakistan’da süregelen olaylarla ilgili resmi bir açıklamada bulunmasa da Cumhurbaşkanlığından yapılan bir açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Tokayev’e Ankara’nın Kazakistan’la danışma içinde olduğunu ve gerektiği taktirde Kazakistan’a teknik bilgi sağlayabileceğini ilettiğini açıklamış.

 

Görüldüğü üzere dünyanın bir kısmı, kimliğini ve yöntemlerini tanımlamadan suçladıkları dış güçlerin kışkırttığını savundukları protestoların yüklü can kaybı ve Rus müdahaleciliği pahasına bastırılmasını savunurken, üstü kapalı bir şekilde müdahalecilikle suçlanan Avrupa ve ABD Devletleri ve kurumları Kazakistan’daki tarafları barışçıl çözüme çağırmakla yetinmiş. Geçmişte birçok gelişmekte olan devletin üzerinde ağır izler bırakan batı müdahaleciliğinin, bugün siyasi kazanımlar ve farklı devletlerin müdahalesinin meşrulaştırılması adına bahane edilmesi tehlikeli bir geleneğin başlangıcı olabilir mi? Ya da herhangi bir dış müdahaleyle baş etmenin tek yolu halkın bir kısmını marjinalleştirerek farklı küresel güçlere dayanmak mıdır? Kazakistan’daki gelişmeler bu soruların cevaplarını önümüzdeki aylarda bizlere verebilir.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI