marketingfutbol.club bonus veren siteler bahis siteleri
Bugun...

Kirpik Ailesi

 Tarih: 17-01-2022 17:46:00
Yüce Uyanık

2022 yılının geçen yılı aratmaması dileğiyle bu ayki yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm okuyucularıma, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yıl diliyorum.

 

Bir kez daha, suya sabuna dokunmadan ekonomi yazısı yazmak istiyorum. Ev ekonomisi tabi. Ülke ekonomisi hakkında konuşmak biz iktisat mezunlarına mı kalmış?

 

Beni uzun süredir tanıyanlar arkadaşım Büdü Kirpik’i de bilir. Büdü iyi, sevimli bir gençtir. Yani bana göre gençtir. Yoksa 40’ına yaklaştı.

 

Büdü’nün babası Fatih Ağabey ortalamanın altında denebilecek bir gelire sahip sıradan bir ücretli idi. Etraftaki bankaların kredi cazibesinden sanırım, boyunu aşan harcamalara başladı.

 

Büdü’ye çok güzel bir araba aldı.  Kızı Kena için mücevherler aldı. Büyük oğlu İyya’ya da bir yat aldı. Tabi bunlar sadece örnek. Lükse yönelik bir sürü harcama yaptı. Bunların hepsini kredi ile, hatta fiyatlarını yüksek göstererek aldı ve aradaki paraları da ev eşyalarına ve daha şatafatlı giysilere harcadı. Kendi arabası da değişti tabi. Hepsi çok mutlu oldular.

 

Etraftan komşuları, bizler de dahil, “Yapma Fatih Ağabey, gelirinden fazla harcıyorsun” dediysek de “siz karışmayın, ben işimi bilirim” diye bizleri tersledi. Bazı komşular da Fatih Ağabey’in etrafında daha fazla görünmeye başladılar. Yakınındakileri iyi besliyordu Fatih Ağabey, yalakalara gün doğmuştu. Onlar da onun harcamalarından nasiplerini alarak şatafata alıştılar. Bulunan her kredi, harcamadan fazlası ile alındı ve aradaki fark paylaşıldı.

 

Bu böyle devam etti. Büdü’ler mahallenin en zenginleri gibi görünmeye  devam ettiler. Eh banka çok, engelleyici düzenleme yoktu. Bir bankanın borcunun ödenme zamanı geldiğinde diğer bankadan alınan kredi ile devam ediyorlardı. Normal harcamadan daha fazla para çekildiği için de şatafat da aynen sürüyordu. Şakşakçılar teşekkür ettikçe Fatih Ağabey, iyi bir şeyler yapmakla gururlanıyordu. Ne bilsindi adamcağız?

 

Büdü’ye babasının yanlış yaptığını söylediğimizde “Haydi canım. Kıskanıyorsunuz bizi. Ne güzel refah içerisinde yaşıyoruz. Evimizi size yıktırmayız. Bizi birbirimize düşüremezsiniz.” gibi tepkiler veriyordu. Hani kıskanmayı anlayabilirdim ama diğerlerini bir türlü anlayamıyordum.

 

Bir süre sonra bankalar bitince tefeciler devreye girmeye başladı. Tabi bunu sadece baba biliyordu. Büdü ve kardeşleri babadan gelen o refahı sorgulamıyordu bile. Aferindi babaya. Üzümü yemek, bağını sormamak gerekiyordu. Baba ev ekonomisini çok iyi götürüyordu, hiç birinin bir derdi yoktu.

 

Zaman geçtikçe tefecilere taahhütler ödenemeyecek gibi oldu. Ama onlar parayı söke söke alırlardı. Komşulara geldi baba. Banka hesap numarasını verdi, borç istedi. Verdik tabi. Borçları ödemediği gibi sürekli istemeye başladı. Fatih Ağabey’e kefil olanlar dahi oldu. Güvendiler işte.

 

Zaman zaman borçlar ödenemeyecek gibi olunca o güzelim evleri, eşyaları başka mahallelerin zenginlerine rehin ederek para buldular ama şatafattan hiç taviz vermediler.

 

Şu anda Fatih Ağabey tefeciler ve rehincilerin ağızından çıkan her sözü bir köle gibi yerine getiriyor olsa da kuyruğu dik tutmaya çalışıyor. O ve çocukları yine refah içerisinde. Ona kefil olanlar perişan oldu. Evlerini, arabalarını ve pek çok şeylerini haciz yoluyla kaybettiler. Fatih Ağabey onlara işlerin birden düzeleceğini hepsinin parasını fazlasıyla ödeyeceğini söylüyor. Aralarında hala inananlar var. Kimileri de “problemler onları oluşturan kafa yapısı ile çözülmez, ne yapıyorsun ki düzelsin?” diye sorguluyor. Bu gidişle mahallenin önemli bir kısmı tefecilerle rehincilerin eline geçecek gibi görünüyor.

 

Fatih Ağabey’in bir rahatsızlığı var. Doktorlar çok uzun ömür biçmiyor. Büdü’ye söyleyip duruyorum, “Babanı ikna et, ondan sonra bu borç batağında siz boğulacaksınız, artık karşılıksız harcama yapmayın” diye.

 

Büdü bu. Hala “Evimizi dağıtamazsınız, bizi birbirimize düşüremezsiniz, hep komşuların yüzünden oldu, bizi çekemiyorsunuz, fitnecisiniz, ortalığı karıştırıyorsunuz, kıskanıyorsunuz” deyip duruyor.

 

Kim bilir? Belki bir gün, onu ne kadar sevdiğimi, mahallemizin, onun ve çocuklarının geleceği için bütün bu uyarıları yaptığımı anlar.

 

 

Evimizle ilgili son bilgi

 

Bu arada evimiz ile ilgili geçen ay bahsettiğim tavandan su akışı artarak devam ediyor. Hani iş yaparken tavandan geçen su borusunu patlatmıştık. Evin alt katını tamamen su basmışken üst kat da etkilenmeye başlayınca su tahliye pompalarını tam kapasite çalıştırmaya başladık. Yukarıdaki kişileri koruyabildik şimdilik, çok sevindiler, ama pompaların motorları aşırı ısınıyor, nereye kadar giderse artık. Boruyu tamir ederek yukarıdan su akışını durdurmak istesek, uğraşırken biz de ıslanacağız. Bu saatten sonra artık ne yapsak nafile. Evde yaşayanlara da “Birileri bizi rahatsız edip evimizi ele geçirmeye çalışıyor sürekli su sıkıyor, her şey aslında çok güzel” falan diyoruz. Hala da inananlar var.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI